3D ile Sinema ve Teknoloji
31 Ağustos 2010, 22:20 | 652 kez okundu
James Cameron’ın Avatar filmi ağustos sonunda Pandora’daki sahnelere eklenen 7-8 dakikalık yeni bölümle yeniden Amerika’da vizyona girecek. Yeni sahneleri ekleme fikri Avatar’ın vizyon başarısından kaynaklanıyor olsa gerek. Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon kişinin izlediği filmin Amerika hasılatı 1 milyar dolara yakın. Bu durum şaşırtıcı mı? Hayır değil, çünkü 3D teknolojisi tamamen gişeye yönelik bir teknoloji. Yani, 3D’nin sinemaya kazandıracağı tek şey paradır.
Kabul etmek gerekir ki, 3D filmleri seyretmek diğerlerine göre çok daha eğlenceli. En kötü film bile 3D teknolojisi sayesinde izlenebilir oluyor, aynen renkli filmlerin siyah-beyazlara göre daha izlenebilir olması gibi. Yüksek teknoloji kullanımı filmlere izlenebilirlik kazandırıyor ve böylece daha çok seyirci ve gişe hasılatı kazandırıyor. Fakat, teknoloji filmin sanatsal değerini yükseltmiyor. Çünkü sinema şekilden ziyade bir fikir sanatıdır. Yani önemli olan “ne” anlattığındır. “Nasıl” anlattığın arka plandadır (nasıl derken kastettiğim üslup değil, anlatmak için kullanılan malzemedir). Yani, aynı filmi siyah-beyaz ya da renkli ya da 3D çekmiş olmak filmin sanatsal değeri açısından hiçbir şeyi değiştirmez, çünkü anlatılmak istenen şey, elde var olan teknolojiden bağımsız olarak anlatılabilir. Tek değişen filmin izleyici sayısı olacaktır.
Örneğin, şöyle bir sahne çekelim. Bir adam çok zor bir yolculuğa çıksın. Yolculuk o kadar zor ki adamımız dağları aşmak zorunda kalsın. Biz de yapacağımız çekimle bu yolculuğun ne kadar zor olduğunu seyirciye anlatalım.
Eğer elimizde yeterli teknoloji varsa uçan kamera kullanırız. Adam dağa tırmanırken biz onu uçan kamerayla görüntüleriz. Böylece seyirciye “Yolculuk o kadar zor ki, o dağı aşmak için uçmak gerekiyor” deriz.
Eğer elimizde yeterli teknoloji yoksa tripodun üzerinde kamerayı dağa sabitleriz. Adamımız bir süre yürür. Sonra dağın arkasında kaybolur. Birkaç dakika hareketsiz bir dağ fotoğrafı görüntüleriz. En sonunda adam dağın diğer tarafından çıkmış, yolculuğa devam ederken görülür. Böylece seyirciye “Yolculuk o kadar zordu ki, siz izlemeye bile dayanamadınız; oysa ki adam bu yolu yürüyor” deriz.
Yani iki şekilde de anlatmak istediğimiz şeyi seyirciye anlatabilmiş olacağız ama izleyici tabii ki ilk versiyonu izlemeyi tercih edecek, çünkü teknolojinin sinemayı daha izlenebilir yaptığı açık. Öte yandan sinemada aslolan fikirdir. Bir film, teorisiyle değer kazanır. Bu nedenle “3D’ye geçiş, siyah-beyazdan renkliye geçiş gibi sinemada bir devrim olacak” diyenler yanılıyorlar. Doğrusu şöyle olmalıydı: 3D’ye geçiş de, siyah-beyazdan renkliye geçiş de sinemada devrim sayılamayacak kadar küçük değişimlerdir.
Fırat Çakkalkurt
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



