Koridorlar

1 Şubat 2012, 12:13

Share Bekle beni ihtiyar, Omuzunda kalın urgan Ellerinde nasır var, Hamalsın biliyorum. Aslında seni tanıyorum. Geçmiş zamanların birinde, Yıkık kerpiç bir duvara oturup, Başımı okşamış, Masallar anlatmıştın; Nasırlı ellerin neden sıcak, Onu da biliyorum. Bekle beni ihtiyar, Neler taşıdın bugüne kadar, Neler taşıyorsun, Söyleme, Ve bakma çocuk olduğuma Tahmin ediyorum. Sen, ben, o, onlar, Bu koridorda yalnız... devamı »

Bir Yolculuktu Benim İçin

4 Aralık 2011, 21:11

Share Önce basit sohbetler, birbirini tanımak için sorular sorular, alınan cevaplar vardır. Utangaç tebessümler, ilk sarılma, el ele tutuşma ve kalbinizde size o yolculuğa çıkma cesaretini verecek onlarca şeyin yaşanmasının ardından başlar yolculuğunuz. Hani arabanın motoru açılmadıkça hep tutuktur, yokuşlarda boğulur ya, ilk başlarda bir türlü hızınızı alıp gidemezsiniz. Ara sıra tekler belki, yavaşlar.... devamı »

Dilim Suskun…

10 Temmuz 2011, 23:39

Share Dilim suskun… Yüreğim arsız bir çocuk gibi konuşkan… Birleştiremiyorum… Oysa tam yazarken farkediyorum. Odamda sönmeye yakın bir ışık, defterime elimin gölgesi vuruyor. Kalemi, iki parmağım sarıyor ve dilimi tutup, yüreğimi sahneye bırakıyorum… İki parmağım kaleme sarılmış,  kalemimi kıskanıyorum! Zaman nasıl bu kadar hoyratça ilerledi? Hangi ara akreple yelkovan bu denli sevişti? Neler geçti... devamı »

Xezal

6 Temmuz 2011, 21:37

Share An gelir, bu sefer insan ölür, kuruyup dökülür. Sonbahar şart değil, mayısta dökülür haziranda dökülür, an gelir insan yeşerebilmek için tekrardan dökülür. Bir ormanda belki yazın ortasında, yaprakları ceylanın üzerine düşer onun da beklemediği bir anda. Avcı misali dolaşırken ormanda, ilkbaharda üzerine düşen kurumuş yaprakların verdiği şaşkınlıkla gülümseyen bir ceylanla göz göze geliyordum.... devamı »

Beyninin Prangalarını At !

29 Haziran 2011, 23:09

Share Bazen izin vermek gerek kendine.Özgürlüğünün sınırlarını genişletmek gerek.Bu hayat senin ve patronu sensin aslında.Bir şirket gibi düşün.Kurucusu Tanrı yöneticisi sensin işte.Tanrı kuralları koymuş.Bunları uygulamak,yönetmek,işletmek sana kalmış.Yanlış yaparsan atılırsın bir köşeye.Ama en sonunda bu oyunun en sonunda olucak bunlar.Şimdi biraz izin verin kendinize.Mesela ben öyle yapacağım bir... devamı »

Yazı Hayatımız

23 Mart 2011, 21:03

Share Hatırlıyor musunuz bilmiyorum. Belki de biz bazılarımız hiç unutmuyoruz yazmaya başladığımız o ilk günü. Gıcır gıcır kalemimizi daha tek çizik atılmamış defterimizin üzerinde korku ile tuttuğumuz dakikaları. Öğretmenimiz soluk renkli tahtaya bazı şekiller çizip de aynısını yapmamızı istediğinde, bizi yazmaya götürecek olan bu garip şekilleri sabırla çizerek yazı hayatımızın kapısını aralamıştık.... devamı »

Yorgun Bir Ruh

4 Ocak 2011, 15:19

Share … Günün ilk ışık huzmeleri yatağın başucunu okşarken iğrenç bir günün çağrısı olan alarm, sinir bozucu bir şekilde çalmaya başladı. Uykusunun anlamsız ve anlamsız olduğu kadar mekanik bir sesle bölünmesine her zaman böbürlenerek uyanırdı. Bugün de zorla uyandı, kararsızca yatağından doğruldu. İlk işi saatini kontrol etmek oldu. Saatin yeterince uygunsuz olduğunu kestirdikten sonra lanetler... devamı »

Yazmak

2 Aralık 2010, 18:00

Share Yazmak… Ne çok anlamı olan bir sözcük. Coğrafyadan coğrafyaya, iklimden iklime, ağızdan ağıza değişik anlamlarının olduğu bilinen bir kelime. Bu ‘yazı’ da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim. Öncelikle “Radikal Genç’ e ben de yazabilir miyim” diye düşündüm. Sonra sayfamı kalemimi elime aldıktan sonra beyin-el kordinasyonunda tek bir kelime düştü sarı sayfama.. Yazmak…Yaz’alım... devamı »

Oyun

5 Ekim 2010, 22:35

Share Kaçmak doğru muydu? Sıkılıp, uzaklaşmak ve yine kendine sığınmak. Karışıklıktan sıyrılıp, ardarda dizilmiş, anlamını yitirmiş cümleleri okumak, yanımda bana bir şeyler anlamaya çalışan bir sureti anlamaya çalışmak… Bu iki eylemi de sadece izleyip, gözlerimi kaçırıp, yürümeye devam etmek. Bırakacaklar bir gün. Belki şuan değil. Bilirim, çok uzun sürmez. Kaos koca bir hortuma dönüşüp,... devamı »

Oradayım

29 Eylül 2010, 08:32

Share İçinde, en derinlerinde bir yerde seni ele geçirmek için en zayıf anını bekliyorum. Beyninin en kullanılmamış köşelerinde, bilinç ağının en keşfedilmemiş yuvalarında, kalbinin hiç ziyaret edilmemiş o en saf yerindeyim. Çıkarcıyım, zorbayım ama en güzeli “özgürüm”! Damarlarında akan kanın o koyu rengindeyim. Ben kim miyim? Ben senin o deli yanınım… Oysa ne çok sevmiştin dünyanın “gerçek”... devamı »

Sonraki Sayfa »

Bir Bakışta Radikal Genç