Basın Özgürlüğü ve Önemi
7 Ocak 2010, 13:45 | 731 kez okundu
Bir siyasal rejimin “demokratik” niteliğinin varlığından söz edebilmek için; bu rejiminde öncelikli olarak “düşünce özgürlüğü”nün var olması gerekir. ”Düşünce özgürlüğü”, farklı bireysel görüşler serbestçe, korkusuzca açıklanabildiği, topluma aktarılabildiği, doğru bilgiler rahatlıkla edinilebildiği ölçüde nihai anlamda var olacaktır. Bunu da sağlamanın koşulu “Basın özgürlüğü”nden geçer. Anayasamızın 28.maddesin de “Basının hür olduğu, sansür edilemeyeceği” açıkça vurgulanmıştır.”Düşünce özgürlüğü”, farklı bireysel görüşler serbestçe,korkusuzca açıklanabildiği, topluma aktarılabildiği, doğru bilgiler rahatlıkla edinilebildiği ölçüde nihai anlamda var olacaktır.
Bir ülkede herhangi bir sebepten dolayı sadece belli yöndeki görüşler topluma ulaştırılabiliyorsa, o ülkede düşünce ve enformatik anlamında özgürlük ciddi bir biçimde sınırlanmış demektir. Çağdaş dünya bugün ulaştığı çizgiyi, zaman içinde ortaya çıkan farklı görüşlerin tartışılmasına, toplumları etkilemesine ve sonunda varılan uzlaşıya borçludur. Siyaset biliminde daima hatırlanacağı üzere: ”Denetlenmeyen her iktidar, suistimal edilmeye, kötüye kullanılmaya mahkumdur”. İktidarın da denetlenmesi basın sayesinde mümkündür ve özgür bir basın çerçevesinde ancak bireylere ulaştırılabilir ve bu şekilde ülkedeki mevcut durumu öğrenip, sorgulayıp, eleştiri süzgecinden geçirebiliriz.
Çağdaş dünya bugün ulaştığı çizgiyi, zaman içinde ortaya çıkan farklı görüşlerin tartışılmasına, toplumları etkilemesine ve sonunda varılan uzlaşıya borçludur.
Düşünce ve basın özgürlüğü dahil, hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, çeşitli özgürlükler, bu arada “düşünce özgürlüğü” adı altında önemle vurgulanıp, korunması hedeflenirken, ”kullanılması görev ve sorumluluğu içeren” bu özgürlüğün de belli hallerde, ”demokratik toplumunda zorunlu önlemler niteliğinde olan ve yasayla konulan bir kısım kısıtlama ve yaptırımlara bağlanabileceği” öngörülmüştür. Bunun en önemli nedenlerinden biri de “kişilik haklarının korunması”dır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi demokratik toplumun temel öğelerini: çoğulculuk, hoşgörü ve ifade özgürlüğü (yani saydamlık) olarak belirlemektedir.
Ülkemizdeki duruma bakacak olursak üzüntüyle belirtmeliyim ki düşünce özgürlüğü ve bunun yansıması olaraktan basın özgürlüğü sınırlıdır. Avrupa’da yapılan araştırmalar, darbe dönemlerinde ve günümüzde tutuklanan gazeteciler, düşüncelerini açıklamaktan dolayı haklarında soruşturma açılan insanlar v.s bunu teyit eder niteliktedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi demokratik toplumun temel öğelerini: çoğulculuk, hoşgörü ve ifade özgürlüğü (yani saydamlık) olarak belirlemektedir. Bunları dikkate alaraktan çağdaş demokrasilere ulaşma da, demokratik toplum yolunda ilerleme de, Avrupa Birliği’ne giden yolda; düşünce özgürlüğünden, basın özgürlüğünden geçmektedir. Basın özgürlüğünün olduğu bir ülkede; karşılıklı hoşgörü çerçevesinde düşüncelerimizi özgürce ifade edebildiğimiz ölçüde, ülke olarak ilerleyebilir, bu şekilde sorunları tartışıp çözebilir, milli birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirebiliriz.
Onur İnci
Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Öğrencisi
onurinci123[at]hotmail.com
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



