ÖLÜMÜM
28 Ekim 2009, 06:29
bu gün ölüm günümmüş meğer
şimdi vardı çıkmak kapıdan
kaçmak silik gölgelerin ardından
sessizce koşmak ve usulca uzaklaşmak
bugün ölüm günümmüş meğer
son kez olsun, ta genizden
ama yavaşça temiz havayı
olduğunca sarhoş solumak
bugün ölüm günümmüş meğer
ağırdan üzülerek geriye,
eskiye dönmek ve gitmek
yadsıyarak üzülmek geçmişe
ve eskide kalmış günlere
sonra kızmak birden
fazlaca uyunmuş taze sabahlara
bir de tasa çalmak başa
geçmişte yapılan hatalara
tekrardan üzülmek ve içlenmek
fark etmek, bunlara ne gerek
bugün ölüm günümmüş meğer
uzaklarda kalmıştı bir arkadaş
sözkonusu eveldenbir yerden
kalmış eski bir dargınlık
onu bulmak ve barışmak
yaptığın hatayı bir özürle
mutlu ve gülerek silmek
bugün ölüm günümmüş meğer
çıkmak gerek son kez çamlıcaya
ya da duymalı yeşil koruda
son kez kuş cıvıltılarını
dalgalı marmaranın, unutulmaz,
parlak pullu derya kuzuları
bugün ölüm günümmüş meğer
şimdi vardı bir kış gününde
karlı yollara çocukça yatmak
ya da sıcaklı bir yazda
ufka özgürce kulaç atmak
olmazsa, bir ılık yağmurda
usulca ve içten içe ıslanmak
yine olmadı, ağırdan dökülen
kuru sarı güz yapraklarının altında
sevgilinle kol kola gezmek
sanki bugün ölüm günümmüş gibi
hayal ettim muzurca
ve sonra acımasızca fark ettim
geride yalnız kalmış çocukluğum
eski günlerim ve dostlarım
ve ben şimdi geçmişi
göz yaşlarımla duruladım
ÇOCUK
28 Ekim 2009, 06:29
uzaklarda kalmış çok uzaklarda
ne de o sıcak uykulu rüyalarda
rüzgar bile yetişmez ne ateş ne de su
biz çoktandır geçmişiz oraları
yazıkki bırakmışız adımızı şanımızı soyumuzu
harcadık günlerimizi ve kendimizi,
kandık temiz havalara berrak sulara
ve ıslak toprak kokan o bayırlara
neydik ki ne olaydık.
utanmaz sıkılmaz olmuşuz
işte böyle keder keder üstüne
merdivene bir kat merdiven daha
çıkarken üzülür olmuşuz.
ne zaman çekiç vurulur
ne gün tozlu eller yontar
o beyaz güzel mermerimi
eskiden olsa üzülürdüm
halbuki daha şimdiden
kaç bin çeşit insan gördüm
uzadı uzadıya bu eski kokmuş rüya
elbet bir gün o da gelirya
o özlemini duyduğum
şurada kimsenin bilmediği o dünya
İnsan
28 Ekim 2009, 06:29
Kimi zaman olmayanı yapmak gerek
ya da çoğu kez karşı koymak
en azından sevdiğini söylemek
bunları yapmaya da ceserat gerek.
Rüzgarın koynunda olmuşuz
cılız bir oyuncak
ve derbeder giden bir bunak gibi
fark etmemişiz her yanımız olmuş yasak.
Hayatına önem vermişsin
geçmişinden bu yana
ve yaşlılığına eklenirken bir gün daha
yazık ki gözlerin dalmış sadece hatıralara
Dünya değişmiş ama kimin umurunda
adamın aklı bir karış havada
soyulmuş çoktan cepte yok beş para
oğlum sözünü etsene şu dünyaya
Ulan ne oyun şu kahpe dünya
insandır ölümden korkan
halbuki yaşayacağım diye nefes alan
farkında mıdır ki insan
soluduğu her bir sıcak hava
bir adım daha yaklaştırır zavallıyı
gireceği o meçhul mezara
Dünya değişmiş, dostlar değişmiş
insan insanlıktan geeçmiş
bir söze bin ah ağızlarda
yazıkki umutlar kalır dudaklarda
Felek dünya döne döne
yine başa ne getire
ve kim bilir daha kaç bine
yazdırdı adını, o soğuk
kaba kara mezardaki
ak sütunlu beyaz mermere
METAFİZİK NEDEN
20 Ekim 2009, 20:29
Metafizik kelime anlamı olarak Fizik’ten sonra veya Fizik ötesi demektir. ir nevi gerçek ve hakikat ayrımı gibidir. ne demek gerçek ve hakikat ayrımı? Mesela bir çay bardağına daldırılmış bir çay kaşığını düşünelim bu çay kaşığı gerçekte bize nasıl görünür? Evet kaşık bize kırılmış gibi görünür. Oysa biz hakikatte biliyoruz ki, kaşık kırılmamıştır. Gördüğümüz sadece bir yanılsamadır. İşte Fizik ve Metafizik arasındaki ilişki de böyledir. U zmanlar derler ki insanı yönetmek demek duyguları yönetmektir. Hiç düşündünüz mü acaba insanlar neden yıllarca depresyon tedavisi görürler ve sonuç alamazlar. Veya insanlar neden korkularından, kaygılarından neden kolay kolay kurtulamazlar. Mesela Psikiyatriste gittiğinizde derdinizi anlattığınızda yazılan bir ilaç size umut olabilir. Ancak örneklerini son zamanlarda bolca gördüğümüz gibi artık ilaçlar insanların derdine deva olmuyor. Çünkü ilaç zahirde dışta görünen sonuç üzerine odaklanıyor. Oysa ki sizin o sorununuzun sebebi bambaşka bir şeydir. İşte o görünmeyen ilkeye Metafizik Neden diyoruz. Neden mi çünkü zahirde görünmeyen bir sebeptirde ondan. Mesela kabızlık sorunu çeken bir insanın ilaçla tedavisi bir yere kadar olmakta iken, daha doğrusu bazılarının sorunu sadece bir fizik nedene dayanmamaktadır. Belki de kabızlık rahatsızlığının ardında yatan Metafizik Neden kendi sınırlılığına ve yetersizliğine inanan ve bu yüzden de yeniden yerine koyamayacağı korkusuyla bir şeyleri bırakmaktan koyuvermekten zihnen korkma olabilir. Şimdi denilebilir ki alakası yok gibi. İşte bu yüzden Metafizik Neden diyoruz ya. Şimdi insan Ruh ve Beden denilen ikili bir yapıdan mürekkeptir genel anlamda. Ruhumuza giydirilmiş olan Beden bir nevi Ruhun aparatı gibidir. Yani nesneye dokunan hisseden koklayan tarafıdır. Bir arabanın kaportası gibi düşünün. Ancak araba yakıtı olmadan gidemez işte burada Ruh arabanın yakıtı mesabesindedir. Gelelim laka kuracağımız kısıma. Şimdi beden Ruhun iş gören tarafı ise o zaman ruhun bazı istekleri olabilir. Ve bazen beden bu istekler neticesinde hareket etmemiş olabilir. Ancak yakıt olmadan araba gidemeyeceğine göre o zaman beden istesede istemese de ruhun direktiflerine boyun eğmek durumundadır. Ancak beden Ruhun bu isteklerine kendi dilince bir cevap vermektedir. İşte kabızlık örneğinde olduğu gibi beden çoğunlukla Ruh ile olan uyuşmazlıklarda kendince tepkiler oluşturmaktadır. Bunlara da bizler rahatsızlık adını vermekteyiz. Bakınız Kadim Düşünce geleneklerinde unutmamak gerekir ki Beden, Ruh için bir hapishanedir. işte bu nedenle bizler bedenin kendi dilince geliştirmiş olduğu tepkilere göre sorunumuzu halletmeye çalışırsak aslında o rahatsızlığın sadece sonucunu ortadan kaldırmış olmaktayız. Ancaksebep hala ortada durmakta. Ve bir süre sonrada o sonuç sebep ortada olduğu için yeniden ortaya çıkacaktır. Şimdi neden insanların bağımlılıklarından kolay kolay kurtulamadıklarını anlıyor musunuz? En önemli nokta o sonucun sebebi olan Metafizik Nedene ulaşmak.

