Manga-Anime Nedir/Ne Değildir?
21 Kasım 2011, 02:36
Japonların “kompleksli” olduğuna dair yazılar yazılıyor, günlerdir karşılaşıyorum; güya Japonlar “kompleksleri yüzünden” kocaman gözlü, uzun bacaklı çizimlere yer veriyorlarmış animelerinde… Hatta bu mükemmel görünümlü animeler, Japonları daha da yoğun bir komplekse sürüklüyormuş…
Bu da Türk Milleti’nin bir özelliği mesela; eleştirmek …Ne kadar acımasızız eleştirirken; eleştirilmekden de nefret ediyoruz. Hepimiz “Eleştiriye açığız” sorulduğunda üstelik; eleştiriye açığız tabi, ta ki karşımızdaki konuşmaya başlayana kadar. Ben de eleştirilmeyi sevmiyorum elbet; ama konunun özünü bilmeden eleştiri yapmayı da sevmiyorum.
Teknolojisi ve ekonomisi ile dünya devlerinden biri olan Japonya’yı ve Japonları, güzele ve batıya olan ilgilerinden dolayı eleştirmek bize mi düşmüştür acaba? Tarihler boyu onlarca farklı medeniyetle bir arada yaşamış olan biz, Türkler; bu kültürel zenginliğimizi, bu güzellik ve estetik anlayışımızı doğunun ve batının kaynaşmasından elde etmedik mi? Ne olmuş yani, II. Dünya Savaşı’na kadar ülkesinin kapılarını dış dünyaya kapatmış olan Japonya, tüm dünyanın aslında batının etkisi altında kalmış olduğunu anlamışsa ve onlara bir de “güzel animeleriyle” rakip olmuşsa? Ne güzel kompleksmiş bu böyle, bir sürü ülkeyi animelerin etkisi altına almış…Zor iştir bilerek konuşmak; o kadar çok anlatacak şeyiniz vardır ki konuyla ilgili, nerden başlayacağınızı bilemezsiniz. Öyle bilmeden konuşmaya benzemez. Lisans eğitimi sırasında Manga-Anime kulübü başkanlığı yapmış biri olarak anlatıyorum bunları; kısaca.
Nedir Manga-Anime
Manga; Çince karakterlerden oluşur ve (Man: kaygısız ve Ga: resim) “kaygısız-resim” anlamına gelmektedir. Bilinen ilk kullanımı 1770′li yıllara dayanmaktadır. 19. yüzyıl boyunca manga kelimesi özel olarak, üzerinde karikatürler bulunan odun bloklarını (Hyakumenso), özellikle de Hokusai Katsushika’nın 1819′da yayınlanmış olan ve öğrencilerinin kullanması için kendisinin çizdiği skeç, çizim ve karikatürlerini adlandırmakta kullanılmıştır. Daha sonralarda ise Manga; tarihin, kültürün, içinde bulunduğu zamanın etkisinde değişerek ve gelişerek, Japon Kültüründeki yerini almıştır.
Hayata, dünyaya dair olan ya da olmayan herşey Manga’nın konusu olabilir. Ortalamanın bir hayli üzerinde okur-yazar kitlesi olan Japonya için Manga, kitaplıklarda ve kütüphanelerde arşivleşmiş bir vazgeçilmezdir. Batı çizgi romanlarından farklı olarak Manga, 7’den 70’e her yaş grubuna ve farklı sosyal statüye hitap etmektedir. Günlük, haftalık çıkan dergiler, yayınlanan diziler gibi takip eder Japonlar Manga’yı; kitapçıların, kütüphanelerin ve Manga-Cafelerin yanı sıra bir çok cafede de Manga severlerin rahatça manga okuyabileceği, onlar için hazırlanmış yerler görmek mümkündür.
Uzun bacaklı, ince yapılı, büyük gözlü karakterler Manga’nın temel uslübu olsa da, bu uslübun tam tersini benimsemiş sanatçılar da vardır. Mangalarda, “Gözler ruhun aynasıdır”‘dan yola çıkarak büyük çizilen gözler duyguların derinliğini anlatmanın en iyi ve etkili yoludur; ayrıca büyük gözler masumiyetin simgesidir. Karakter vücutlarının mükemmele yakın çizilmesinin ya da bu mükemmelliğin abartıya dönüşerek aykırılaşmasının nedeni ise, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra güzellik ve sanat anlayışında Batı ülkelerinin örnek alınmasıdır.
Animeler, (Sailor Moon- Ay Savaşçısı gibi) genelde mangaların televizyona ya da sinemaya uyarlanmış halidir. Japonya’da modern anime ve manganın öncüsü olarak kabul edilen Osamu Tezuka, Walt Disney’den etkilenmiş ve onun yapmış olduğu animelerde Disney’in çizimleri kullanılmıştır; bu uygulama bazı animelerde bugün de sürmektedir. Sanılanın aksine bu çizimlerin nedeni Japonların kısa ve çekik gözlü olmaları değil; Walt Disney’in etkisidir. Yine de bütün animelerde uzun bacak ve büyük göz kullanıldığını söylemek doğru olmaz; Türkiye’de sadece bu türde olan animeler yayınlandığı için bu konuda bilgisi olmayan insanlar böyle sanmaktadır.
Manga ve Anime dışında da Japonlar yaptıkları herşeyin güzel, kusursuz ve estetik görünmesine özen gösterirler; bu hem karşı tarafa duyulan saygıdan hem de onların ruhuna işlemiş olan nezaketten kaynaklanmaktadır. Restoranlarda öyle servisler yaparlar ki, şık görüntüsü bozulacak diye yemeğinize dokunmak istemeyebilirsiniz. Mağaza vitrinlerinin dekorlarına, renklerine, ışıltısına bakmaktan kendinizi alamazsınız; birisine aldığınız hediyeyi sırf paketinin güzelliği yüzünden kendinize saklamak isteyebilirsiniz. Hayret verici bir çok “muhteşemlik” görebilirsiniz Japonya’da.
Kusursuz olmayı, mükemmeliyetçiliği seven Japonların başarılı olmaları da bu özelliklerine sadık olmalarındandır; eğer bunlar kompleks olarak algılanıyorsa, “Darısı Başımıza”…
Deniz İlke MacLeod
İlginizi çekebilecek yazılar:
Toplam 5 yorum yapılmış
Yorum yazın:

Yazan:




Radikalgenc’e böyle değerli bir yazı ile katkıda bulunduğun için teşekkürler Deniz,
Devamını da görmeyi dileriz:)
Sevgiler
Beni profesyonel olduğum alanda yazmaya teşvik ettiğiniz için asıl ben çok teşekkür ederim! Bundan sonra da yazacağım yazılar değerli Radikal Genç editörleri ve Radikal Genç sayesinde olacak!
Sevgiler
karanlığa bakıp gördüklerimize ışık olmuş, algılarımız kapalıyken yorumladıklarımıza ise isim……çok teşekkürler….
Ben hala japonlarin ezikligi konusunda ki yazinin okunmasinda fayda goruyorum ))) Bilmedigim bircok sey yazmisiniz tesekkur ederim. http://www.radikalgenc.com/toplum/japon-animeleri-ve-kompleksler
Öncelikle yazarımızı bizi geri bırakan “her şeyde bir kusur arama” eğilimimize ışık tuttuğu için kutluyorum. Bu yaklaşım pek çok alanda “kusurum bulunur, eleştirilirim” kaygısına neden olarak çok güzel işleri başlamadan bitirmektedir.
Japonların çeşitli konulardaki manga çizimlerini çok başarılı bulduğumu, internetten indirdiğim kimi çizgi romanlarını zevkle okuduğumu da ifade etmek isterim.
Onların sadece anime mangalarını değil, güzel kurup, güzel düşünüp, güzel yaptıkları her şeyi dikkatle izleyip dersler çıkarsak, kendi tarzımızı kullanırken “onlardan hangi artı yönleri alabiliriz, değerlendirebiliriz” diye düşünsek ne güzel olur.
Hem onların güzel yaptıkları işleri görüp takdir etmek, hem de bizim toplumumuzda çeşitli alanlarda yapılabilecek güzel işlere zemin hazırlamak için bildiğimiz, bilmediğimiz her şeyde kusur arama eğilimimizi terk etmemiz dileklerimle.