Bu Adam ZİYAN Olmasın!
25 Ağustos 2010, 23:33 | 669 kez okundu
Hakan Günday’la iki yıl oldu tanışalı. Ama çocukluğumdan beri onu tanıyor gibiyim. Her neyse, konumuz Hakan Günday olduğu için kendimi direk es geçiyorum. Hakan Günday hakkında ahkam kesecek kadar bilgili olduğumu kabul ederseniz işimiz kolaylaşır. Konunun en önemli noktası ise bu adamın da ZİYAN olmaması…
Türk sahnesi, perdesi, sayfaları birçok insanı harcamıştır sanırım. Hakan Günday onlardan biri olamaz. Bu adamın doğuştan gelen birtakım veya üçtakım güçleri var. Bunların bizi ilgilendiren en önemlisi ise adamın “muhakeme gücü ve bu muhakeme gücünü yazıya aktarabilmesi”. Hakan Günday çok boyutlu düşünerek, Türkçe’de yan yana gelmemiş kelimeleri biraraya getirerek kendi çapında bir ilke imza atmış tuhaf bir yazardır. Tuhaf olduğu için yazar olmuş ya da yazar olduğu için tuhaftır klasik kısır dögüsüne hiç girmeyelim. Tuhaf dediğimiz herkes yazar olmuyor. Yazar dediğimiz herkes de tuhaf insanlar değil zaten. Van Gogh gayet de tuhaf bir herifmiş ama yazar olmamış. Gitmiş tablo yapmış. Ne işe yarıyorsa, sonuçta natürmort diye bir şey yoktur. Her neyse konumuz Hakan Günday olduğu için Gogh’u da es geçiyorum.
Hakan Günday’ın okuduğum ilk kitabı Azil‘di. “Bu cümle yazmayı öğrendiğimin kanıtıdır. Bu cümleyse okumaya devam ettiğinin” diye başlayan kitap, sağlıklı bir aklın ani ölümüne neden olabilecek kadar çarpık cümlelere sahipti. Ve sonra diğerleri geldi; Piç, Malafa, Zargana, Kinyas ve Kayra… Hepsinden sonra “ee şimdi ne olacak” sorusuyla bizi yüz yüze bırakmış ve köşesine çekilmişti Hakan Günday. Okurlarını dipsiz kuyulara su çekmeye yollayan yazar, başka yazarların da kendisine on katını yaptıklarını iddia ediyordu. Okurların da kendisine aynı şeyi yapması gerekirmiş. Ne yani? Hakan Günday’ın evinin önüne kamp mı kuralım? O zaman güzide yazarımız tatmin olur mu? Sıradan bir çizgi filmin bir çocuğun balkondan atlamasına neden olan etkinin onda birini yetişkinlere vermiş olur mu?
Yukarıdaki son cümle yüzünden romanlar yazarmış Hakan Günday. İyi de yaparmış. Yaptığı diğer işlerde ne kadar başarılıydı bilemem ama şu bir gerçek ki; Türkiye’nin bu zamana kadar gördüğü en sıradışı yazar olmuştur kendileri. Her ne kadar Celine‘in mühim kitabı olan “Gecenin Sonuna Yolculuk” tan cümleler çıkarıp kendi kitabına eklediğini söyleyerek bu işe başlamış olduğunu bilsek de bu adama kızamıyoruz. Hakan Günday sıradan bir çizgi filmin bir çocuğun balkondan atlamasına neden olan etkinin onda birini yetişkinlere vermek için romanlar yazarken ben de kalktım roman yazdım. Çocukluk hayalimdi. Gerçekleştirdim. Ortaya çıkan sonuç piyasadakilerle kıyaslanınca oldukça kaliteli bir yerde duruyordu. Neyse kendi kitabımı şişirecek değilim. Yetişkinlere verdiği etkinin ondan birine sahip miyim değil miyim? İşte önemli olan soru da buydu zaten.
Hakan Günday’ın son kitabı ZİYAN‘dan bahsetmiyorum. Kitabın tadını kaçırmak istemem. Ama ZİYAN’dan önce Azil’i mutlaka okuyun. Sonra da Türkiye’de böyle bir insanın yaşadığına ve üstelik gidip romanlar yazdığına şükredin. Böylesi ancak filmlerde olurdu ama gerçekleşebilen mucizeler de varmış şu hayatta. Herkes kendi mucizesinin gerçekleşmesini bekliyordur, bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Öyle değil mi? Ama sizin mucize dediğiniz şey; sizin bilmediğiniz şeydir! Peki o zaman gerçekleşmesini istediğiniz şeyin adı nedir?
Tuna BAHAR
Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



