Visibilia ex Invisibilibus : Görünmeyenle Tanışma

8 Temmuz 2010, 13:10 | 705 kez okundu


Visibilia ex Invisibilibus…. Bu Latince tümcenin anlamı ise: “Gördüğün ve dokunduğun her şey, görünmeyenden kaynaklanır” ifadesini içeriyor.  Ben de o görünmeyenden kaynaklanan hızlı bir geçiş dönemini, daha ne olduğunu hiçbirimiz anlamadan geçen “masumiyet” içerikli dönemi anlatmak istedim.

Sanırım hatırlarsınız; bir zamanlar kapılar açıktı. Evimizdeki odaların kapıları açıktı ve biz bundan hiç rahatsız olmazdık. Geceleri yan odada anne ve babalarımızın uyuduğunu bilirdik. Onların iki unsurları bize kimsenin veremediği bir güven verirdi: Birincisi, nefes alıp verişleri; ikincisi, onların odasından taşıp bize kadar ulaşan sıcaklık…

Evde herkes birbirine o kadar güvenirdi ki, anne ve babalarımızın hangi arada, ne zamanda cinsellik yaşadıklarını bile anlayamazdık. Sanki gerçekten de leyleklerle geliş-gidişimiz, aramızda bir hukukumuz vardı. Zaten bizim de aklımıza cinsellik ya da “özel hayat” hiç gelmezdi.

Günler geçtikçe hepimiz değişiyorduk. Onların saçlarına aklar düştükçe, bizim yaşımız ilerliyor, boyumuz uzuyordu. Biz uzamaya devam ettikçe kendimizi saklama gereği duymaya başladık. Çok geçmedi, bir zaman sonra odamıza girerken refleks icabı kapıyı arkamızdan kapatmaya başladık. O günden sonra hayat da bizlere kapılarını kapatmaya başlamış. Tabii bunu çok sonra öğrenecektik.

Bizim bu hareketimizden ve bu acımasızlığımızdan sonra hayatın da bizim suratımıza kapattığı ilk kapı; anne-babalarımızın uyudukları odanın kapısı oldu! O kapı ki, karanlık ve yağmurlu gecelerde koşarak içeri girip, onların yataklarına ulaşmamızı sağlayan, ardına kadar açık duran kapıydı. O kapı ki, sabahları babalarımız işe gittiğinde, yatağın üstünde zıplayarak “babamın yatağında yatıcam” diye diretmemize izin veren kapıydı. Ve o kapı artık bize kapalıydı. Hayat bir aynaymış, sen nasıl davranırsan aynısını yansıtırmış.

O kapı bir defa kapanınca bir daha o eski masumiyet ve şeffaflık yakalanmazmış. Bu durumda sinirlenmedik mi? Evet, sinirlendik. Hatamızı kabul ettik mi? Hayır, etmedik. Aradan günler geçti ve kapıyı kapatmak yerine arkamızdan güm! diye vurmaya başladık.

Uzun lafın kısası; biz büyüdük ve kapılar kapandı. Kapılar kapandı ve biz dışarıda kaldık. Bunu bilmeden de olsa biz, kendi kendimize yaptık. Artık yalnızdık. O hep özgürlük sandığımız yalnızlık…

Görünmeyenle de böyle tanıştık…

Tuna Bahar Tuna Bahar
Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 6 yorum yapılmış

  1. Bilgin Kılıç | 12 Temmuz 2010, 23:10

    Çok akıcı ve derinbir yazı. Teşekkürler Tuna Bahar…

  2. Pınar | 13 Temmuz 2010, 11:00

    Çok anlamlı bir yazı olmuş.

  3. Naim BAHAR | 13 Temmuz 2010, 13:18

    güzel yazmışsın evlat .aferin

  4. Esra | 17 Temmuz 2010, 10:40

    Yazınızı çok beğendim. Son mısralar içimi burktu ama bana göre kapanan kapılar yalnızlığa değil hazır olduğumuz , bizim olan , hayatımız için başka kapılar aralansın diye kapandı… ( devamını bekliyoruz )…

  5. Adem | 19 Temmuz 2010, 10:57

    Yurdun sigara odasındaki sabahlara kadar süren geceyarısı muhabbetleri aklıma geldi vallahi. Kısacası ebeveynler aile içi iletişim konusunda oldukça profesyonel davranmaları gerekiyor. Aksi takdirde o kapılar maalesef ki Tunanın da dediği gibi kapanıyor ve o kapılar kapandıkça da kendi derinliklerimizde boğuluyoruz. Biz boğuldukça da hayat bize tekme atıyor.. Güzeldi:)

  6. nükhet | 20 Temmuz 2010, 14:19

    bir Tuna BAHAR klasiği daha…insanların göremediklerini gören yazamadıklarını yazan…
    yüreğine sağlık.
    çoook beğendim.

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.