Çıkmaz Sokak
22 Aralık 2010, 20:38
Ciğerim hava almıyor, yorgun bedenime yetmiyor nefes
Tatmıyorken dilim, hissetmiyorken tenim neye yarar tin
Başımda, yerde, gökte dumanlar tütüyor
İs yüzüme vuruyor
Gözüm karadır, çekinmem yerin ve göğün karanlığından
Yağıyor karalaşmış dolu taneleri üstüme
Değen dolu taneleri zar gibi yırtıyor içimi
Çınlıyor beynimde dinmeyen kapı gıcırtısı
Kapattığım kapılar ardında dinmiyor çıldırtıcı tını
Kapanan yaralarım açılıyor, açılıyor eski acılarım
Kana yol veriyor açılan yaralar
Sönmeyen şefkat, o tatlı tebessüm artık çok uzak
Anamdan emdiğim ilk süt kadar uzak son mutluluğum
Nuh’un kavminden bendim tek kalan
Yanılan tarih yazmıyor yaşadığım cüzamlı hayatı
Günahkarların nesli bendendir
Yüzyıllar boyu horladım insanlığın lanetiyle kadınları
Hep keyif aldım, belki geçer hastalığım
Yaşadığım şu on beş bin yıl bela oldu hayatıma
Tükenmeyen nefesim esir aldı beni
Biliyorsun hiçbir şey eskisi gibi değil
Heyulalarımı süslüyor yaşadıklarımın neşesi
Ayın ışığı, ağacın yeşili denizin mavisi gibi
Sevişmek ve günahı yaşamak bir başkaydı bu çağda
Kararan çağın başlangıcında
Arzın derinliklerinden çıkartıp karayı
Makinelerde kaynatıp zifti, göğü boyadılar siyaha
Aza yetinmedikçe azıp, kara çalındılar
Çalındıkça karaladılar
Yer, gök ve herşey karayken bu çağda
Paçalarımı ıslatıyor, evlerden sızıyor şehrin suları
Gecenin karası değil bu gökteki kara
Bu ne yalvarış, bu ne yakarış ki yakışmaz bana
Al bu ruhumu bu çıkmaz sokağın ortasında
Özgür kıl beni, özgür kıl beni, özgür kıl
Tükensin artık tenin esareti
Çetin Gökbulut
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:

Yazan:



