Aşkıma Kış Gülüşleri…

10 Haziran 2010, 09:21 | 485 kez okundu


Sağ omuzumda çavuş kuşum, defneleri koklayarak nar ağaçlarının altındaki sevgi imparatorluğuna doğru; emekleyen kalemimle birlikte yol alıyordum. Bu yolculuktan sonra; kış gülüşlerimi armağan olarak göndereceğim aşkıma…

Karşılaştığım iyilik ve güzellik ruhuyla selamlaşırken getirdiği haberleri dinliyordum. Görkemli asma bahçelerindeki kutsal törenleri hatırlıyordum.
Barış rüzgarlarıyla selamlar getirdiğini ve oradakilerin yolumu gözlediklerini söylüyordu.

Elbette yolladıkları selam ve haberlerle onur duydum. Ancak! Bunları işiten kulaklarımla birlikte ruhumun kabarmasına izin vermeyeceğimi bilmeliydiler.

Yeryüzünden iki ayaklı kanatsız zebaniler yok olmadıkça, sevgi, saygı, anlayış, huzur karaborsayken, insanlığın ruhu mekanıyla can çekişirken, hangi hal ve yüzle geri gidip de ilerlerim geleceğe?

Sihirli sevgilerle birlikte, bütün kötü düşünceleri tılsımlamadan asla geri dönmeyeceğim!

Bugünde yaratıldığım günün ruhunu taşıyorum. Hele de şu zaman içinde kozasından çıkacak sözlerimin sancısını çekiyorken, yerimden kıpırdayacağımı kim aklına getirir?
Önceleri içime yumurtluyordum şimdilerde ise dünya denen folluğa.

Küçük düşüncelerin peşinden asla koşmadım! Benden olan canlılarda bulunan, duyguların en alçağı olan ”kibirle” ve birbirleriyle aynı ayar tarttığım, tüm ego savaşlarının hiç birini umursamadım! Bu tür soysuz davranış ve düşüncelerden mümkün oldukça kendimi uzak tutmaya çalıştım. Yok olan insanlık değerlerini hayata geçirip, yeniden var olmak istediğimi o zaman huzur içinde geri döneceğimi bir bir anlattım o kutlu ruha.

Belki de Babil’in asma bahçelerini incitecektir bu sözlerim. Hiç tıkamasınlar, varsın incinsin kulakları. Ben de Babil’in asma bahçelerinden inciler dizerim dünyanın ak sütlü gerdanına… İşte o zaman! Aşkın gümüş saçları ne güzel havalanır alaca rüzgarlarla o gerdandan.

Sorumluluk duygumu kartalların yaşadığı yerlere eşdeğer tuttum. Oralarda yaşadım, oralardan kanat çırptım bana gelen yollara. Öğrenmek isteyen insanın yolculukları hep kendinedir. O vakit gelmeden boşuna havalanmam değersiz zamanlara ve hiç rüzgar çıkarmam önünü göremediğim uzaklara. Ne yazık ki sonra savaş kokar benimde burnuma.

Ey kutlu ruh!

Sen iyilikten ve güzellikten yanasın, şükür edensin, sabır edensin,  insanlığın izindensin. Alnında ki yazıyı buradan okuyor ve sevginin dualı dudaklarıyla da öpüyorum…

Uzatsın gökten kanatlarını şimdi kartallar, rüzgarın sesini dinledim. O yöne uçmak istiyorum.
Kötü ruhun ar damarı çatlamış, gölgesine gölgesine konmak istiyorum.
Tutmayın elimi. Tarihi yazmak istiyorum.

Sabiha Rana



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.