New York’ta Beş Minare

18 Kasım 2010, 16:07

“New York’ta Beş Minare’de Hollywood kokusu var” dediler.
<"Çok klişe, sıradan" dediler. Çok beğendiler, “Mahsun’a laf yok” dediler. Haklıydılar da kendilerince. Ya “yapmacık alkışçılık”tı fazla beğenmeleri, ya da Mahsun Kırmızıgül’ün  birkaç yıl içinde sinema dünyasını ele geçirecek olmasının verdigi bir telaştı beğenenlerdeki bu tavır.
Önyargılar, Mahsun Kırmızıgül’ün oyuncu/yönetmen/senarist olmamasından değil, türkücü olmasından ileri geliyor belki de, üstelik kendi kültürünü hatta ideolojisini filmde açık açık işlemek isteyen türkücü, cesur bir senarist kimliğine bürünüyor bu filmde. Halk buna bir kez daha şaşırıyor. Mahsun Kırmızıgül ‘ün kendinden beklenmeyecek başarısı mı alkışlanmalı, yoksa filmdeki Hollywood kokusunun klişe sahnelerle kültürümüze yedirilmesi mi eleştirilmeli?

Mahsun Kırmızıgül, hikayesini sembollerle anlatmayı tercih eden senaristlerden. Din, bayrak, Hollywood tarzı, bunlar para getiren, işlenen ve en ateşli tartışmaları doğurmaya aday kavramlar. O nedenle film, tüm eleştirmenlere iyi bir malzeme oldu. Yalnız bir gerçek unutuldu; fazla kullanılan semboller bütünlüğü bozduğu gibi hikayenin akışında da izleyiciyi rahatsız eden bir uyumsuzluk yaratır. Sahneleri birleştirmekte kimi zaman zorlandım.

Bazı sahnelerin neden bir zemine oturtulamadığını hala anlamış değilim. Sürpriz bir son her filmde/ hikayede hoşuma gider. Kendini belli etmeyen bir hikaye olmasına rağmen, bana Hollywood ya da başarılı bir Türk film zevkini yaşatamadı. Üstelik filmde, bazı sahnelerin gözüme sokulması da rahatsız ediciydi. Aslında ironiyle beslenen bu hikayede ana fikirlerden biri Müslümanlık’ ın “insanlığın dini”  gerçeği olsa da sonunun cehalete bağlanması seyirciyi ne kadar tatmin etti, bilmem.

Ama, dinine o kadar bağlı olan Hacı Gümüş’ün bile tüm insanlığı saran bir din anlayışı beni mutlu etmedi değil.

Eleştirilecek yanları olmasına rağmen, yeni bir renk  katan bu film sayesinde Türk sinemasının ilerleyeceğine, gelişeceğine inanmak istiyorum. Her ne kadar “arada kalan bir film” gibi gözükse de yeni başarılara kapı aralayacak bir film olduğuna inanalım.

Berzah Özgü Özalp
Boğaziçi Üniversitesi



İlginizi çekebilecek yazılar:

Bir yorum var

  1. yağmur selimoğlu | 29 Kasım 2010, 19:22

    “Fazla kullanılan semboller bütünlüğü bozduğu gibi hikayenin akışında da izleyiciyi rahatsız eden bir uyumsuzluk yaratır.” sözlerinin altına imzamı atıyorum canım. Hakikaten, Türk polisi, fail-i meçhul cinayetler, tarikatlar, radikal dinciler, Amerikan polisi, terör örgütleri derken sonu töreye bağlanmış bir film. Ahmet Mithat’ı anımsatıyor Mahsun Kırmızıgül bana.

Yorum yazın: