Black Swan: Aronofsky’nin Yeni Filmi

16 Ocak 2011, 18:52


En son filmi The Wrestler’ı çok beğenerek izlediğim Darren Aronofsky bir o kadar derinlikte ve güzellikte yeni filmi ile sinemalarda: Black Swan. Bu filmin öncelikle performansta, sonra senaryo ve belki de yönetmenlik dallarında birçok prestijli ödüle aday gösterileceği çok açık.

Filmde Kuğu Gölü balesinde ana kuğu olarak görev olan bir baletin (Natalie Portman) beyaz kuğunun ikiz kardeşi siyah kuğuyu canlandırmak için gösterdiği çabaların nasıl kendi içinin derinliklerine yaptığı yolculuğu tetiklediği anlatılıyor. Kulağa saçma ya da anlamsız gelebilir, ama bu kadar sıradan bir öykü kurgusunun bu kadar çarpıcı bir biçimde anlatılması filmi etkileyici yapan esas unsur.

Bu filmi izlediğimde bir şeyi fark ettim. Sanırım günümüz toplumunda insanların çoğu kontrol manyağı (control-freak). Ve bu da çok ciddi bir sorun. Lost dizisinin Jack Shepherd’ında olduğu gibi çoğumuz obsesif bir şekilde başarılı olma hırsına sahibiz. İçimizde bizden ayrı çalışan bir mekanizma var ve bu mekanizma bize sürekli daha çok çalışmamızı, daha çok başarılı olmamızı, daha güzel, alımlı, zengin olmamızı söylüyor. Hiçbir şeyden memnun kalmıyor. Hep daha fazlasını istiyor. O yüzden hayatı akışına bırakmak (“let go”) konusunda modern insan biraz sıkıntılı. Sanki dursak yetişememekten ya da geride kalmaktan korkuyoruz. Benim için Black Swan’da bu konuyu bir baletin hikayesiyle özetleyen bir film.

Ana karakter Nina’nın asıl düşmanı kendisi çünkü kendisini sıkıntıya sokan, üzerinde baskı kuran, aşamayacağı limitler koyan yine kendisi. O yüzden, tıpkı modern insanda olduğu gibi, en büyük savaşı yine kendisine karşı veriyor. Yarattığı güzel, alımlı, hanım kız, yani beyaz kuğu imajının dışına çıkmakta zorlanırken kendisine kimlikler biçmiş, maskeler yaratmış insanların nasıl kendi sınırlarına hapsolduklarını gösteriyor.

Gözde KILIÇ



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: