Ölümüm

19 Mart 2010, 03:06 | 298 kez okundu

Bu gün ölüm günümmüş meğer,
Şimdi vardı çıkmak kapıdan;
Kaçmak silik gölgelerin ardından,
Sessizce koşmak ve usulca uzaklaşmak.

Bugün ölüm günümmüş meğer,
Son kez olsun, ta genizden
Ama yavaşça temiz havayı
Olduğunca sarhoş solumak.

Bugün ölüm günümmüş meğer,
Ağırdan üzülerek geriye,
Eskiye dönmek ve gitmek.
Yadsıyarak üzülmek geçmişe,
Ve eskide kalmış günlere…
Sonra kızmak birden

Fazlaca uyunmuş taze sabahlara,
Bir de tasa çalmak başa
Geçmişte yapılan hatalara
Tekrardan üzülmek ve içlenmek
Fark etmek, bunlara ne gerek.

Bugün ölüm günümmüş meğer,
Uzaklarda kalmıştı bir arkadaş
Sözkonusu evelden bir yerden
Kalmış eski bir dargınlık
Onu bulmak ve barışmak.
Yaptığın hatayı bir özürle,
Mutlu ve gülerek silmek.

Bugün ölüm günümmüş meğer,
Çıkmak gerek son kez çamlıcaya,
Ya da duymalı yeşil koruda
Son kez kuş cıvıltılarını…
Dalgalı marmaranın, unutulmaz,
Parlak pullu derya kuzuları.

Bugün ölüm günümmüş meğer,
Şimdi vardı bir kış gününde
Karlı yollara çocukça yatmak,
Ya da sıcaklı bir yazda
Ufka özgürce kulaç atmak,
Olmazsa, bir ılık yağmurda
Usulca ve içten içe ıslanmak,
Yine olmadı, ağırdan dökülen
Kuru sarı güz yapraklarının altında
Sevgilinle kol kola gezmek.

Sanki bugün ölüm günümmüş gibi
Hayal ettim muzurca,
Ve sonra acımasızca fark ettim;
Geride yalnız kalmış çocukluğum,
Eski günlerim ve dostlarım,
Ve ben şimdi geçmişi
Göz yaşlarımla duruladım…

Özgür Akışoğlu
ozi_free_nesi[at]hotmail.com

İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: