Çoğunluk: Kimim? Ne isterim? Bilmemekteyim!

5 Nisan 2011, 15:44


“Bana kimim diye sormayın, ne o tarafa aidim, ne bu tarafa. Bir süre geçince zaten ne önemi var , diyor insan. Aynen işte ben de öyle. Bir zamanlar bir tanıdık bana bertaraf olmakla ilgili birşeyler söylemişti. Şimdi tam olarak hatırımda bile değil. Hangisinin içinde kayboldum bilmiyorum. Çoğunluğun içinde bir azınlık olarak mı, azınlığın içinde bir çoğunluk olarak mı? Yoksa bir tarafsız olarak mı, tabi eğer öyle birşey varsa!”

‘Hiç politize edilmeden birşeyler anlatan film’ etiketinden uzak, çoğunluğu ve azınlığı tüm lüksünden ayrıştıran gerçekçi bir film.

Çoğunluk filmi, anlatmak istediği açık, derdi derin, dili yalın, izlendiğinde insana, ben bunu da tanıyorum dedirten türden hani.

Çoğu anne için aynı anne karakteri, nefreti omuzlarına yük olmuş ama bunun farkında olmayan bir çoğunluk babası figürü, ahlaki iki yüzlülüğü her metrekarede görebilirsiniz, bir de herkesin içinde ne istediğini bilmeyen, bilemeyen bir Mertkan. Seren Yüce sanki herkesin ağzından bir özeleştiri veriyor. Ne kendi inancımız için mücadele edebiliyoruz, ne tam anlamıyla doğru olduğunu düşündüğümüzün peşinden koşabiliyoruz. O yüzden en çok Mertcan, gariban taksi şöforünün omzunda ağlarken içim titredi.

Fazla söze gerek duymamış Seren Yüce;

*Eve gelen köylü temizlikçi kadının şahsında, bir sınıfa olan bakış açısı

*Sosyoloji okurken aynı zamanda bir kafede garsonluk yapmak zorunda olan ve Vanlı ailesinden kaçan kız çocuğuyla, milliyet sorununu, töre sorununu

*Babasına fikrini belli etmekten korkmaktan artık bir fikir sahibi olamayan tırsak Mertkan karakterinde, apolitize edilmiş gençlik sorununu

*Kocasıyla arası bozulmasın diye onun karşısında konuşamayan, gittikçe yalnızlaşan ve kendine dönen anneyle birlikte, kocası maç izlerken dizisini izlemek için parmak uçlarında mutfağa geçen yenge ile birlikte, kadın sorununu

*Müslüman/Türk öğretisiyle, şerefli askerlik propagandası altında kendi doğrularını oğluna empoze etmeye çalışan baba karakterinin değiştirmeye çalıştığı polis raporuyla, iki yüzlü ahlak anlayışını

çok dürüstçe ele almıştır. Filmi izledikten sonra etrafa bakarken biraz daha tedirginim sanki. İçin için düşünüyor insan.

En iyisi yok saymak diyor büyük çoğunluk, çoğunluğun sesine uygun, sessizce çıkıyor sinemadan.

Ellerine sağlık Seren YÜCE.



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: