Aşkın Dansı
4 Temmuz 2009, 15:20 | 273 kez okundu
Her çizgiye bi heyecanla başlarsın keşfetmek istersin önce kendini sonra dansın sana vaadettiklerini. Bunlar vaadolmaktan çıkar adeta güzel bir ilkbahar sabahında uykularını kaçırcak bir sevgili edasıyla sana yaklaşır ve kulağına fısıldar: beni hayal olmaktan çıkar. Atatürk Bulvarında bana gerçek bir kimlik kazandır. Sorgulamaya başlarsın kimlik denen şey nedir. Bir yapıya hatta bir eyleme nasıl kimlik verilir. Şu eylemlerin mekansal karşılığı için sayfa 138, öteki eylemler için safya 140’a bakınız. Yok böyle bir şey.
Kendinizi bir başkasının yerine koymak ötekileştirmek zor bişey gibi gözüksede bunu başarabildiğiniz ölçüde mekanlarıda varolan kullanımlarından çıkarıp başka kullanımlara dönüştürebilirsiniz.
Hayalini kurduğun şey mekansa sen içindeki eylem olmalısın. Eylemdemi olamıyorsun tamam o zaman sen bir duvar olup karşıdan bak dans edenlere ilk gördüğün şey nedir? Birbirinden farklı birçok çehre, renkler, kıyafetlermi yoksa bu kadar farkın bir araya gelerek oluşturduğu ritim mi? İlk kıyafetlere bakanlardansanız sözüm sizlere değil, yok bende ritime kapılıp dans etmeye başladım diyorsanız tamam doğru yoldasınız. Aşkınızı hissederek tasarladınız çünkü. Kendinizi bir başkasının yerine koymak ötekileştirmek zor bişey gibi gözüksede bunu başarabildiğiniz ölçüde mekanlarıda varolan kullanımlarından çıkarıp başka kullanımlara dönüştürebilirsiniz.
Bir anda odanızın camlarının Tunus ve J.Kennedy Caddesinin kesişimindeki köşe parsele baktığını hayal edin. Karşınızda şehrin tüm kargaşasını bertaraf eden, bir taraftan sizi yansıtırken diğer yandan dans edenleri görüp bir merakla sizi içeriye daveteden şefaf yüzeyler. Daveti kabul edipte kendinizi bulmaya izin verdiğiniz o an derinden gelen bi tını adımlarınızdaki her vuruşu içinizdeki sizin bile bilmediğiniz dans aşkınıza dönüştüryo. Kim bilebilirki siz bir telaşla iş yada okul yahutta aşkıza, Atatürk bulvarından doğru geçip giderken oldukça yüksek iki bina olan Ankara Sanayi Odası ve İş Bankasının ara kesitinden tüm ihtişamıyla size dogru fırlayan, terasında dans edenlerin oluşturduğu görsel bir şenlik. İnsanın aklında ne iş kalır ne de aşk; artık tek gerçek bedenin dansla bütünleşmesi tıpkı boşluğun mekana dönüşürken dans etmesi gibi.
İlginizi çekebilecek yazılar:
Toplam 5 yorum yapılmış
Yorum yazın:





Aşkın dansını anlatan aşkımı yayınlanan ilk yazısı için tebrik ediyorum.
Kusura bakmayın bi numara yok bu yazıda. Bu kadar kötü yazım kuralları içinde yazılmış sözcüklerin hiçbir anlamı kalmamış. Bir ahenk yok.
İlk yazın için tebrikler biliyorumki devamı gelicek.
Öncelikle şunu belirtmek isterimki bu yazımın ilk haliydi ,eskiz denilebilir.Çizdiğim projemi yazıya döktüm, tasarım aşamasındayken nasıl heycanlıysam ,dans okulu ve o mekanı yaşanılası kılan dans eylemini kelimeye dökmekte bir okadar heycanlandırdı. Ahenk diyip kuru kuruya yazmak olağan bir durum yadırgamıyorum ,fazlasınıda beklemezdim zaten nezamanki ,bir yapıya hayat verip ,onu hayallerinizdeki gibi şekillendirdiniz ,duvarından çatısına ,ışığı mekana alış şeklinizden ,içinde yaşıyacak olan kişilerin ruh hallerine kadar tasarladınız.İşte Ozaman sormak isterdim Çağrı bey uyumu göremicek gözlerinizde hipermetropmu var?
Çağrı arkadaşa katılmamak elde değil.Yazım hatalarını,imla kuralsızlıklarını görünce, yazıdan tamamen uzaklaşıyor insan:) Bence iyi bir gözden geçirip öyle yayınlasaydınız yazıyı…