Hemşehricilik ve takımdaşlık

14 Temmuz 2011, 23:25


 

İş yerlerinde ve çoğu zaman en kısa süreli sosyal diyaloglarda vazgeçilmez bir kayırma şeklidir hemşehricilik. Taksiye atlayıp şoförün yanına oturduğunda “nerelisin birader” sorusuyla yüzleşmen an meselesidir. Yeni bir berbere gittiğinde, askere gittiğinde, yeni bir iş yaşantısına adım attığında hep önüne gelir bu soru. Vereceğin yanıt tam bir sayısal loto kıvamındadır.

Eğer karşındakiyle aynı lokasyonu tutturursan şanslısındır, iki tebessümü hak etmişsindir. Doğru cevaptan sonra karşına “neresinden” sorusu gelir. Bunun önemi büyük değildir, sadece olası bir akrabalık ilişkisinde menfaat amaçlı kullanılmak maksadıyla sorulur. Belki sen önemli bir şirkette yöneticisindir ve onu işe alırsın ya da bir çay ocağın vardır karşındakini de çırak olarak çağırırsın. Kim bilir. Hemşehricilik böyledir. Özellikle askerlikte belki de o son günün gelmesine kadar geçen süre zarfındaki özlemi hafifleten, manevi değeri yüksek hoş bir şeydir. Bir de bunun kamu dairelerine yada derneklere yansımış hali vardır. Karşındakiyle aynı memleketten çıkarsan mevkinde yükselebilirsin, daha fazla maaş alıp cherokee’ye binebilirsin. Belki de sen karadenizlisindir karşındaki de akdenizli. Anlamaz dilinden. Kaydırır ayağını. Bunlar da hemşehricilik kavramında madalyonun diğer tarafı…

 

Gelelim takımcılığa. Hemşehriciliğe benzer ama zıt tarafları fazladır. Genelde olumsuz yönde gelişir. Az önce verdiğim örnek gibi, taksici eğer Fenerbahçeli sen de Galatasaraylıysan yanmışsındır. İnsaflısına denk gelirsen “Siz de Avrupa şampiyonusuz be kardeş, ne güzel!” lafını duyabilirsin. Ama insaflısını İstanbul gibi bir metrokasabada çok zor bulacağından “Kardeş sizi de her sene yeniyoruz bıktık artık vallahi!“yi duyabilirsin. Çıldırırsın. Taksimetreyi kırasın gelir. Kimisi de takımcılığı olumlu yönüne çevirir. “Vay kardeş, ben de Beşiktaşlıyım“dan başlar konu. Oturduğun semte, çalıştığın işe kadar gider. Gün olur yollar kesişir, bir çay içilir, hoş sohbet edilir. Derken maçlarda omuz omuza olunur ve ciddi bir dostluk oluşur. Kim bilir. Bazen de bu takımcılığı menfaatine kullanan olur. Kötü gününde onun takımdaşısındır ve yanında olman gerekir. Yanında ister seni, belki de bir telefonun ucunda. İyi gününde de takımdaşısındır ama yanında istemez seni. “Bir ara takılırız be kardeşim!“le biter telefon görüşmeleri. Kimisiyse hemşehriliği ya da takımdaşlığı hiçe sayar. Umursamaz. “Ne önemi var ki?” der. Basar kalayı sabah aksam iş yerinde. Yedikçe hayattan soğuyasın gelir. Yeter dersin. İsyanlarının sonunu getiremez, bir de üstüne yanlış anlaşılırsın. Takımdaşınla ya da hemşehrinle paylaştığın topraklardan çekip gitmek istersin…

Yağız Gönüler



İlginizi çekebilecek yazılar:

Bir yorum var

  1. ibrahim | 15 Temmuz 2011, 18:00

    Türk halkının muhabbete giriş konusudur memleket. Farklı illler olsa bile bölge aynı ise “hemşeri sayılırız” diyerek muhabbet ilerletirlir. Eğer bölgeler de farklı ise ozaman o bölgeden bir tanıdığım var denilerek o kişi hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra muahabbete devam edilir.
    (Kayırmacılık,menfaat vs için kullanılır gibi söylemlere katılmıyorum.)

Yorum yazın: