Fotoğraf(lar) ve Anlam(lar)

, 0 Comments

Keman kuş aşk güvercin çocuk

Hayat dijital kayıtlarda kendi sırlarını  afişe etmeye devam ediyor. Tamamlanmamış hikayeler, yaşamlardan kesitler bizlere  paketler dolu anlamları kucağımıza gönderiyor. Ne kadar çok anlamları yaşamsallaştırıyoruz ve ne kadar çok üzülüyoruz. Garip olan şu ki dijital kayıtlardan bize gelen bütün acı şeyler elden ele dolaşıyor ama kimse intihar etmiyor ve yaşam olduğu yerden devam ediyor. Ağlarda dolaşan tanrı bizi çok mu duygusuzlaştırdı  yoksa gerçekten vicdanımız mi elimizden alındı.
Yaşam oduğu yerden devam ediyor. Güncel imgelerin büyük çoğunluğu sefil ve vahşi insan görüntüleri sunmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Aşırı anlamla yüklü bu imgeler bizde duygular yaratıyor olsaydı;Adorno’nun dediği gibi yaşamın artık yaşanmaz hale geldiğini görür ve ölmeyi tercih ederdik. İmgeye yüklenen içeriğin bizi etkilemesi için bu imgenin kendiliğinden ortaya çıkması ve kendi anlamını dayatması gerekmektedir.
Garip olan şu ki dijital kayıtlardan bize gelen bütün acı şeyler elden ele dolaşıyor ama kimse intihar etmiyor ve yaşam olduğu yerden devam ediyor.
Dünyanın ne kadar sefil  bir yer olduğunu anlamak için bir mankenin yüz ve vücut hatlarının en az bir afrikalının iskeleti andıran görüntüsü kadar etkili olduğu söylenebilir. Bakmayı bildiğimiz taktirde aynı vahşetle her yerde karşılaşırız. Aslında dünyanın kendisi kendi fotoğrafını çekmeli; bize bizim algılayamadığımız bir dünya sunmalıdır. Fotoğraflara anlam yüklemek nesnelere poz verdirmeye benzer. Çünkü nesneler bakışların kendilerine yöneldiklerini hisettikleri anda anlamı yaymaya başlamaktadırlar.
Fotoğraf makinesiz bir fotoğrafçı olabilmek ve dünyayı makine olmadan dolaşıp fotoğraflamak, kısacası fotoğraf olayının ötesine geçerek, şeyleri sanki imge ötesi varlıklarmış gibi görmek sanki fotoğrafları bir önceki yaşantımızda çekmişiz gibi bir duygu yaşayabilmek ne müthiş olurdu.
Aslında dünyanın kendisi kendi fotoğrafını çekmeli; bize bizim algılayamadığımız bir dünya sunmalıdır.
Her özgün imge bizim için istisnai bir değer taşımalı, çünkü tüm özgün olanı unutmamızı istemektedir.Hikayelerin içiçe geçmesini engellemeliyiz.
Fotoğraf Çekmenin Sakıncası veya Yeni Makinelerle Fotoğraflamanın Sakıncaları
* Dijital olan şey bize sonsuz özgürlük tanıyarak (seçeneklerimizin olması, değiştirme ve form verme özgürlüğü) sanat üzerine iktidarlık kurmamız ve yüklediğimiz anlam doğrultusunda çekme şansını verir. Bu durumda önceden anlamlandırdığımız şeyin yaratıcılıkla ilişkisi olamaz. Sadece tasarladığımız şeyi fotoğrafta görüyoruz. Dolayısıyla  çağcıl olan ve toplumsal  beğeni ölçülerine uygun  çekilmiş fotoğraflarla kendimizi tatmin etmiş oluruz. Doğadaki anlamı bulmaya çalışmak yerine kendi anlamımızı tekrar etmiş oluruz. Yani kısacası nesneyi ışık hızıyla veya “oluş” şeklinde çekeceğimize olması gereken ve olabilirlik üzerinden çekmiş oluruz.
* Sine – kentler, foto – kentler yaratma başlıyoruz ki doğa da anlam eğer gerçekten varsa öldürüyoruz. Flash patladığı an romantizm biter. Bütün mekanlar ve anlamlar bize bizden daha yakın konumdalar. Oysa düşünsel yolculuklar keyiflidir; anında karşımızda olan pornografik imge değil (resmin emek ve arayış sonucu değilde bir tıklamayla ulaşılması anlamında kullanılmasına pornografik imge diyorum).
* Eskiden aynı yerlere yolculuklar bir çok kez yapılırdı. Şuan ise gittiğimiz yerlere ait çektiğimiz yüzlerce fotoğraf var elimizde. Bu durum ve başka sebebler (gitmediğimiz yeri görme arzusu daha önce gittiğimiz yerin arzusundan baskın çıkar çoğu zaman ve sonuçta doyumsuzlaşırız) gitmemizi engelliyor. Kendimizle birlikte getirdiğimiz fotoğraflar da özlem duygusunu belli bir zamandan sonra öldürüyor. Oysa bana göre anlam daha çok yolculukta geçirilen zamanda var ve doyumlarımızın ölçütünü bilmekte var. Tıpkı özel hayatımızda tek bir kadının veya erkeğin bizi mutlu ettiği gibi.
Bişar Bektaşlerzek@hotmail.com

0 comments:

Follow @swordbros_russia