Masalları ile 21.yy İstanbul’u – 1
14 Temmuz 2010, 23:20 | 427 kez okundu
Demir bilindik hergün yanından geçtiğiniz, kimi zaman küçük bir tebessümle selam vereceğiniz ama çoğu kez fark etmiyeceğiniz birisiydi. Her daim yüzünden gülüşü eksik olmazdı hiç. Babası memur olduğu için yerleşik düzene pek alışık değildi ve yeni insanlara ve yeni yüzlere her daim bir hasret güderdi. Özgürlüğüne ve prensiplerine düşkün birisiydi daima özgürlüğü uğruna herşey mübah diyebilen ama hiç bir zaman prensiplerini aşamayan birisiydi. Genede özgürlüğü söz konusu olduğunda son söz herzaman onundu. Ne yaptı ne etti bir başına ayakta kalacağı ailesinden uzak bir şehirde okudu. Ardından iş vs derken tamamamen özgür olduğunu ama bir o kadarda yanlız olduğunu fark etmeye başlamıştı. Çevresindeki insanların sayısı gün gçtikçe azalırken prensiplerine olan bağlılığına olan gururu her geçen gün kabarıyordu. Kafasında belirlediği doğru ve yanlışların dışına çıkan hemen herkes çıkmıştı hayatından ve o bundan mutluydu tek sorun gidenlerin yerine daha güçlülerinin gelmemesiydi. Dostu diye nitelendirdiği insanlar için herşeyini ortaya hiç çekinmeksizin koyacak olmasına karşın gün geçtikçe insanların aynı şeyleri yapmayacağını fark eder olmuş ve onlarada bir ölçüde hak vermeye başlamıştı. İşte tam demir bu kargaşanın ortasında iş hayatına çeki düzen vermeye çalışırken başladı
İşe ilk girdiği günki heyecandan bir zerre ararken içinde birden bir mesaj sesi ile irkildi aniden ilk başta gene bilgilendirme maillerinden bir tane daha diye düşündü çünkü çalışma saatleri içerisinde posta kutusu hep boştu her ne kadar ümitle birinden birşey beklesede bulamazdı okunmamış bir öğe. Belkide bu yüzden okunmuş onlarca maili silmiyor yada düzenleme ihtiyacı hissetmiyordu. Önemsiz postalarının hemen üzerinde henüz okunmamış bir mail duruyor. Daha önce bir yazışma olmamış olsa gerekki bilgisayarı mail sahibini tanımlayamıyor. Belki iş başvurularından gelen bir yanıttır diye garip bir merakla açıp okumaya başlıyor maili
Gamze diye birisinden gelen mesaj:
“ Haftasonu bir seminer için geliyorum geçen sefer fırsat olmadı bu sefer zaman yaratalım
Bu arada sim kartımı kaybettim şirket telefonundan araşırız fazla yazamıyacağım toplantıya yetişmem lazım hemen ardından çıkıyoruz yola
Görüşmek üzere
Gamze… ”
Demir işte o sırada kendinde olmayan şansa yanarken kendi mail adresine benzer birisinin aslında ne kadar şanslı olduğunu düşünür. Kimbilir ne kadar uzun süredir görüşmediği eski bir dostudur bu gamze haftasonu dertleşip heyecanla birbirlerine yaşamlarını anlatacaklardır. Yada belki henüz başlamamış bir ilişkidir, ilk defa tanışacak ve heyecandan konuşamayacaklardır. Kendi eski sevgilisi geldiğinde aklına, yada belki eski sevgililerdir birbirlerine hayatlarının ne kadar güzel olduğunu anlatarak kendilerini kandırmaya çalışacaklardır diye düşünürken kendini, gayet komik bir yüz ifadesi ile bilgisayardan yansıyan görüntüde yakalar.
Sil tuşuna basar ve maillerini kapar.
Maillerini kapamasına karşın düşünür yaa şimdi cidden buluşamazlarsa
En iyisi bi cevap yazıyım diye yeltenecekken mail adresinin çöp kutusunda öğe barındırmadığını hatırlar ve işine odaklanmaya karar veriri.
Ama şikretinin adını ve kızın adını biliyor
Arama motorunda şirket telefonunu bulur ve ararsa ne söyliyeceğini düşünür. Boşver aç telefonu, elbet söylenir, sonuç olarak sapıklık yapmıyodur demir zaten ses tonundan samimiyeti beli edecektir kendini ama niye bu kadar heyecan yaparki durduk yere.
Arar sekretere gamze hanım ile görüşmek istediğini söyler sekreter gamze hanımın bir toplantıda olduğunu. Kendi şirketindende bildiği üzere sekreter herzaman unutacaktır ona ilettiği notu o yüzden Gamze hanımın şirket telefonunu ister Demir. Ama her ihtimale karşın telefonunu bırakır sekretere ve konunun bir sipariş üzerine olduğunu söyleyerek notun iletilme şansını arttıracağını düşünür. Hem bu sayede toplantı ortasında Gamze hanımıda rahatsız etmiyecektir. Hiç cevap falan gelmezsse mesai çıkışına yakın bir mesaj atıp kendi kendine edindiği sorundan kurtulacaktır.
Gamze hanımın toplantısı nasıl geçti acaba diye saçma sapan bir düşünceye daldığını fark ettiği anda çıkış saatinin geldiğini anlar Demir mesaj yazmaya başlar bu sayede en ızdırap dolu son dakikalarıda atlatmış olacaktır. Tam mesaj yazmaya başlamıştırki sekreter hanımın günahını almış olduğunu anlar. Bilmediği bir numaraya açar telefonu.
Telefonun ucunda oldukça çocuksu ve sevimli bir ses telaşla konuşuyordur.
Kendini hiç bilmeden kaptırır o sese Demir, daha tek kelime edemeden iş yerine o şekilde notlar bırakmaması gerektiğini, çok çetin bir toplantı olduğunu ve toplantıdan Demirin bıraktığı not sayeside çıkabildiğini haftasonu planların bozulmaması için Gamzenin gerçekten çabaladığını ve bu sefer tanışacaklarını öğrenir. Neden olduğunu kendi dahi bilmesede bir şekilde kendini saçma sapan bir durumda bulur. Gamzeye hiç birşey söyliyememiş olmasına karşın haftasonu konuştukları barda buluşacağını ve ardından gamzenin kendisine bir sinema sözü olduğunu öğrenir.
Kendisine mi?
Ne yaptım diye düşünmeye başladığı sırada haftasonu yapacak bir işi olmadığını ve akışına bırakmanın ilginç olabilecğeini düşünür. Olabilecek en kötü şey nedir ki? Gamze anlayacaktır nede olsa oturur olayları ve kendini bir anda nasıl içinde bulduğunu anlatır sonra ona onun aradığı Demir olmayı bir anda ne kadar istediğini söyler ve yediği tokatın sızısı ile evine dönerdi. En azından TV başında boylu boyunca yatıp üstünü başını cips kırıntıları ile doldurmaktan iyi bir seçenekti. Eğlenceli olacaktı…
Ertesi gün cumartesi iş çıkışı evine gidecek üstüne başına çeki düzen verecek ve ilginç bir macera için belkide bugüne kadar hiç atmadığı bir adım atacaktı Demir.
Tam planladığının aksine bir müşteri ziyareti çıkar. Saat bir de randevu için teyyitleşilmiştir bile ama Demir iki de taksimde olmalıydım diye düşünür. Allahtan gidecekleri yer pekde uzak sayılmaz toplantıyı fazla uzatmadığı takdirde rahatlıkla yetişebilecektir.
İşi gereği nedense hiç öyle temiz ofislerde yapılmıyordur bu toplantılar genelde atolye içerisinde usta başlarıyla yağ ve kir içerisindedir. En kötüsü sürekli yol ve koşuşturmadan ötürü terliyecektirde. Şimdi işte rezil oldum diye düşünür. Ama neyse neredeyse yetişmek üzeredir.
Buluşacakları yerde elinde telefon arasammı aramasammı diye düşünürken bir saat geçer ve Gamzenin durumu anladığını düşünür ve kendini oldukça küçük düşmüş hissederek toparlanmaya başlar.
Tam ceketini düzeltirken kapıyı açıyordurki gözünde ani bir acı hisseder. Herkesin içerisinde bağırmamak için kendini zor tutarken bir bayanın lütfen kusuruma bakmayın çok çok çok çok çok çok çok pardon deyişini işitir. O kadar tanıdıktırki bu ses birden erkekliğine leke sürdürmeyemeye karar verir ve birşeyi olmadığını söyliyerek geçiştirir.
Kız daha fazla ısrar edip Demiri gücendirmemeye karar vermiş ve tam içeriye geçecekken Demir‘in sözlerini işitir.
“ Daha ilk buluşmada gözlerimi kör ettin şimdi ben neyleyim “
Garip bir şekilde tanıdık olmayan bu ses Demirin mi diye döner. Şimdi çok hemde utanmıştır. İlk verdiği izlenimi düşündükçe ve dillere destan sakarlığınıda göz ününe alınca yerin yüzlerce fersah altında hisseder aniden. Diyebildiği tek şey gerçekten üzgün olduğudur. Bunu defalarca söylemek istemesine karşın mesafeli konuşması gerektiğini hatırlatır duru kendine.
“Gerçekten çok çok çok çok özür dilerim” Şimdi ağırdan alamayacağını anlamıştır.
Nasıl oldun diye defalarca sorar. Demir gözlerini ovuşturuken. Fark ettiğinde kapıdan insanların onların yüzünden zar zor geçtiklerini oturular köşe bir masaya. Gamze özellikle köşe masaları sever çünkü karşısındakinin dikkatini her daim üzerinde olmasına alışıktır ama Demirin biri kıp kırmızı olmuş gözlerle dikkatini başka bir yere zaten veremiyeceğini düşünmek kendisini bir an için sadist olarak nitelendirmesine sebep olur.
Hatasını telafi etmek için sürekli birşeyler yapmayı teklif etsede Demirin sıkıntılı hali onu iyice korkutmaya başlamıştır. Gerçekten onu anladığını düşündüğü çocuğu gene kendi sakarlığı yüzünden kaybecektir. Artık bu kaçınılmaz diye düşünürken oda sıkılmaya ve bu buluşmayı sonlandırmaya çalışır.
Garip bir şekilde Demir ne kadar sıkkın dursada karşısında iyice heyecanlanmış terlemeye başlamıştır. Gözlerini ondan bir an olsun alamıyor sanki birşey söylemek istiyor ama önündeki biradan küçük küçük aldığı yudumlarla bunu geçiştiriyor gibidir. Söylemek istediği şey kötü olsa direk söylerdi. Niye bu kadar uzatsın ki sonuç olarak biribirimizi tanımıyoruz bile diye düşünür.
O an bu kargaşadan kurtulmanın ve belkide günü kurtarmanın yolunu bulur
“Şunları bitirip sinemaya geçelim mi?”
Oda sıkılmış olacakki elindeki birayı neredeyse tek yudumda bitirir ve kalkarlar.
Yolda çok garip bir şekilde sokulmak istesede Demir bir hayli çekingen davranıyor ama heyecanlı olduğu her halinden belli. O sokuldukça Demire, demirin titrek ellerini fark eder. O kadar heyecanlanmış o kadar kaybetmeye korkar olmuşki nasıl bir anda bu kadar işler değişti diye düşünür. Haftalarca konuştuğu o soğuk kanlı adam birden elleri ayaklarına dolaşır bir hal almıştır.
Film seçmeye sıra geldiğinde Demirin haftalardır beklediği avrupa filmini önerir. Her ne kadar konuları ilginç ve işlenişleri sıkıcıda olsa avrupa sinemasının sevmediği yönü anlıyamamasıdır Gamzenin oysaki onun sinemaya olan tutkusu hayal gücünden kaynaklıdır. Gerçekliği kendisine yaşatacak filmler yerine daima bilimkurguyu tercih etmiştir. Demirin her nedense bu film tercihi konusunda pek memnun olmadığını anladığı an vizyona yeni giren bir uzay macerasını dalga ile karşık dile geitirir dahada ilginci Demirin hiç tereddütsüz o dillendirdiği filme bilet almasıdır. Kendisinin isteyip istemediğini sormaksızın. O haftasonu Demiri kaybetmek istemiyordur. O yüzden ona kendisini iyi bir şekilde tanıtması gerektiğini düşündükçe içi sıkılıyor sanki Demirde bunu anlamışçasına onu rahatlatan tavırlara bürünüyordur.
Film öncesi sohbet ederlerken hiçde abidik gubidik uzaylıların neden yumurta kafalı yada üç parmaklı olduğunu soran adam değil. O ağır sakin tavrılarından eser dahi yok. Acaba yanlış kişiylemi konuşuyorum diye düşünür Gamze ama düşündüğü gibi değildir büyük ihtimal telefon konuşmasındaki o tanımamanın verdiği gerginlikle kendisini bir başkasıymış gibi aksettirmeye çalıştı heralde diye düşünür geçer. Sonuç olarak karşısındaki tavırlarından çok ama çok daha muludur Demirin.
Film başlayana kadar süren o güzel sohbet ışıkların kararması ile aniden keislmiştir. Gözleri o kadarnlık içerisinde birbirlerini ararken kalp atışları çok daha serileşmiştir. Birden yanağında bir buse hisseder.
“Bu sana fragman olsun ki filmi merak edesin” der Demir.
Komik gelsede birden ona dahada fazla sarılmak ister.
Demir sinemada dikkatinin dağılmasından gerçekten hiç hoşlanmaz ama Gamzeye sarılmadanda duramaz. Sadece sıcağını hissedebilmek güzel gelir. Ama kendisinin karıştırıldığı Demirin bu durumda nasıl bir tepki vereceğini düşünerek kas katı kesilir. Jhon Malkovich olmak adlı filmdeymiş gibi hisseder aniden. Komik olmasına karşın artık vaz geçemiyeceği birşeydir. Bari bugünün güzel geçmesi için konuyu ayrılana kadar hiç açmamaya karar verir.
Filmin tam ortasında Gamze elinden çekiştirerek sinemadan dışarı doğru sürükler durduk yere. Acaba birşeymi oldu diye telaşla takılır Demir Gamzenin peşine. Salondan çıkar çıkmaz Hızla ilerleyen Gamze sendeleyerek bir dönüş yapar ve bir hışımla yaklaşır Demire. Ardından kulağına:
“Gidelim diye fısıldar”
Bunu yaptığına inanamaz film sırasında Demirin küçücük bir öpücüğü ile kendisinden tamamen geçmiştir. Kontrol edilemez bir şekilde sadece birkaç saati varmış gibi koşarak gitmek ister onun evine. Sadece onu istediğinden emindir. Ona sarıldığı sürece kokusu tamamı ile kendisinden geçmesini sağlamıştır. Daha hiç tanımıyor olsada ona karşı inanılmaz bir bağ hissediyordur.
Demir yakında oturduğuna gerçekten şükreder olmuştur. Hayatı boyunca asla yakalayamayacağını düşündüğü bir şans hatta şansta değil kaderin ta kendisi ile karşı karşıya gelmiştir. Bu kadar rastlantının artık bir tesadüfte ibaret olamayacaktır. Olasılık dışı birşey bu diye düşünür.
“
O sırada Demir Gamze’nin artık uyuduğunu fark eder ve onu rahatsız etmemeye özen göstererek yanına sokulur usulca. Evlmelerinin ardından şaka bi yana yedi yıl geçmiş ve defalarca konuştukları bu ilk tanışmalarının hikayesini Gamze uykusunun kaçtığı her gece hiç hemde hiç sıkılmadan uyuyana kadar dinlemiştir. Demir ise her kelimesi ve anı zihnine kazınan o günü anlatmaktan nasıl hiç sıkılmadığını düşünerek o tatlı yorgunlukla uyur sarılarak Gamzesine.
Gökhan Sertel
Marmara Üniversitesi
Metalurji ve Malzeme Mühendilsiği Yüksek Lisans
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.





