GDO ve Yoksulluk
21 Ocak 2010, 00:31 | 325 kez okundu
“Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser”
Karl MARX
Karl Marx‘ın sözünü ettiği gibi kapitalizm için doğanın hiç bir anlamı yok daha doğrusu tek bir anlamı var o da kar etmektir. Bunun için doğayı metalaştırır, çevre kirliliğine sebep olur, canlı türlerini yok eder, küresel iklim değişikliklerine sebep olur ve daha bir çok neden… GDO da bu sürecin bir parçasıdır. GDO canlı türlerini yok etmekle tehdit eder, tarım işçisini tekellere bağımlı hale getirir. Açlığa çözüm üretmez sadece emperyalist tekellerin karını yükseltir. GDO;Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara denir. Frankeştayn Gıda olarak nitelenen, kolera bakterisinin genini taşıyan yonca, tavuk geni taşıyan patates, akrep geni taşıyan pamuk, balık genli domates gibi gıdalar şeklinde karşımıza çıkıyor. GDO en çok mısır, soya, pamuk ve kanola da var bu ürünler diğer ürünlerin üretimde de kullanıldığına göre bir çok gıda maddesinde GDO‘nun olduğu ortaya çıkar ve bu ürünleri üreten 5 (emperyalist) şirket var. Monsanto, DuPont, Pionerr, Syngenta, Bayer ve Hazera özellile Monsanto bu pazarın %90′ına hakim durumda. GDO ticari amaçlı ilk olarak 1996 kullanıldı.
İnsan sağlığı üzerindeki etkilerini anlayabilmek için 3 neslin geçmesi gerekiyor. Farelerde kullanıldı 3 nesilden sonra kısırlık görüldü. Uzmanlara göre sağlık riskleri şunlar; antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşması, gıda olarak kullanımında insan ve hayvanda toksik yada allerjik etki (Örneğin, Brezilya fındığının bir genine sahip olan transgenik soya fasulyesi, fındığa alerjisi olanlarda alerjiye neden oluyor). GDO sadece insan sağlığını değil doğayı da tehdit ediyor. GDO‘lu bitkiler diğer bitkilere sıçrarsa genetik çeşitlilik kaybına neden oluyor ve çevre tektipleşiyor ayrıca böcekler ve arılar vb. bu besinlerden besleneceğine göre besin zincirini göz önünde bulundurduğumuzda doğa açısından ne kadar büyük bir tehdit olduğunu düşünebilirsiniz. GDO‘nun en büyük etkisi tarım işçisine olcaktır. Çünkü GDO‘lu tohumlar patentleniyor ve bu patentler adı geçen 5 şirketin elinde bulunuyor. Bu durum tarım işçisini şirketlere bağımlı hale getiriyor. Şirketler hibrit tohumlar kullanarak tohumun bir yıllık olmasını sağlıyor. Gelecek yıl tekrar o şirketlerden tohum almak zorunda kalınıyor zaten hibrit tohum kullanılmasa bile tohumun patenti şirketlerde bulunduğundan dolayı gelecek yıl o tohumlardan yararlanılmak istense bile tohum parasını şirkete ödemek zorunda kalınıyor. GDO‘nun ayrıca açlığa çare olduğu propagandası yapılıyor. Oysa Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütü FAO‘nun 1990 tarihli raporuna göre tahıl üretimindeki artış nüfus artışından %50 daha fazla, sorun gıdanın yetersizliği değil; gıdanın emperyalist şirketlerin elinde bulunması ve dünya halklarının aç bırakılmasıdır.
Okan Yolcu
Mustafa Kemal Üniversitesi
Biyoloji Bölümü 4. Sınıf
lamarck_00[at]hotmail.com
İlginizi çekebilecek yazılar:
Toplam 3 yorum yapılmış
Yorum yazın:





GDO’ya karşı durmak değil çözüm, tarım sorunlarına akılcı alternatif çözümler üretilmeli. GDO teknolojisinin tarımsal sorunlara çözüm olarak geliştirildiği gözardı edilmemeli. Savaşılması gereken teknoloji değildir.
GDO’ya alternatif çözüm organik tarımdır.bunun için Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu şöyle söylemiştir.
“Organik tarım toprakların, ekosistemin ve insanların sağlığının sürdürülmesini sağlayan bir üretim sistemidir. Olumsuz etkilere yol açan girdilerin kullanımına karşı ekolojik süreç, biyoçeşitlilik ve bölgesel koşullara adapte olmuş döngüye dayanmaktadır. Organik tarımın hedefi gelenek, yenilik ve bilimi birleştirerek paylaştığımız çevreye faydada bulunmak ve adil ilişkilerle yaşamın içinde yer alan herkes için iyi bir hayat sağlamaktır.”
GDO ile birlikte tarım işçisinin tekellere bağımlı hale geleceği bir gerçekliktir. bu korkunç bir olaydır. tarımsal sorunlara ne gibi çözümleri olacağını merak ediyorum
eğer kastettiğiniz ürün verimliliği ise;
Ekoloji ve doğa bilimleri alanında çalışan her bilimcinin üstüne basa basa belirttiği gibi; doğada bedelsiz kazanç olmaz. bu durum bize çevre kirliliği vs. olarak geri döner
bilime engel olunmamalı ama böyle hoyratça kesinlikle kullanılmamalı
sosyolojik ve çevresel sorunları gözardı eden bir zihniyete nasıl olumlu anlamda bilim denir.
(irem) tarımsal sorunların başlıca sebeplerini (kapitalizm,emperyalizm) göz ardı etmemek gerek. başlıca problemlerin çözümü için bir şeyler yapılabilir. sanırım gdo üretimi ve tarımsal problemlerin tarihe karışması için daha akılcı bi yöntem var; marksizm.gdo ve bilim aynı kefeye koyulmamalıdır.
(lenin) sanırım gdonun desteklenmesi için fazlaca bi bilgi kirliliği var.gerekli yerlerde gerekli ve sağlam kaynakları bulmak,okumak,anlamak sanırım sorunların giderilmesi için yeterli.yazı için tşk.