Film : Başkalarının Hayatı
2 Ağustos 2011, 00:29
Uyumadım bu gece… Sevdiklerimi, özlediklerimi, yanında olmak istediklerimi düşündüm. Bir düşünce vardı ki aklımı en çok o meşgul etti bu gece… “Başkalarının Hayatı”
Güzel olmakla birlikte insanı düşünmeye sevk eden bir film.
Kaçımız yaşamak istediğimiz hayatı yaşıyoruz şuan. Kaçımız olmak istediklerimizle birlikte olmak istediğimiz yerde olmak istediğimiz şeyi yapıyoruz. Birçoğumuz mecburiyetler yüzünden yaşamıyor muyuz bu hayatı? Hayata dair ön yargıları kırıp hayata dahil olmayı istesek de çoğu zaman yenik düşüyoruz bu mecburiyetlere. Yıllar geçtikten sonra anlıyoruz ki bizim için hayat aslında bizim sandığımız şey değilmiş. O bizim mecburiyetimiz değilmiş aslında. Ama iş işten geçmiştir bir kez. Düzeltme fırsatı kollarız ama gelmez o fırsat ne kadar arasak da… Ve bu arayışın içinde düşüncelere dalmışken buluruz kendimizi. Uçsuz bucaksız düşüncelere… Umutsuzca söylenmiş bir “Keşke”yle uyanıyoruz bu düşüncelerden.
Hayatımıza gerçek anlamda yön veren biz miyiz acaba. Hayat denen bu gemi bizim rotamıza göre mi yön alıyor. Hayatımızın ilk 11’ inde yerimiz var mı yoksa yedeklerde mi kalıyoruz her zaman. Misal ilkokulda öğretmen olmak isteriz, ortaokulda doktor, lisede şair. Bir bakmışız mühendislik fakültesinde cetvel taşıyoruz teknik resim sınavına… Bunun gibi onlarca, yüzlerce hatta binlerce örnek var eminim.
Bir örnek de benim hayatım: Aklımın ucundan geçmeyen bir bölüm için hiç sevemediğim bu şehre geldim. Neyse MECBURİYET dedik başladık okumaya. Bitse de kurtulsak dedik. Bir, iki, üç derken dört olduk tamam bitti derken gidiyorum artık derken bir de işe girdik bu şehirde. Böylece rotadan çıkmış tam tamına altı koca yıl geçti. Bu hayatımın sadece bir kısmı.
Birçoğumuzda bu şekilde belki farklı bir konuda yedik mecburiyet darbesini. Sonrasında keşke, belki desekde boşuna oldu çoğu zaman.
Tabi bir yanımız yok öyle değil dese de bunlara, bir yanımız hak veriyor istemeden. Kabullenmek istemesek de, pişmaniyet duygusu sarıyor düşüncelerimizi farketmeden.
Yanında olduklarımız, yanında olmak istediklerimiz; olduğumuz yer, olmak istediğimiz yer; yaptığımız iş, yapmak istediğimiz iş bunların hepsi keşke kadar uzak bir konumdalardır belki. Can Yücel’in dediği gibi “ Kendi imalatımız olan yumurta küfeleri” var hepimizin sırtında şu anda. Bilerek ya da bilmeden istemediğimiz bir hayatı yaşıyoruz belki ama ne olursa olsun nasıl olursa olsun bu küfelerde bizim hayatımız. Bundan sonraki hayatımızda (Umarım) keşke olmayacak ama şu anda her taşında adımız yazılı olan bir hayat mozaiğimiz var ve bu bizim hayatımız.
Adem YURTSEVER
İlginizi çekebilecek yazılar:
Toplam 2 yorum yapılmış
Yorum yazın:

Yazan:




Bu yaziyi 5 yil once okusam “evet, dogru soyluyor” derdim, simdi ise hayatimin bir gecis yolu olarak goruyorum. Kendime “istemedigim bir hayat mi yasiyorum” sorgularinda bulunca, zihnimde tas ustunde tas birakmadim, suan sadece kendi hayatimin pesinden kosuyorum, zor degilmis. Herkes sorguluyor ama neden yapmiyor? Iste bunu hic anlayamadim.
Sadece sorgulamak yetmiyor çoğu zaman. İmkanlar ve bu imkanları yaratacak cesaret olmuyor. Ben bunu her zaman sorgularım ve her sorguladığımda gitmek istemişimdir bu hayattan istediğim hayata ama bi türlü gitmek nasip olmadı. Bu gidişle de zor görünüyor ya kısmett…
Ama senin bunu başarmış olmana gerçekten çok sevindim.