Barışa Dil Uzatmak

19 Eylül 2009, 21:24

Barış, Türkiye’deki düzenin “üst sınıfa” armağan ettiği kölelerden yalnızca biri. Diyarbakır’dan çalışmak için gelmiş Antalya’ya. Her zaman sessiz, her zaman çekingen… Bir şeylerden korkar gibi.

Bir gün, ona gözlerini devirerek bakan biri, ondan bir kahve istiyor. Barış kahveyi getirmeye gittiğinde de bana dönüp “Bu da bi’ garip, hiç bi’şey beceremiyo, anlamıyo, çok aptal ya!” diyor.  Şaşkınlıkla bakakalıyorum, Barış son derece nazik, dürüst, düzgün biri. Hanımefendi onun hakkında bunları neden düşünüyor olabilir ki? Sonra karşımda oturan insana iyice bakıyorum; sarıya boyanmış saçları, Amerikan aksanlı Türkçesi, kahve fincanını tutarken serçe parmağını yukarı kaldırışı, yapmacık gülüşü, bilgisiz ama paralı ailesi, parayla zor bitirdiği okulu… Karşımda “seçkinci bir Türk genci” oturuyor! Ve elbette Barış’tan nefret etmek zorunda, çünkü ona daha pembe elbiseler içinde küçük bir kızken Barış gibi insanlardan nefret etmesi gerektiği öğretildi. Barış bu ülkede yaşamaya layık değil, Barış vatanımızı bölmek istiyor. Karşımda gözlerini devamlı devirerek ve sarı saçlarıyla oynayarak Barış’ın ne kadar sinir bozucu olduğunu anlatıyor. Barış elbette onu anlamıyor; ne de olsa O, anadili Kürtçe olmasına rağmen Türkçeyi karşımda oturan hanımefendiden daha iyi kullanabiliyor. Ama hanımefendi yine de kendisini üstün görebiliyor, çünkü Barış Doğudan gelmiş bilgisiz, cahil bir Kürt, öyle değil mi? Tanınmaya değmeyecek biri, yalnızca nefrete ve hor görülmeye layık biri.

Barış elinde kahveyle geri dönerken kahvenin birazını tabağa dökmüş. Hanımefendinin yüzü hemen asılıyor elbette, “Bi’ kahve getirmeyi bile beceremiyo bu ya! Kahvenin yarısı tabakta şuna bak!” Ve bunun ardından babasıyla birlikte Barış ve onun gibilerin beceriksizliğinden, cahilliğinden, onların buralarda çalışmamaları gerektiğinden ve onlardan ne kadar bıktıklarından bahsediyorlar, yine.  Ortamı terkediyorum, daha fazlasını duymaya katlanamıyorum. 

Barış’ın adının bir anlamı var, O yeni nesillerine miras olarak yalnızca ölümü bırakabilen bir halkın çocuğu.  Barış’ın adı bir yakarış, bir dilek, bir umut.  Barış, Kürtlerin tek duası. Ama Barış, hayatı boyunca kendisine aşağılayarak bakan gözlere, cahil olduğundan hiçbir şey beceremeyeceğine inanan düşüncelere ve hiçbir yerde çalıştırılmaması gerektiğini söyleyen insanlara katlanmak zorunda; buna mahkum. Barış, asla isminin gerçek anlamını bilemeyecek, çünkü bütün hayatı bir savaş içinde geçip gidecek.

Kürt açılımının bir şeyleri değiştireceğine inanıyorum, inanmak istiyorum. Bu iş bir sonuca bağlanamasa bile, bunları tartışabilme özgürlüğünün faydasına inanıyorum. Hükümetin bu konudaki kararlılığından sık sık şüpheye düşsem de bu sorunun çözüleceğine inanmak istiyorum. Bu benim ve halkımın tek umudu. Bu umuda tutunmaya ihtiyacımız var, bütün bu yaşadıklarımızı kaldırabilmek için. Kürt açılımının bir şeyleri değiştireceğine inanıyorum. Ancak sorunun gerçekten çözülebilmesi için, bu sorunun tekrar ortaya çıkmaması için, Kürtleri “cahil, beceriksiz” olarak tanıyanlar da değişmeli. “İnsan” olarak tanımayı öğrenmeliler.

 Hükümet Kürtlerin de bu ülkenin eşit vatandaşları olduğunu söylerken birileri onları aşağılamaya devam edecekse, bu iş hiçbir yere varmayacak. Çünkü bu insanlar hükümetle değil, o “birileriyle” muhattap olarak yaşayacaklar. Birileri Barış’a, barışa dil uzattığı sürece hiçbir şey olmayacak. Kürtleri aşağı görerek büyüyen nesillerin bu zihniyeti değişmek zorunda, sonraki nesiller insancıl duygularla yetiştirilmek zorunda. Kısacası açılım, günlük hayata, insanlara etki etmek zorunda. İnsanlara daha çocukken kendisinden başka herşeyi yasaklayan, kendisinden başka her şeyden nefret etmeyi öğreten zihniyet yenilmek zorunda. Aksi takdirde Barış’ın çocukları, onların çocukları ve devamı birileri tarafından ezilecek. Aksi takdirde Türkiye sürekli Kürt isyanları ve açılımlarıyla uğraşmak zorunda kalacak.

İlginizi çekebilecek yazılar:

Bir yorum var

  1. lenin | 5 Kasım 2009, 18:16

    her alanda zihniyetin değişmesi gerekiyor inançlara ve halklara özgürlük olmalı
    hoş bir yazı olmuş

Yorum yazın: