İçimde Biri Vardı

12 Ekim 2011, 17:41



Sığmıyor içim içime. Bir ben yok göğüs kafeslerimin arasında.  İlkokul  çağlarının pazar günlerinden de  hatırlıyorum bu duyguyu.  Gece  yattığımızda biraz ıslak olurdu tenimiz. Tırnaklarımız sıklıkla  kesilirdi.  Belki de bu yüzden çabuk uzuyordu tırnaklarımız. O  zamanlarda da  yalnız uyumazdık. İçimizde birileri olurdu; bir dizi  figürü; Battal Gazi veya  Tarkan.  Ve tertemizdi yüreğimiz… Eğer ölseydik, sırf bu  yüzden  cennete   gidebilirdik. Ölümü o Yeşilçam sahneleri gibi  küçümseyebilirdik.

Seninle yaşadıklarımız o günleri anımsatıyor bana. Şimdi de yalnız  hissetmiyorum kendimi. Halbuki SEN gitmek istiyorsun dünyamdan. Gerçekten de deneyecek misin gitmeyi? Ne yaptım ki sana? Ellerini mi incittim? Hiç dokunmadan sana. SENİ nasıl kırabilirim ki? Duyabiliyorum seni, anlıyorum da, hatta haklısın. Gözlerin gözlerimde çokça zaman yandı. Seninle bakışmak bir nevi modern intihardı. Markasını bilmediğimiz ilaçlardan kutularca içmiş gibiydik. Zehir aklımızı meşgul ediyordu. Senin gözlerini cehennemde yakmalı.

Yakmak demişken; SEN ateşten korkar mısın? Yoksa bir ateş misin sen? Elleri kor vücudu har olan. Ateş de olsan kal yanımda. Eğer gideceksen sen, ben soğuk sular içeyim. Senin beni terketmen nazik bir durum değil. Bu yüzden kovulacaksın cennetten. Yunan tanrıları affetmeyecek seni.

Ah bu gitmelerin… Gizliden gizliye beni kendine hapsetmen ve terk etmelerin. İlkokul çağlarında içimdeki sesi tanımıyordum; seni biliyorum oysa. Seninle ilk karşılaşmamızı hatırlıyorum ey AŞK. Cenk edecektik seninle. Ben kolayca vermeyecektim sana ruhumu. Ama sen kılıcını çektiğin anda, ben kalkanımı uçurumdan fırlattım. Yüreğim tüm kalelerinin anahtarlarını teslim etmişti. Evet evet sevmiştim seni. Kaç güzele baktık seninle birlikte. Kıvrımlı saçlarda, büyük gözlerde kaybolduk. Gitmenden de korkuyorum kalmandan da. Eğer şimdi ölsem cehenneme de gidebilirim. Sen yakansın, tuttuğunu ateşlere atansın. Gerçi cehennemin sana benzeyeceğini sanmıyorum. Seni tanıyalı aslım da yok, asam da. İbrahim de değilim. Bana zulmetme ey AŞK.

Eğer sen de terk edersen beni; ben kime sarılayım? Sensiz kimin elini tutayım? Halbuki dünya senin yüzün suyun hürmetine yaratıldı. Ben bu dünyada nasıl kalayım? Ağlayayım mı?  Ben erkeğim. Gözlerimden yaş değil kan akar.

AŞK çok korkuyorum. İçimden gittiğini hissediyorum. Oysa ne de alışmıştım sana. Üsküdar’a birlikte dönüyorduk. Aç karna yürüyorduk, ezanlar okunurken yağmur yağıyordu, tövbeler ediyorduk. Şimdi konuşmuyorsun bile benimle. Çabucak uyuyorum. Ve kalktığımda olmuyorsun. Gelmeyeceksen de gelme. Sen yoksan, ıslak değilsem, cehenneme gitme ihtimalim varsa ve sen bu dünyanın yaratılma sebebiysen; Aşksızlık da ölme sebebidir. Ve bu filmlerdeki gibi kolay olmayacak. Acıyacak, acıtacak, acınacak, acı…. Artık seni hissedemiyorum.

Emre GÜNDÜZ



İlginizi çekebilecek yazılar:

Bir yorum var

  1. Mustafa Mucidoğlu | 19 Ekim 2011, 10:13

    Hüzne dair, sana dair… Bir yağmur yağdırmışsın gökten ihtiyar, damlalarını saçlarımda hissettim. Ne şemsiye açtım o yağmura ne de o damlalardan kaçtım. Sindi içime kelimelerin. Ben okumayalı seni, sen daha iyi yazar olmuşsun, ılık ılık yazan. Yüreğine sağlık.

Yorum yazın: