PENTAGRAM

12 Ağustos 2010, 09:49 | 692 kez okundu


Müzik Ustalarından Öğrenilir!

Sevdiğimiz sanatçıları daha yakından tanımak, onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için onlarla yapılan röportajlardan daha iyi bir kaynak bilmiyorum. Sorulara verdikleri cevaplar sadece işlerini nasıl yaptıklarını değil, onların hayata karşı bakışları, duruşları, felsefeleriyle ilgili bilgi verir bizlere. Bu yüzden yayımlanan bütün Pentagram röportajlarını okumuşumdur herhalde. Hal böyle olunca takvimlerimiz 1986 yılını gösterirken onlar “Thunders” isimli metal grubunu kurduklarında ben yeni doğmuştum. O yıl grubun kurucuları Hakan Utangaç (Gitar/Vokal) ve Cenk Ünnü (Davul) yanlarına Kaan Bozoğlu’nu (Bas Gitar) alarak ilk çalışmalarına başlamışlardır. Bu grubun herhangi bir promo fotoğrafı piyasada bulunmamakla birlikte Münir Tireli’nin “Türkiye’de Grup Müziği – 1980’ler” adlı kitabının arşiv bölümünde tek bir fotoğrafları yayımlanmıştır. Tarayıcım olsaydı bu fotoğrafı sizlerle paylaşacaktım.

23 Yıl Önce Uzak İhtimaller Ülkesinde!

Bir sene sonra 1987’de Kaan Bozoğlu gruptan ayrılmış ve yerine o zamanlar “rock city” diye adlandırılan Bursa’da yaşayan Tarkan Gözübüyük bas gitarı üstlenmiştir. Tarkan Gözübüyük’ün gruba girmesiyle grup yepyeni bir halet-i ruhiye kazanmıştır. Tabii ki en önemli yenilik grubun isminin artık Thunders değil, Pentagram olmasıdır. Hemen akabinde solo gitarlara Kadıköylü gitarist Ümit Yılbar getirilmiştir. (Ümit Yılbar, aynı zamanda bugün Athena grubundan tanıdığımız Gökhan ve Hakan kardeşlerin de ilk gitar hocasıdır. 1990 yılında gruptan ayrılan müzisyen daha sonra Big Bang adlı kendi grubunu kurmuş ve gitar dersleri vermeyi sürdürmüştür. Ne yazık ki askerliği sırasında görev yaptığı güneydoğu anadolu bölgesinde 25 Eylül 1993 tarihinde bir çarpışmada kendisini kaybetmiştik. Ekim 1993 tarihli dönemin popüler rock dergilerinden Rock Kazanı’na ilk ve son defa kapak olmuştur.)  

Grubun isteği elbette bir an önce albüm sahibi olmaktı. Bu yüzden hızla beste çalışmalarına ağırlık verdiler ancak sahne tecrübesi de bir rock grubu için olmazsa olmazdı. Bu yüzden ilk konserlerini Bağcılar’da bir düğün salonunda verdiler. Bu konserde beş şarkı çalınması planlanıyordu ancak beşinci şarkıya gelmeden bütün masalar ve sandalyeler kırılmıştı. Zararı grup üyeleri karşılamak zorunda kaldı. Hemen arkasından Bursa 1. Rock Festivali ve daha sonra Bursa ve İstanbul’daki kültür merkezleri ve sinema salonlarında gerçekleşen konserler peşisıra geldi. Ancak içlerinde en ünlüsü bugün efsane diye adlandırılan Moda Sineması Konseriydi. Bütün koltukların kırıldığı konserin ardından salon bir aylığına tadilata girdi. Bulutsuzluk Özlemi’nin bir hafta sonra vereceği “Şili’ye Özgürlük” konseri de iptal edildi.

1990 yılına gelindiğinde Ümit Yılbar gruptan ayrılmış, yerine Murat Net getirilmişti. Grup üyeleri Unkapanı İMÇ’deki bütün plak firmalarını gezmişler ancak hepsinden red yemişlerdi. En sonunda Nepa Müzik’le anlaştılar ve oradan buradan 4.700.000 lira topladılar ve 5 milyon maliyetli ilk albüm “Pentagram”ın kayıtlarını tamamladılar. Albüm 23 Nisan 1990 yılında piyasaya çıktı. Tabii bu albümün en önemli özelliği; Türkiye’de ilk defa İngilizce sözlü bir metal albümünün yerli bir grup tarafından çıkarılmasıydı. (Türkiye’de yayımlanan ilk Türkçe sözlü metal albümü Whisky’nin “Babaanne” albümüdür.)

İlk Büyük Başarı!

Kendileriyle aynı adı taşıyan albüm büyük ilgi görmüş ve o dönem 20.000 gibi bir satış rakamına ulaşmıştır. Albüm bir intro ve on adet sözlü şarkıdan oluşuyordu. Intro olan “The Wreck” grubun yakın arkadaşı Güven Araz tarafından klavye ile çalındı. Ardından gelen ilk şarkı “Rotten Dogs” etkileyici hıza ve gitar rifflerine sahipti. “Powerstage, Dimensions Of Death, Mephistopheles” albümün öne çıkan şarkılarıydı. (1990’lı yılların ortalarında çıkıp Avrupa’da ses getirmeye çalışan “Dimensions” adlı grubumuz adını Pentagram’ın Dimensions of Death şarkısından almaktadır.)  Albümün kapağında ise düzenledikleri yarışma sonucu Tunç Örer isimli bir müzikseverin yolladığı resim konuldu.

Albümün ardından Murat Net gruptan ayrıldı, onun yerine Tarkan Gözübüyük’ün üniversiteden arkadaşı Demir Demirkan solo gitarlara getirildi. Hakan Utangaç ise vokalleri Bartu Toptaş’a teslim etti ve o günden beri sadece gitarları üstlendi. Grup bu kadrosuyla ikinci albüm öncesi “Live At The Trail” isimli bir EP yayımladı. Bu albümün A yüzü 1988’de kaydedilen Trail Blazer Part 1’la açılıyor. B yüzü ise grubun Colombia’da bir radyo programında sunulan Rotten Dogs parçasıyla açılmaktadır. Canlı kayıtlar ise 1991’de gerçekleşen Bodrum Kalesi, Harbiye Açıkhava ve Pangaltı İnci Sineması konserlerindendir.

Bartu, İsveç’e gidince grubun solistliğine Ogün Sanlısoy getirildi. Yeni kadroyla çıkarılan ikinci albüm “Trail Blazer” kelimenin tam anlamıyla o dönemde herkes için “şok” olmuş. Hiçkimse bir grubun bu kadar kısa bir sürede bu kadar ileriye gidebileceğini tahmin etmemiş. Tabii bu durumda konserler de peşisıra gelmiş. Grup küçük çapta bir Türkiye turnesi düzenlemiş ve İstanbul’da kendileri gibi büyük bir grup için yetkin bir konser salonu bulunamayınca onlar da Tarlabaşı’ndaki İstanbul Sanat Merkezi’ni dört geceliğine kiralamışlar ve dört gece üst üste dört kapalı gişe konser vermişler. Bu konserlerde o dönemin Volvox isimli kızlardan kurulu heavy metal grubunun solistliğini yapan Şebnem Ferah, Tarkan Gözübüyük’ün intihar eden kız arkadaşı için yazılan duygu yüklü “Fly Forever” isimli şarkıda sesiyle; Gür Akad ise “Livin On Lies” şarkısında gitarıyla gruba eşlik etmişlerdir. Grup bundan sonra Danimarka turnesine çıkarak, grubun geleceği açısından önemli kararlar alacaklardır.

Grup 1996’da çıkaracakları “Anatolia” için çalışmalara başlamıştır ancak Anatolia grubun tarihini ikiye ayırmamızı sağlayan albüm olduğu için bundan sonraki süreci bir sonraki yazımda ele alacağım.

Tuna BAHAR



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 3 yorum yapılmış

  1. Barış | 12 Ağustos 2010, 10:25

    tuna abi mükemmel olmuş
    bir sonraki yazını sabırsızlıkla bekliyorum
    en kısa zamanda paylaşman dileğiyle

    Barış

  2. Barış | 12 Ağustos 2010, 10:30

    Bullet for my valentine hakkında yazarsanız çok memlun olurum

  3. Tuna BAHAR | 19 Ağustos 2010, 13:52

    Barış merhaba.

    Güzel düşüncelerin ve yorumların için teşekkür ederim. Ancak Pentagram benim için özel bir grup olduğu için “Pentagram’a Saygı” yazısı olsun istedim ve bunun için bu metni kaleme aldım. Yazının devamı ise (Pentagram II) şu an incelemede ve sanıyorum ki yakın bir zamanda sitede yayımlanır.

    BFMV benim de sevdiğim bir gruptur. Hemen arşivime baktım ve Headbang dergisinin Ocak 2008 sayısında Erdem Tatar’ın leziz BFMV yazısını gördüm. Derginin bu sayısını bulabilirsen süper olur.

    Görüşmek üzere, saygılarımla,

    Tuna B.

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.