DÜŞÜNCEMİZİN ALTIN DEĞERİ
21 Haziran 2008, 20:05 | 271 kez okundu
Düşünce hem yönetici hem de üreticidir. Hayatın eril boyutu, hepimizin içindeki bilinçli ve yönetici düşüncedir. Dişi boyutu ise bilinçaltından gelen alıcı ve yaratıcı düşüncelerdir. Bilinçaltımız bedenin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini sağlar. Bilinç emirler verir, bilinçaltı da uygular. Bilinçaltı emirler alır bunları mantıklı kıyaslamayla yargılayarak yerine getirir. Bilinçli olarak düşünülen her düşünce bilinçaltını etkiler ve bu etki düşüncenin güç ve etkisine bağlı olarak eyleme dönüşür. Bilinçli olarak yeni bir hayata başlamak istesek bile, bilinçaltımıza yeni düşünce biçimini işlemedikçe eski şekliyle verilen emirleri uygulamayı sürdürür.
İnsan kendini küçümser, sürekli başkalarıyla kıyaslar. Sürekli söyleriz bir kişi ne yapabilir. Çok şey yapabilir. İnsan düşünebildiği oranda mümkün olduğuna inandığı her şeyi yapabilir. Bizler inançlarımıza düşüncelerimize sınır koyarız. Evren sınır koymaz. İnsanlar kendi yaşamlarına sınırlar kurallar koyar, sonrada bu sınırların bu kuralların esiri olurlar. Bir kadın veya bir erkek kendini arıyorsa kaybettiği yere kendine bakmalıdır. Acaba ne kadar tanımıştır kendini veya ötekini… Hayata hakim olmanın yoludur insanın kendi benliğine kendi içine bakması.
Dağları yerinden oynatacak fiziksel enerjiye sahip olan insan bırakın bir düşünceyi bir duyguyu bile değiştirmekten acizdir. Her zaman kendini haklı çıkarmaya çalışır. Şikâyet eder, yakınır, sorumluluklarından kaçar, isyan eder veya tepkisiz kalarak durumunu kabullenir. Bence her şeyin tek suçlusu kişinin kendisidir. Başımıza ne gelirse gelsin bunun sorumlusu kendimizden başkası değildir. İnsan zekâsı, iradesi ve düşünceleriyle kendi içinden beslenir. Duygularımızı ve düşüncelerimizi hissettiklerimizi denetleyebilirsek yargımıza yön verebiliriz. İnsanın en büyük hatası dış koşulları değiştirmeye çalışmasıdır. İnsan ancak kendini değiştirebilir, tutum ve davranışlarını farklılaştırabilir, tepkilerini değiştirebilir. Değişim insanın içinden duygu ve düşüncelerinden başlamalıdır.Fakat öncelikle korkularımızdan ve yıkıcı düşüncelerimizden kurtulmalıyız. Yıkıcı düşünceler önce kendimize sonrada çevremizdekilere zarar verir. Kendini yenmek kadar kutsal olan bir savaş, kendi sınırlarını aşmak kadar büyük bir zafer yoktur. Dışarıda kazanılmış zafer, kendi benliğimizde kazandığımız zaferin dışa yansımasıdır. Bu ancak yeni bir düşünce biçiminin benimsenmesiyle olabilir.
Uzun Lafın kısası Düşünce yaratıcıdır. Düşünce yaratır. Düşünce bu yüzden çok güçlüdür.
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:




