İnsanların Yorduğu Kentler, Kentlerin Yorduğu İnsanlar
8 Kasım 2011, 13:57
Share Düşlerimize girer, Dalından koparıp yediğimiz Kirazlar, kayısılar Çıplak ayakla suladığımız Sebze bahçeleri. Düşlerimize girer, Çocukluğumuzun kelebekleri. Hindileri, kazları, İnekleri. Ağaçlara bağladığımız salıncaklar, Bahçenin bir köşesinde yanan ocaklar. Ş.U. Çocukluğum nüfusu yüzbini bulmayan bir taşra kentinde geçti. Bizim kuşak, geniş toprak parçası üzerine yayılmış bahçeli, o zamanlar... devamı »
Yolunuz Açık Ola
13 Ekim 2011, 09:39
Share Daha 16′sında belki de 17′sinde bir genç şöyle yazmış bir sosyal paylaşım ağında: “Masallar anlatılırdı eskiden, küçükken. Şimdi büyüdüm, masal gibi olaylar yaşıyorum. Ama sonları hiç mutlu bitmiyor!” Bu düşünceler, böyle cümleler ne kadar doğrudur daha tünele yeni girip ışıkta gözleri kamaşan bir insanoğlu için? Bu gencecik yaşında, hayatı yeni kavramaya başlayışınla... devamı »
Tanrıyla Beraber Çalışmak
25 Eylül 2011, 19:57
Share İnsanoğlu,’”kendine has” plânları olan bir mahlûk. Şu an, dünyada yaklaşık 6.5 milyar insan yaşamaktaysa eğer, 6.5 milyar da algı var, bakış açısı var, plân var, dünya var, görüş var… İnsan, temel görüşe göre istediği şeyi yapmakta özgür. Fakat tarih boyunca kimi ideoloji gelmiş onu kısıtlamış, kimi hastalık gelmiş onu bir anda alıkoyuvermiş, kimi şehir olmuş, havası... devamı »
Şarapçı
18 Eylül 2011, 16:22
Share Bir insan ne zaman ölmek isterdi? Bütün gece peşimi kovalayan soruların cevabı en zor olanı buydu sanırım. Koyu, kopkoyu bir gece geçirmiştim. Peşim sıra gezen sessizlikten bile çok ürkütmüştü bu gece beni. Hiç bitmeyecek bir kâbusun içinde olduğumu düşünmeye başlarken ezan sesleri dalga dalga vurdu camlara, odama, kulaklarıma… Sabah olduğuna inanmakta güçlük çekiyordum. Ölümün karanlığı... devamı »
Makyajlarımız, Maskelerimiz
5 Ağustos 2011, 13:50
Share Benzemez Kızılderilinin yüzündeki Savaş ya da sevinç boyası, Sahneye çıkan şarkıcınınkine, Benzemez, Sınır dışı edilecek mültecinin yalanı, Ağzında kaçamak tadı, Eve geç gelmiş sevgilininkine. Ş.U. İnsan, doğadaki diğer canlılardan çeşitli yönleriyle farklıdır. Hem et, hem ot yiyen bir varlık olmasıyla farklıdır, hem gelişmiş beyni ile farklıdır. İnsan dışındaki canlıların aklın... devamı »
Kaçırdığımız Trenler, Şaşırdığımız Yollar
20 Temmuz 2011, 20:48
Share Geçer gider trenler, Ya sabahın erkeninde, Biz uykudayken, Ya da öğlen sonrasında, Biz çarşıdayken. * Ne dumanlarını görürüz, Ne gölgelerini. Şahbettin Uluat Yaşımız, işimiz, konumumuz, cinsiyetimiz, eğitim düzeyimiz ne olursa olsun hepimiz yaşarken kimi trenleri kaçırırız, kimi yolları şaşırırız. Çoğunu fark etmeyiz bile. Çoğumuz tren kaçırma nedir, hangi trenler kaçtı onu da bilmeyiz. İyi... devamı »
Hemşehricilik ve takımdaşlık
14 Temmuz 2011, 23:25
Share İş yerlerinde ve çoğu zaman en kısa süreli sosyal diyaloglarda vazgeçilmez bir kayırma şeklidir hemşehricilik. Taksiye atlayıp şoförün yanına oturduğunda “nerelisin birader” sorusuyla yüzleşmen an meselesidir. Yeni bir berbere gittiğinde, askere gittiğinde, yeni bir iş yaşantısına adım attığında hep önüne gelir bu soru. Vereceğin yanıt tam bir sayısal loto kıvamındadır. Eğer... devamı »
İsim-Şehir-İnsan
2 Mayıs 2011, 10:59
Share Eskiden bir oyun vardı; isim, şehir, hayvan. Hatta eskiden bir değil bir sürü oyun vardı, ekranlarda olmayan, kanlı canlı oyunlardan. İlk başlarda sadece insanlar yeterliydi bir oyun oynamak için, sonra insanlar birbirine -nedendir bilinmez- yetmedi ve kutulara giren oyunlar çıktı piyasaya, az eğlenmedik onlarla, sonraları onlar da gerçek kutulardan çıkıp sanal kutulara girdiler ve bir ekrandan ibaret olup çıktılar. E... devamı »
Soraya
28 Nisan 2011, 15:36
Share Allahım.. Şükür mü etmeliyim? yoksa insan onurunu bu denli ayaklar altına alan, basitleştiren sisteme seyirci kaldığım için utanmalı mıyım? Hangisi daha acı verici bilemiyorum. Recm, Mollalar, Şeriat.. Ne kadar ürkütücü kelimeler, ego tatmini uğruna halka empoze ettirilerek var olan bu kelimeler. Nefes alıp-verişleri bu kelimelerin gölgesine mahkum insanlar ve düşüncelerimizi felç edip, kapılarımıza kilit... devamı »
İnsancıklar
12 Nisan 2011, 17:20
Share Dostoyevski’nin bu romanının adını çok seviyorum…İnsancıklar…İnsanoğlunun aslında ne kadar aciz olduğunun samimî bir dille ifadesi. İnsan aslında çok güçlü olduğu kadar çok da zayıf durumdadır. Bir gökdelen ne kadar yüksekse, o kadar da temeli derindir. Bir insan ne kadar bilgeyse, bir o kadar şey de edinmiştir hayattan. Hayat görünmeyen bir denge üzerine kuruludur. O yüzden, çok... devamı »
« Önceki Sayfa — Sonraki Sayfa »
Bir Bakışta Radikal Genç
-
12 eylül
2010
2011
2012
ab
abd
acı
Adalet
ahlak
Ahmet Hamdi Tanpınar
Aidiyet
aile
AKP
Aldatmak
alevi
amerika
An
Anadolu
Anayasa
ankara
anlam
anne
anı
Araf
Arap Baharı
arkadaş
Askerlik
ataerkil
atatürk
avrupa
Avrupa Birliği
Aydınlık
Ayna
ayrılık
aziz nesin
ağlamak
Aşk
aşk acısı
Aşk Şiiri
baba
bahar
barış
basın
Batı
başlangıç
Başörtüsü
Beklemek
bekleyiş
best
bilgisayar
Bilim
Birey
Boğaziçi Üniversitesi
boşluk
büyümek
Can Yücel
cemaat
ceza
CHP
cinsellik
cumhuriyet
darbe
deli
demokrasi
deneme
deniz
Deniz Gezmiş
deprem
Devamsızlık
devlet
devrim
Değişim
dil
din
Disiplin
doktor
dostluk
doğru
Doğu
duvar
duygu
duygular
Dünya
Düz Lise
düş
düşünce
düşünmek
Edebiyat
Ekonomi Finans
emperyalizm
erkek
Etkinlik
evlilik
Evrim
Eğitim
Eşitlik
Facebook
Felsefe
fenerbahçe
film
finans
fotoğraf
fransa
Futbol
gdo
gece
gelecek
gelişim
genç
gençlik
gezi
Geçmiş
gitmek
gizem
gözyaşı
gün
güncel
Güneydoğu
güneş
hakan günday
hasret
hayal
hayaller
hayat
Hayyam
heyecan
hikaye
Hrant Dink
hukuk
huzur
Hükümet
hüzün
Hırs
ideoloji
iletişim
inanç
insan hakları
insanlar
insanlık
Internet
IPI
istanbul
istismar
isyan
itü
işsizlik
kader
Kadın
kadın hakları
Kalkınma
kapitalist
kapitalizm
Kar
Karanlık
kariyer
karl marx
kaygı
kayıp
keder
kelebek
kimlik
Kitap
koku
korku
Kriz
kurultay
Kültür
kürk mantolu madonna
Kürt
kız
kış
laiklik
martı
masal
MEB
Medya.
mektup
Meslek Lisesi
MHP
millet
Milli Eğitim Sistemi
Moda
Modernleşme
muhalefet
mutluluk
Mühendis
Müzik
neden
nefret
Nietzsche
Nuri Bilge Ceylan
Okul
Okuldan Atılmalar
osmanlı
oyun
politika
Protesto
Psikodrama
Psikoloji
Radikal
radikal genç
referandum
reklam
renkler
resim
roman
röportaj
rüya
rüzgar
sanat
sansür
savaş
sen
sessizlik
sevgi
sevgili
sevişmek
Sinema
sir
sitem
Siyaset
Son
sonbahar
sorun
Sosyal Medya
Steve Jobs
su
Susmak
sınıf
Tabu
Tanrı
Tarih
tecavüz
Teknoloji
Televizyon
Tiyatro
Toplum
Trajedi
Tuna Bahar
Turgut Uyar
tutku
tüketim
Türban
Türk
Türkiye
Türk Sineması
umut
van
Varoluş
vatan
Veli
Vicdan
Yalan
yalnızlık
yanlızlık
yanlış
yarisma
yazar
Yazmak
yazı
Yazı Yazmak
yağmur
Yaşam
yenilik
yeni yıl
YGS
yolculuk
YÖK
Yönetmen
zaman
Çocukluk
Çocuk Psikolojisi
Öss
Özgürlük
Öğrenci
Öğretmen
çelişki
çevre
çingene
çocuk
ödül
öfke
ölüm
öykü
özgür
özlem
özlemek
ülke
ümit
üniversite
İktidar
İktisat
İnsan
ışık
Şiir
şarap
şehir
şehit
şiddet
şike




