StandUp ve Gidişatı
3 Eylül 2008, 07:34
Stand-up deyince ilk akla Cem yılmaz geliyor şüphesiz.Zamanın en kaliteli espri anlayışını ve tarzını oluşturmuştur kendisi.Güzel, eğlenceli zamanlar oldu Cem Yılmaz sayesinde.
Her şeye rağmen artık ben Cem Yılmaz’a gülemiyorum.Geçenlerde biraz izlemeye çalıştım yeni stand up’ını ama 15 dak. sonra kapattım.Belki de kaçırmışımdır espirileri ama bu durumu birkaç kez önceden tecrübe ettiğim için emindim çok fazla gülemeyeceğimden.Neden diye sordum kendime dün, bu yazıyı yazmaya niyetlendim sonra.Cem Yılmaz a espri malzemesi olursa ne ala:)
Dünyada espiri kalmamış olabilir:)
Hayır bu olamaz.Espiri bitmedi şüphesiz.Yapılabilecek binlerce espiri var insanı güldürecek.Kanımca bir neden buldum ben.O da şudur: Cem yılmaz hiç değişmedi.. Cem Yılmaz değişmediyse gülmem gerekir aslında ama ben değiştim sanırım.Biz değişiyoruz.
Cem Yılmaz tarzını değiştirmedi, pat diye değiştiremezdi de.İşte benim Cem Yılmaza gülemeyişimin nedeni tarz değişmemesinden kaynaklanan monotonluk algısıdır!Espiriler farklılaşsa bile aktarım ve bakış açısı hep aynı olduğundan artık sahne büyüsünü kaybetmiştir.Tabi ki normal hayatta dışarda yapsa aynı espirileri, ben gülerim belki yine ama bunun neden böyle olduğunu yazının ilerleyen kısımlarında anlatmaya çalışacağım.
Bir kere, beyin aşırı şaşkınlığa uğramadıkça insan gülemez.Cem yılmaz bir tat bir doku ve milenyum stand-up larında o kadar müthiş bir tarz sergiliyordu ki hayatımızda beynimizde böyle bir dumurizasyon oluşmamıştı.Beynimizde yeni kıvrımlar ve kanallar oluşturdu görülmemiş tarzıyla.Fakat birkaç zaman sonra artık insanların beyninde bu yeni yollar iyice açılmıştı ve ne kadar su döksen bu yola, gülemiyordun yine de.Monoton olmuştu çünkü artık.Yöntem aynıydı espiriler farklı da olsa.Bu da ya az gülmeye ya da çok gülmek için daha az para harcama isteğine yol açar.
Gülmek için harcanan para miktarı beklenti miktarına da yansır.Yani en az para miktarı oranında beklenti miktarı vardır şovmenlerden.Ayrıca sahne organizasyonu, hayran kitlesi,kameralar vs. de işi ciddiyete büründürür.Eğer bu ciddiyete oranla monotonluk fazlaysa espiriler bir kabusa dönüşebilir.
Her şeyden önce eğer espiri yapma tarzı değişmemişse espirileri sunma işlemini çok mütevazı yollara dökmelidir artık şovmenler.Mesela bir mizah dergisi hep monoton tarzdadır ama kağıdından ücretine kadar o kadar mütevazıdır ki insanı güldürmek için gerekli alt yapıyı sağlar.Veya bir arkadaşımızın da tarzı hep aynıdır espiri yaparken ama ortam hep mütevazı olduğundan espirileri keyiflendirir insanı.Arkadaşlarımızın günlük hayattaki espirilerini sahnede yaptığını düşünürsek pek gülesimiz de gelmez.Çünkü iş ciddiyetlidir(her ne kadar tam ters amaçta olunsa da sahnede!) ve beklenti ciddiyete oranla artmıştır.
Aslında tarza yavaş yavaş değişim verilirse bir stand-up çı için çok faydalı olur.Hem ani tarz değişiminden kaynaklanan yabancılaşma olmaz seyirci gözünde hem de yavaş yavaş çaktırmadan espiri kanalları evrim geçirir.Böylece yüzde yüz olmasa da şovmen espiri tazeliğini korur.
Stand-up aslında hayata bakışı sergiler.Tek bir kişinin malzemesi kendisinden başkası değildir.Bu da doğal olarak ayrı bir monotonluktur.Stand-up çı yaşadığı olayları ve ayrıntıları tasvir etmek durumundadır sürekli.Bu tasvir yeteneğinin de sınırları vardır anlatırken.Mesela bir mizah dergisine oranla çok çok sınırlıdır.Seyirci stand-up ta her ayrıntıyı göremez ve iş şovmene kalır.Şovmen tarzından çok kopmazsa yaşadığı olayları anlatırken ne kadar farklı tepkiler gösterebilir ki?Çok az.Ama şov programlarında veya mizah dergilerinde malzeme aynı zamanda konuklardır ve her ayrıntı izlenir seyirci tarafından.Onların türlü ayrıntıları da şovmen veya karikatüristin mizahi bakışıyla birleşince ortaya devamlı taze ve gülünecek malzemeler çıkar.
Stand up çıların çok çalışması gerekiyor tempoyu düşürmemesi için..
Yorum yazın:
