Telve
8 Ocak 2010, 21:38 | 339 kez okundu
Darmadağın bir hayatı toparlamaya çalışmanın yorgunluğun üzerimdeki; dünü, bugünü, yarını rastlantılardan ibaret. İçi kokuşmuş bir yağ fıçısı gibi hissediyorum kendimi, her geçen gün biraz daha. Arınmak için tek çıkar yol da az sonra içeceğim Türk kahvesi; sanki öyle bir hevesle pişirmeye çalışıyorum. Kalkıp kendine kahve pişiren insan sayısı azdır, daima birisi yapsa da içsek modunda beklenir. İşte ben üşenmiyorum ve kendime okkalı bir fincanı hazırlıyorum.
Kim sarmış bakalım bu lezzeti başımıza tarih denen sahnede?
Yemen’de kahve ağacının meyvelerini yiyen keçilerin hoplayıp zıpladığını gören ve kendileri kaynatıp içince de enerjilerinin arttığını fark eden rahipler, bu ağacın ilahi olduğuna karar vermişler ve ona güç, çeviklik, canlılık anlamına gelen ‘kahva‘ demişler. Kanuni Yemen’i işgal ettikten sonra kahve Yemen valisi tarafından saraya getirilmiş ve böylece kahve uzmanlarının ağır ateşte cezveyle kaynatma yöntemiyle pişen ‘Türk kahvesi‘ ortaya çıkmış.
Sıkıntılı anlarımın kışkışçısı, Nirvana’ya çıkan yolun yardımcısı…
Türk kahvesi, ehli keyfin içmesini ve yapmasını bilmekle yükümlü olduğu lezzetli bir alışkanlıktır. Bu lezzetli alışkanlığı siz de yudumlamak istiyorsanız öncelikle gereken şey, şekeri suya attıktan sonra, kahveyi eklemek ve kahve kendi kendine dibe çökmeden kesinlikle karıştırmamaktır. İşin sırrı, önce şekeri koyup kahve dibe çökene dek geçen sürede o şekerin bir miktar karamelize olmasını sağlamaktır.
Aslında sadesi makbuldür, muhabbettir onu tatlandıran. Derler ya “gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane”…
Kahveniz ne kadar ağır ateşte pişerse o kadar lezzetli olacaktır. En ideali mangal közünde ve bakır cezvede yapılan kahvedir. Sabahçı kahveleri vardır kahvenin sönmek üzere olan mangal közünde pişirildiği. O cezvelerden kahve içmeye doyum olmaz, tadı damağınızda kalır, yıllar sonra bile bugünmüş gibi anarsınız.
Bol köpüklü olanı makbuldür bu meretin ve yanında bir bardak su vermeyi sakınan mekânlardan uzak durulmalıdır. Zira Türk kahvesi, yudum yudum, ağır ağır içilmelidir.
Geleceğinizden haber veren dünyadaki tek kahve türü olması da cabasıdır, yeri gelir sizi sevdiğinize bile kavuşturur.
Sıkıntılı anlarımın kışkışçısı, Nirvana’ya çıkan yolun yardımcısı…
Şimdi höpürdetmek zamanı.
Ayşe Dilsad Çetin
aysedilsad[at]gmail.com
aysedilsad[at]gmail.com
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



