Hayal Değil Gelecek

3 Eylül 2010, 10:16 | 556 kez okundu


Sen… 10 yıl sonraki ben…Yani benim geleceğim. Seninle aramızda uzun bir köprü var; çok uzun. Sen köprünün bir ucunda ben diğer ucunda. Sana doğru ilerliyorum kendimce emin adımlarla. İçimdekilerle, beynimdekilerle, yaşadıklarımla, acılarımla, sevinçlerimle… Her adımda kendime yenilerini ekleyerek. Bazen acaba bir adım ileride beni ne bekliyor diye büyük bir merak duyarak, bazen merakımı giderecek olmanın mutluluğunu yaşayarak, bazen de geride bıraktıklarımın, bir daha yaşayamayacağım zamanların eksikliğini duyarak. Ama sürekli ister istemez sana doğru ilerliyorum.
Kendime bir şeyler katıyorum bir şeyler eksiltiyorum yaşamımda ama hiç durmuyorum. Köprünün uzunluğu, kısalığı umurumda bile olmadan ilerliyorum. Hayaller kuruyorum sana doğru ilerlerken, tahminlerde bulunuyorum kendimce… Bazen hayallerim gerçek oluyor, bazen hayal kırıklıkları yaşıyorum. Tahminlerimde yanılmıyorum bazen, bazen de tahminlerimin bile sınırlarını aşan olaylarla karşılaşıyorum bu yolda sana gelirken.

Bu yolu seviyorum. Bu yolda ilerlemeyi seviyorum. Bu yol bizim yolumuz. Sadece bize ait. O yüzden bu yolda attığım her adımı en iyi şekilde atmaya çalışıyorum. Çünkü öyle bir yola çıktım ki geriye bir adım atmaya bile imkan yok. Yerinde saymakta yok. Hep ilerlemek var. Düşe kalka bazen, bazen koşarak, bazen hiç istemeden zora ki adımlarla, bazen pişmanlıklarla, bazen ağlaya ağlaya, bazen sevinçten uça uça ilerlemek var. Sana ulaşabileceğimin bile garantisi yokken sana doğru ilerlemek var. Yol zorlu, yol renkli, yol neşeli, yol yorucu… Ama ben bu yola baş koydum. Sen beni bekliyorsun bu yolun sonunda ve ben sana yaklaşıyorum günden güne… Merakla, korkuyla, kuşkuyla, umutla, sabırla…

Beni nasıl karşılayacaksın bilmiyorum. Sen beni böyle umutla ve merakla bekliyor musun bilmiyorum. Beni suçlayacak mısın yoksa benimle gurur mu duyacaksın bilmiyorum! Tek istediğim en iyi şekilde, pişmanlık duymadan geçmek bu köprüden. Sana geldiğimde, geriye dönüp baktığımda iyi kilerimin keşkelerimden fazla olması. Başım dik, gururla, yapabildiğinin en iyisini yapmanın verdiği huzurla geriye bakmak. Sana her adımda yabancıyım ben. Her adımda biraz daha sen oluyorum ama sana tamamen ulaşmadan asla tam anlamıyla sen değilim. Çünkü değişiyorum; her olay, her gün, her söz, her adım değiştiriyor beni…

Sen nasılsın peki bugünkü benden çok mu farklısın yoksa görünüşün ve yaşamın dışında bugünki benle aynı mısın? Hala hayaller kuruyor musun imkansız olduklarını bile bile? Hala büyük acılar karşısında gösterdiğin metanetini, direncini hiç olmadık olaylarda yerle bir ediyor musun? Hala ufacık şeylerden mutlu olabiliyor musun? Hala umutlarını hiç verilmemiş sözlere bağlıyor musun? Hala hayatındaki çoğu şeyi riske attığını bile bile yürekten hissettiklerin uğruna cesurluklar yapıyor musun? Hala hiç beklemediğin insanlar hayal kırıklığının en büyüğünü yaşatıyor mu sana? Onu yaşayamadığın için, imkansız olması onu çok daha çekici yaptığı için vazgeçemediklerin var mı hala? Hala aynı kişilere aynı değeri veriyor musun peki? Senin için vazgeçilmez olan kişilerden çoktan vazmıgeçtin yoksa. Yoksa hala onları hayatının en önemli yerinde mi ağırlıyorsun?

Peki hep o hayal ettiğin sadece sana ait olacak olan günü yaşayabildin mi? Seni senden alan şarkıların hiç susmadığı o günü. Gözlerini kapatıp, sadece müziği hissederek ağlaya ağlaya dans edeceğin ama bundan mutluluk duyacağın o günü. Sadece kendi istediğin şeyleri yaptığın, hiçbir kötülüğün, üzüntünün olmadığı insanın içini kıpır kıpır eden o günü… Aynaya baktığında yüzündeki mutluluktan mutlu olacağın,gözlerindeki ışıltının etrafı aydınlattığı, kendini çok sağlıklı hissettiğin o günü…Ogün ufukta sadece batmakta olana güneşin göründüğü, uçsuz bucaksız bir yolda,nefesin kesilene kadar koştun mu güneşe doğru?..Ona yetişmek istercesine, çılgınca, batmasında etraf hep aydınlık kalsın, o gün hiç bitmesin diye…

Peki dans hala vazgeçilmezlerinden mi? Üzgün olduğunda, mutlu olduğunda ya da kendini boşlukta hissettiğinde hala içinden sadece dans etmek geliyor mu?Sana her şeyi unutturuyor mu dans? Yoksa artık buna ayıracak vaktin yok mu?Hayat,insanlar seni kendin olmaktan vazmı geçirmeye başladı yoksa…Peki geceleri saatlerce sıkılmadan yıldızları izliyor musun boynun tutulana kadar;arka fonda kurbağa sesleriyle… Peki öfkeni,mutluluğunu,yaşadıklarını ölümsüzleştiriyor musun yazılarınla hala… Yazdıkça yazasın geliyor mu yine… Yazmazsan nefessiz kalacak gibi oluyor musun zaman zaman. Önceden bunları yaparken duyduğun nedensiz mutluluğu duyabiliyor musun;kaybetme korkusu olmadan,hep bunları bu şekilde yaşayacakmışsın gibi…Yoksa bunları artık yaşayamamanın verdiği buruklukla,umut yüklü bu hatıralar senden iki üç damla gözyaşı olarak mı çıkıyor…

Evet sana ulaştığımda yani sen olduğumda işlerinde çok başarılı olan,sahip olmayı istediği maddi varlıklara sahip olan.yaşamını mükemmel denecek kadar yoluna koymuş o kadını görmekte isterim tabi. Belki yalnız bile olmam sana geldiğimde ellerimde canlarımla gelirim sana..Anne olarak,bir eş olarak.bir iş kadını olarak… Ama benim için en önemlisi ben olarak gelmek sana.Belki her şeyin daha fazlasına sahip olarak;daha bilgili,daha olgun,daha yorgun,daha mutlu,daha kalabalık…
Ama ben olarak… İsmim zikredildiğinde insanların kafasında, yüreğinde beliren silüetim değişmeden…

Ben istiyorum ki sana hediyelerin en büyüğünü getireyim gelirken… Sevinçler, mutluluklar getireyim… Ve ben istiyorum ki sana sapasağlam gelebileyim, bir yerlerim eksilmeden, yürüyecek dermanım kalarak…
İstiyorum ki bu yolu bitirebileyim.Ben istiyorum ki sana gelebileyim…

GÖKÇE ADANUR



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 6 yorum yapılmış

  1. Sinan IŞIK | 3 Eylül 2010, 20:34

    çook güzel olmus,uzun zamandır kendıme hıç bu kadar ılersını dusunerek bakmamıstım tesekkurler.

  2. kahraman | 3 Eylül 2010, 20:53

    metni okurken geniş ve rengarenk bi hayal dünyası içine daldım. o kadar akıcı ve güzel kelimeler seçilmiş ki yazının sonuna geldiğimi fark edemedim…

  3. gökçe | 3 Eylül 2010, 20:54

    teşekkür ederim yazım sizde birşeyler uyandırabildiyse ne mutlu bana…

  4. sezen | 4 Eylül 2010, 09:07

    ben de çok beğendim tebrikler.

  5. yucenur | 5 Eylül 2010, 23:12

    günlüğümü karştırır gibi hissettim tek farkla onlar yaşanmıştı, çokşey eklemişti hayatımıza yaşadıklarımız asla değil bir gün öncesi bir an öncesiyle aynı değildiler. yazıyı okuduğumda zamanın ne kadar değerli olduğunu ve asla geri dönüşü olmayan değerler kazandırdığını yeniden hatırladım. Ellerine ve yüreğine sağlık çook güzel olmuş…

  6. abdurrezzak | 6 Eylül 2010, 14:58

    o kadar akıcı ve sürükleyici yazmışsınki kendimi bir anda yazının sonunda buldum. ve insanın deniz kenarında mehtabı izleyıp hayallere dalarken hissettiği duyguyu ekranın karşısında hissettirmişsin. çok güzel olmuş tebrik ederim..

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.