17 mayıs 2009 cumhuriyet yürüyüşü’ne giderken
22 Mayıs 2009, 14:20
Yurdumun yarınlarını gözlerimdeki ışıkla, içimdeki umutla aydınlatmaya gidiyorum. Annemin sıcacık yüreği, babamın alın teri ve emeği kadar gerçek insanlarla birlikte. Düşmanlıklardan eski, yobazlıklardan yeni otobüsümüzle. Ankara’ ya, memleketimin başkentine gidiyorum.
Yanımda hem çocukluk hem ergenlik hem de şimdiki zamanımın kahramanı babam ve otobüsler dolusu aydın insanlarla. Sesimizin detoneliğine aldırmadan devrim türküleri söylüyoruz. Önce babam sonra ben sonra hep bir ağızdan… Yüreğimizle ısıttığımız türkülerin biri bitmeden bir diğerine başlıyoruz. En tok, en sıcak sesimizle şenleniyor otobüs. Bayram yeri gibi cıvıl cıvıl, gelecek günler gibi neşeli…
Kafamı babamın yorgun ama dimdik ve inatçı omuzlarına yaslıyorum. Cumhuriyete ve devrimlere olan aşkımla; babamın, düşüncelerimin ve inancımın verdiği güvenle giderken başöğretmen Atatürk’ ün ölümsüzlüğünün sergilendiği şehrin sokaklarında “biz varız” diye haykırmaya, güneşli günlerin hayalini kuruyorum.
Devrimden, türkülerden, çocukluğumdan, babamın çocukluğundan ve dedemden konuşuyoruz babamla. O anlatırken ben onun kokusunu içime çekiyorum. Her nefesimde daha çok babam gibi oluyorum. İnsan, eğer benim babam gibi bir babası varsa hayata daha insanca başlıyor. Emek ne demek, emekçi kim, alın teri neden her şeyden daha değerli hiç zorlanmadan anlıyor. İnsan, benim babam gibi bir babası varsa yobazlığın, karanlık zihinlerin, bölücülüğün üstüne üstüne gidiyor. 6-8 Ağustoslarda Hiroşima’ya atılan atom bombalarının yasını tutarken, insanca ve kardeşçe yaşamak için mücadeleyi elden bırakmıyor. Benim babam gibi bir babası varsa ne Gürcü, ne Laz, ne Manav, ne Yahudi, ne Alevi, ne Kadın, ne Erkek, ne Kürt, ne Ermeni ayırmadan insanı sırf insan olduğu için sevebiliyor. Bir arada ve farklılıklarla yaşamanın mümkün olduğunu görebiliyor. Cumhuriyetine, Atatürk devrimlerine, bilime, aydınlığa sahip çıkıp yüceltiyor. İnsan, benim babam gibi bir babası varsa hem babasını hem ülkesini çok seviyor.
Üzülmeyin benim kadar şanslı değildiniz diye, sakın üzülmeyin! Sizi güzel günlerin geleceğine inandıran, insanca yaşamayı ve insanı sevmeyi öğreten bir babanız olmadıysa bile, çocuklarına öğreten anne ve babalar olmak sizin elinizde.
Ülkemizi insanca yaşanır kılmak için cumhuriyetimize sahip çıkalım!!!
1 Mayıs
4 Mayıs 2009, 07:53
Gece karanlığını parçalayan kızıl bir yıldızdır bir mayıs!
Tarih boyunca insanlar sömürüye karşı savaşmıştır (ilkel komünal dönem hariç). Tarihi devindiren, değiştiren şeyde bu sınıf savaşımlarıdır. İşte 1 mayıs böyle bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktı.
İlk kez 1856′da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.
1 Mayıs 1886′da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago(Şikago)’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, “Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu” şeklinde yorumlanmıştı.
Bir mayıs bütün işçilerin ayrımları bırakarak sömürüye karşı birlikte durdukları gündür. Çünkü hangi dinden, ırktan veya hangi dili konuşuyor olursa olsun hepsi sömürülüyor ortak düşman burjuvazidir.
“Bütün dünyanın işçileri birleşin” Karl Marx
Bir mayıs bütün dünyada kanlı olaylara katliamlara sahne olmuştur. Bunlardan biride ülkemizde 1 mayıs 1977 de Taksim Meydan’ında gerçekleşti. Disk’ in önderliğinde 500.000 kişi Taksim Meydan’ını doldurmuştu. Kemal Türkler konuşmasını bitirmek üzereyken birden silah sesleri duyulmaya başladı. Sular idaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından İntercontinental otelinde üst katlarından ateş açıldı. Panzerlerde insanların üzerine yüründü, kazancı yokuşunda insanlar sıkıştırıldı. Çünkü kazancı yokuşu bir kamyon ile kapatılmıştı. Polis ateş açanlara değil kalabalığın üzerine saldırıyordu.Bunun sonucunda 34 kişi hayatını kaybetti. 1980 darbesinden sonra taksim meydanı bir mayısta işçilere kapatıldı. 2009 bir mayısında “makul” sayıda bir grup içeri girdi.
Bir mayısta dünyada bu kadar olay yaşanmasının sebebi işçilerin sömürüye karşı birlikte duruşudur. Bu da egemen sınıfın (burjuvazinin) hoşuna gitmediği için fazla katılım olduğu zaman bu tür şiddet olaylarına başvurmuştur. Ama prolateryayı (işçi sınıfını) bayramını kutlamasından vazgeçirememiştir.
Okan Yolcu
Mustafa Kemal Üniversitesi
Biyoloji Bölümü 4. Sınıf




