Peki Şimdi Hangisi?
20 Mart 2009, 05:26
Artık söylenmeli. Bir yazıya böyle başlayarak en kolayını seçiyorum: en sondakini şimdi söylüyorum; ekonominin elinden tutmalı, düştüğü bataktan çıkarılmalı. Ancak Türk ekonomisini bilirsiniz, genelde sermaye kesimleri düşmüş gelirleri ve açlık sınırlarını müjdeleyen ekonomik buhranları sevinçle karşılarlar, hatta indirim mevsimi ilan eder milleti ekmek alma derdinden uyandırıp mağaza vitrinlerine bakmaya bile zorlayabilirler(!) Krizle başlayan böyle iktisadi yazıları sevmesek de, durum böyle. Yani bizim de sıraya girip sayısal oynamamız, geleceğimiz açısından daha mühim gözüküyor.
Çin korkutucu nüfusu ve bir o kadar emek gücüyle sosyalist olduğunu düşünenlere inat acayip bir özelleştirme ve sözleşme takıntısıyla sosyalizm ve kapitalizm çevrimlerini birbirine karıştıracak gibi gözüküyor.
Sevgili hocamız Korkut Boratav yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: ” ABD’den yayılan ekonomik kriz şöyle güzelim iki sebepten doğmuş olabilir; birincisi ABD emperyalizminin dış dünyaya saldırgan yayılmacı operasyonlarının masrafları artmış ve bunların maliyeti devletin sırtında bir yük teşkil etmeye başlamıştır, ikincisi ise ABD hanehalkının gelirine oranla tasarrufunu sıfıra inmiş ve tüketimin çok olmasından kaynaklanan borçlanarak büyüyen bir ekonomi haline gelmiştir.“ Tabi burada ABD ve kriz anılmışken diğer aktör ve “figüranların sözcüsü“ Çin’in adını anmazsak olmaz. Çin korkutucu nüfusu ve bir o kadar emek gücüyle sosyalist olduğunu düşünenlere inat acayip bir özelleştirme ve sözleşme takıntısıyla sosyalizm ve kapitalizm çevrimlerini birbirine karıştıracak gibi gözüküyor. Hatta gözüküyor demeyelim, zaten öyle. Şöyle ki; Çin müthiş işgücüyle ve işçilerini çalıştırdığı şartlar ile emek ücretleri münasebetiyle gerçekten dünya sermayesinin işine yarayan “dev üstü” bir ekonomi. Devlet sosyalist refleksten kaptığı nadir atılımlarla vatandaşını her türlü “mecburiyete” (tüketim, üretim,…. vb) tabi bir donanım gibi kullanarak, Çin ve sosyalizmi arasındaki uçurumu, biz dışarıdakiler olarak, daha iyi şekilde görmemizi sağlıyor.
Çin müthiş işgücüyle ve işçilerini çalıştırdığı şartlar ile emek ücretleri münasebetiyle gerçekten dünya sermayesinin işine yarayan “dev üstü” bir ekonomi.
Çin ABD’ye verdiği borçları geri alamazsa ne olacak?
Sanırım yaklaşık 97-98 yıllarından beri bir krizin içerisindeyiz. 97-98 çevre ekonomileri etkilemesiyle ve metropolü sıyırıp geçmesiyle (yine Korkut hocamın sözleri) sermayenin “Oh biz harika yerdeyiz zaten artık vursa da hiç olmazsa piyasa temizlenir, kötüler ayıklanır, kapitalizm kendini yeniler, biz de bu arada liberal düşünce ile açılımlar sayesinde siyaseten de rant sağlarız.” etiketine yutulması imkansız koca bir taş eklemiştir. Bu taşın üzerinde Kamu ve Devletçilik yazıyor. Gerçi bu taş hepimizin başına geliyor. ABD’de devlet batan bankaların elinden tuttu, bu Türkiye’de devletçilik ilkesine dayanılarak sıkça başvurulan ya da başı ağrıtıyorsa “özelleştir gitsin bakanım” sözleriyle hemen unutulan o biricik ilkemizle acayip bağlantılı ve yerinde bir tespit olur. Devlet ve piyasa ilişkisi artık bir baba-oğul ilişkisine dönmüştür. Piyasa aktörleri egemenin sağlığına duacıdır, ondan başka da bir istekleri yoktur zaten. (bir tek istisna şey isteyebilir; kamu hizmetlerinde hizmeti parçalamasını, çünkü kapitalizm artık işçi ve emekle değil sosyal güvenlikle uğraşıp acayip karlı bir iş çıkarmakta). Vaziyet bu haldeyken geleceğin dünyasında Çin parasını alamazsa ne olacağı gerçekten belirsiz. Ancak iktisatçılar şöyle diyor: a)faizler yükselecek b)hazine bonolarının değeri düşecek c)bunlara bağlı olarak dolar düşecek (!)
İçinde bulunduğumuz kriz kapitalizmin krizidir ancak kapitalizmin sonu değildir; çünkü kapitalizmdir. Kapitalizm hep kriz halidir çünkü diğer taraf da hep refah devletinde yaşadığını zanneder.
Her ne kadar bu kadar karmaşık iktisat kehanetlerinin içinden çıkamamış olsam da kısaca şunu bilmekte yarar var. İçinde bulunduğumuz kriz kapitalizmin krizidir ancak kapitalizmin sonu değildir; çünkü kapitalizmdir. Kapitalizm hep kriz halidir çünkü diğer taraf da hep refah devletinde yaşadığını zanneder. Böyle bir yazı şöyle bitmeliydi ” güzel günler göreceğiz çocuklar…” ancak ben daha farklı bir şey söylemek istiyorum “yüksek dolarları aldınız ancak dikkat edin elinizde patlamasın çocuklar…” (!)
İlginizi çekebilecek yazılar:
Bir yorum var
Yorum yazın:


ekonomisi güçlü olan devletlerde kötü durumdaysa onlar kendi kitabına uydurarak bir şekilde kurtulacağına emin olabilirsin.ekonominin belli kuralları vardır taki bu kuralları yazan kişiler zor duruma düşerse o zaman .doğal olarak işler değişir.türkiye bu durumdan nasıl nasiplenecek işte onu nedense düşünmek istemiyorum.