Bir Bütün
7 Şubat 2012, 22:26
Bir bütün etmeyen hayatlarımız ve kendimiz mi acaba? Nerede tüm parçalarımız ve nerede tüm hayatımız? Sağda solda; anılarda ve acılarda, kahkahalarda ve mevsimlerde bıraktık hepsini.
Tanışılan insanlardan ve şehirlerden koparılan parçalar bir bütün etmiyor da hayatlarımızı topladığımızda bir bütün oluşturmuyor ki. Çoğu kayıp, bazılarını unuttuk, bazılarını gömdük nereye gömdüğümüzü unuttuk bazısını, birer teker çoğunu kaybettik nihayetinde. Geriye kalanları topladığında da işte bir bütün etmiyor. Şimdi geriye kalan bizlerden bir şey yaratmak için nereden toplasak acaba kendimizi? İlk aşkımızdan mı, çocukluğumuzdan mı, anamızdan babamızdan mı, hayal kırıklıklarımızdan mı, düşüp dizimizi kanattığımız yerden mi, ilk söylediğimiz ve ilk duyduğumuz yalandan mı, ilk ihanetimizden mi toplasak da kendimizi de bir bütün olsak? Yoksa mezarlara gidip kaybettiğimiz sevdiklerimizde mi arasak kendimizi? Sahi neredeyiz biz, hunharca savurduğumuz, öfkeyle kaybettiğimiz tüm parçalarımız nerede bizim?
Her şehir ve her insan çalıyor olmasın bizi bizden yanlışlıkla ya da isteyerek ya da istemeden, sessizce öyle ya da böyle belki sinsice belki gurursuzca, belki deha ürünü bir nefretle her insan yavaş yavaş azaltıyor olmasın bizi. İstanbul’da Kız Kulesi yüzümüzü çalmıştır belki, İzmir’de Kordon adımlarımızdan hafızamızı çalmıştır belli mi olur ya da Ankara’dayken Kuğulu Park’a gidip kuğulara atmışızdır parçalarımızdan bir kısmını yem diye. Toptan bıkıp ikiye bölmüşüzdür kendimizi; bir yanımızı Avrupa Yakası’na bir yanımızı Anadolu Yakası’na hediye diye vermiş sonra Boğaz Köprüsü’nün orada Araf’a ilk adımımızı atmışızdır belki.
Yaşamın kendisidir belki bütün olmamıza izin vermeyen. Her gün güneş doğarken ilk parçamızla kahvaltısını ediyordur ve her gece ay bir parçamızı rakı sofrasına meze yapıyordur, hayat belli mi olur. Konuştukça kelimelerimizden akıp giderek yok oluyoruzdur yavaşça. Her seni seviyorum dediğimizde kayboluyoruzdur adım adım kim bilir.
Unutmaya çalıştıklarımız yok ediyor olabilir mi bizi? Öyle ya unutmak yoktur hiçbir zaman, sadece daha az hatırlamak kalır bizlere. Her sevdiğimiz insanı terk etmeye kalkıştığımızda çatırdıyoruz, çatırdayarak parçalanıyoruz böylece. Sevmeler gidip acılar geldikçe ve acılar pıhtılaşıp unutmak vakitleri gelince parçalanıyoruz ve bir bütün olmaya elveda diyoruz belki de. Sahi unuttum ben, Kız Kulesi miydi yüzümüzü çalan, Kordon’un kaldırımları mıydı adımlarımızdan anılarımızı çalan?
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:

Yazan:



