Evrim Nedir?

15 Nisan 2009, 13:23 | 2458 kez okundu


Tarih boyunca insanlar canlıların nereden geldiğini cevaplamaya çalıştılar. Bunu mistisizmle açıkladılar ama bilim ilerledikçe bunun mistik bir şey olmadığı ortaya çıktı: Bu EVRİM’ di.

Charles Darwin’in 1859 yılında yayımladığı “Türlerin Kökeni” kitabı insanlık tarihinde bir milattır!

O zamandan beri tartışılagelen bu kuram bugün bilim dünyasında tartışılmıyor; çünkü haklılığı kabul edilmiştir!

Evrim sadece insanın maymundan gelmesi miydi? O zaman şimdiki maymunlar neden insan olmuyordu?

Benzeri sorularla çok karşılaşıyoruz çünkü evrim yalnış bilinmektedir.

Evrim, bütün canlıların evrensel ortak bir atadan (en az bir hücre ama muhtemelen daha fazla ve bir kaç tür olabilir) geldiğini ve zamanla gezegene yayılarak o ortama uyum sağlamaları sonucu değişimlerini inceleyen bilim dalıdır.

Kısaca süreci özetleyebiliriz: Bundan yaklaşık 3.5 milyar yıl önce canlılık suda başladı. Karbon, hidrojen, oksijen ve azotun birleşmesi sonucu tek hücreli oksijensiz solunum yapan bir bakteri oluşmuştur. (Hidrojen oksijen zaten suyun yapısında bulunuyor karbon kayalardan azot ise şimşeklerden geliyor )

Bu olayın deneyi 1953 yılında Stenly Miller tarafından yapılmıştır. 3.5 milyar yıl önceki ortam yaratılıyor şimşek yerine elektirk şoku verilmiş ve suyun içinde proteinlerin oluştuğu gözlemlenmiştir.

Bakteriler çoğalmaya başlamış,yayılmış ve yaklaşık 2.5 milyar yıl önce çok önemli bir olay meydana gelmiş: “Eukaryot Hücre” oluşmuştur.

Eukaryot hücre gelişmiş bir hücredir. Bu olay “endosimbiyotik kuram” olarak bilinmektedir.

Bu durum sonucunda tür çeşitliği artmış. Zamanla kıyıya yakın olanlar karaya çıkmaya başlıyor. Bu olay tabi on milyonlarca yıl almıştır. Karaya çıkan canlılar iklimin kıtaların kayması kendi aralarındaki rekabet vb. nedenlerden dolayı evrimleşmış böylece farklı canlılar oluşmuştur. Milyonlarca yıl sonra primatlardan ayrılan bir grup insanların ilk atalarını oluşturmuştur. Australopithecus-homo habilis-homo erectus-homo sapiens bu evrimsel süreç sonunda insan olagelmiştir.

Ausralopithecus, insanlar ile kuyruksuz maymuların ortak atasıdır. Burada yaşanan çatallanma sonucu yukarıda geçen süreç meydana gelmiş ve insan oluşmuştur. Çatalın diğer kısmından ise maymunlar oluşmuştur.

Demek ki evrim dendiği zaman hemen insan maymundan gelmiştir şiarı atılmamalıdır. Bütün canlıların oluşumundan söz edildiği ve insanın da maymundan değil maymunlar ile ortak atadan geldiği bilinmelidir.

Peki evrime inanmak veya inanmamak bize ne gibi bir yarar sağlayacak?

1969 yılına kadar evrim teorisinin okutulması Amerika’da yasaktı. Bu yasak kalktıktan sonra Amerika’da hızlı bir gelişme yaşanmıştır. Avrupa ülkelerinde de aynı durum geçerlidir çünkü bilim ve uygarlık ancak hurafelerden arındırılmayla ilerleyebilir.

Ülkemizde ne zaman bu durum kabul edilir ve okullarımızda doğru ve dürüst okutulmaya başlanırsa, o zaman ülkemiz bilimde ivmelenme sürecine girecektir.

Okan YOLCU



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 19 yorum yapılmış

  1. feylesof | 24 Mayıs 2009, 14:09

    bilimde artık rölativizmin olduğu bir Zeitgesit yaşanırken ”evrim evrim ” diye sayıklayan ”ehli bilimi” ya da ehli bilim sempatizanlarını , bilimin dışında herşeyi hurafe zanneden,çünkü hurafenin ne anlama geldiğini bilmeyen,aynı şekilde evrim karşıtı olan islam dinine ”dogma” sıfatını layık görüp, eleştiriden öte ”yargılayan” bilim insancıklarına teaccüp ediyorum. Herhangi bir İslam alimini okuyan bir Darwinist ne zaman göreceğiz acaba ?biraz objektif ”bilgi”
    istirham ediyorum…

  2. feylesof | 29 Mayıs 2009, 10:54

    Evrim bilimsel bir disiplindir. Bilime Poppercı bir yaklaşımla baktığımdan ötürü evrimi yanlışlanabilir bir hipotez olarak görüyorum. Ancak hala evrim adına yapılan ideolojikvari yazılara teaccübümü gizleyemiyorum. (Yayınladığınız için teşekkürler editörüm..)

  3. lenin | 13 Haziran 2009, 07:25

    evrende her şey neden sonuç ilişkisine dayanır.bilimin dışındaki mitolojik şeyler “iyi bir hikaye” olabilir sadece bütün dinler dogmadır evrenin oluşumu canlıların oluşumu vb. hiç bir şey neden sonuç ilişkisinde değildir ve hiç birinin deneyi yapılamaz gözlemi yapılamaz ama inanmak insanı mutlu edebilir. evrim karşıtlığı sadece evrimi yok saymakla olur.çünkü mistisizm hiç bir şekilde denenemez incelenemez gözlemleneme sadece mutlu eder inanabilirsiniz gerçekçi olmak diyalektikten geçer her şey neden sonuç ilişkisinin ürünüdür. bunun dışındakiler hurafedir.

  4. lenin | 13 Haziran 2009, 07:36

    evrim sizin rölativistik anlayışınıza göre bir hipotez olabilir hatta bir varsayım olabilir veya darwinin çarpıtması olabilir ama evrim bir teoridir hipotez sonucu deneyleri yapılmış doğrulanmış ve kuram olmuştur.tabii gerçeklerle ilgileniyorsanız bu sizin için bir anlam ifade eder ama rölativist düşünebilirsiniz hipotez,varsayım vb. evrimi yalnışlayan hiç bir bilimsel makale çıkmamıştır 150 yıldır. siz evrimin canlığı oluşumu üzerine bu kadar tutarlı bir kuramı üzerine hangi kuramı veya gerçeği öneriyorsunuz onu söyleleyin bizde öğrenelim neden sonuç ilişkisine dayandırabileceğiniz bir şey var mı canlılığın oluşumu üzerine yoksa mistik hikayelerle mi yetinelim

  5. lenin | 13 Haziran 2009, 07:40

    evrim bir semboldür diğer ülkelerin gelişmesi sadece bu teorinin okutulmasıyla olmuyor eğitimin diyalektik yaklaşımının sonucudur.evrimle açılan yol yapılacak bütün eğitimin diyalektikleşmesi demek oluyor gelişim bunun sonucudur tabii daha farklı sebepleri vardır (tarihsel materyalizm gibi(

  6. feylesof | 2 Temmuz 2009, 10:39

    ”Dogma” dediğiniz dinler Darwin’den önce de var Darwin’den sonra da hatta Darwin, kendinden önce yapılmaya çalışılan evrim teorsini çürütmek üzere rahipler tarafından adaya gönderildiği de malum. Dediğiniz gibi dinler sizin tabirinizle ”mistizm” deneme yanılma yoluyla kanıtlanamaz. Ancak bilim’in ”b”sini bir kaç dakikalığına atıp hiç ”ilime” kulak verdiniz mi ? Bahsettiğim ilim kelam ilmi.(yani kuranı kerim ilmi). Sizin yaptığınız Darwin’i , kendinden önce gelen alimlerin, bilginlerin,hatta bilim adamlarının üstüne başat kabul edip, ”biz sizi kan bir pis sudan yarattık” gibi bir çok delile kulak kapatmaktır. ve sebep sorulduğunda da ”bilimsel veri” içermiyor.

  7. feylesof | 2 Temmuz 2009, 10:44

    İnsan hayatını bilimle idame ettirmez. Bilimsel veri kendisine inanılacak bir ”put ” ta değildir. Hasılı,Darwinizm benim inandığım değerlere ”alternatif” bile olamaz. (Hunter ın gelenek yayınlarından çıkan ”rahip mi bilim adamı mı ? kitabını, okuyunuz.) Mannheim : ”Her bilgi ideolojiktir.”

  8. lenin | 8 Temmuz 2009, 22:03

    darwin rahipler tarafından hiç bir yere gönderilmedi. ayrıca darwin çıktığı gezide evrim teorisini çürütmeye çıkmadı .evrim teorisini o buldu. kendisi sadece kitabı mukaddes(incil)e kanıt toplayacaktı ingiliz hükümeti adına ama evrim teorisini buldu. tübitak yayınlarından” darwin ve beagle serüveni “adlı kitabı okumanızı öneririm.kanıt olarak koyduğunuz sözün hiç bir geçerliliği yoktur. yazımda canlılığın oluşumunu anlattım bilimde geçerli olan budur. bilimi ve herşeyi putlaştırmaya bende karşıyım siz dünyanın varlığına inanırsınız çünkü var bunu savunmak putlaştırmak değildir. sizin inandığınız değerlere alternatif olup olmaması önemli değil önemli olan gerçeğin ne olduğu sizin inancınız bir budistin inancına göre alternatif bile olamaz ama evrensel doğrular insanların inancıyla değil deneyler ve kanıtlarla olur. buna kimse karşı çıkamaz çıkan kişilerin bumu kanıtlaması gerekir yine deney ve kanıtlarla
    her bilgi ideolojiktir diyelim bu ideoloji ya insanlık adına kullanılacak (yani bilgi) yada insanlığa karşı dinde ideolojiktir ve din her zaman egemen güçlerden yana olmuştur din bunun için vardır

  9. feylesof | 15 Temmuz 2009, 16:25

    Bilimsel metinler dinsel yargılar ortaya koymayı amaçlamazlar. Aynı şey dinsel metinler için de geçerlidir. Çünkü bilimsellik burhanilik yani ispat ister,dini ilimlerse iknailik ister.Şu halde Evrim teorisi hiç bir zaman ”Adem-Havva” meselesine bir alternatif olamaz.Amacım evrim ile yaratılışı aynı zeminde tartışmak gibi bi safdillik yapmak değil, ancak bilimin salt neden ve sonuca dayanan tek hakim söyleminin ”tek”liğinin geçerliliğini sorgulamak…Bilim bir insan ürünüdür.Ve yine insanların hizmetine ve bilgisine arzedilir. Üretilen bir hipotezin çürütülmemesi, illa da onun tek hakikat, ve kendisi dışında geçerli bir mantalitenin varlığını olumsuzlamaz. Aristocu gelenekten gelen filozoflar ”Mantık ve Matematik bilmeyenler bizi anlayamazlar, bizle tartışacak olanların Mantık ve Matematik bilmesi gerekir” diyerek kendilerini bilimde tek hakim ilan etmişti. Gazalî’nin cevabı ise şöyle oldu: “Ben Mantık da, Matematik de biliyorum. Hadi buyurun, şu tartışmayı baştan alalım!”.

  10. feylesof | 15 Temmuz 2009, 17:09

    Din hakkındaki görüşlerinize gelince,din ile ideoloji arasındaki ayırıcı çizginin gayet kalın ve geniş ,kurduğunuz korelasyonun da bir o kadar nötr olduğu görüşündeyim.İdeoloji sadece bu dünyaya hitap ederken yani mebde’i(başlangıç/big bang/yaratılışvb) kapsarken,din ise mebde ve mead’ı topyekün(son/kıyamet/ahiret/ölüm sonrası) kapsar.Yani din bir kül(bütün) ise ideoloji onun içerisinden çıkarılan bir cüzdür.Bu nedenle din ideolojik olamaz. Ancak ideolojilerin bir kısmı dini olabilir(İslamcılık gibi). ”Egemen güçlerden yana olma”durumu ise (Hz)İsa ve 12 havarisine bakıldığında ya da hiç inananı olmayan birçok peygambere bakılıp zaruri olarak olumsuzlanabilir. Ancak kast ettiğiniz Yahudilik ve nasranilik(Hristiyanlık) gibi dünyaya hükmeden (ne gariptir ki islam geldikten sonra hükmü kalkmış) egemen güçlerse, bu başatlığın ,”dini” görüntüsünün altında yatan tahrifiyatçılıktan/kapitalcilikten sebep olduğunu görebilirsiniz. Şu halde ”din ideolojiktir”in yerine ,din ancak ilahi bir nizam/vazı/kanun dur diyebiliriz. Darwinizm’in neden ve sonuca dayanan,bilimsel veri olarak yaratılış konusunda ”tek hakikat” iddianız gibi, (bilimsel olmasa da) İslamın ön gördüğü ”yaratılış” da, inanca dayanan ilahi bir nizam olarak ”tek hakikattir”…

  11. lenin | 16 Temmuz 2009, 14:12

    öncelikle bir konuya açıklık getirelim evrim bir hipotez değil bir kuram(teori)dır.
    hipotez varsayım sonucu yapılan gözlem ve ufak veriler sonucu kurulur bunun doğruluğu deneylerle değerlendirilir ve eğer doğruysa teori olur.bunu sadece evrimin çok basit bir şey değil gerçekten bilimsel ve ciddi bir konu olduğunu anlatmak için yazıyorum.
    dediğiniz gibi bilimsel çalışmalar/metinler dinsel yargılar ortaya koymayı amaçlamaz ama din bunu yapmıyor .mesela canlılığın oluşumu özelde insanın oluşumu adem -havva olayıyla açıklanıyor bunun hiç bir doğruluğu yoktur dinin öyle bir derdi yok zaten diyorsunuz(bilimsel olması) peki toplum hangi doğrular üzerinde şekillenecek mesela okullarda din dersi evrime bilime alternatif olarak okutuluyor dinin kendi söylemleride kendisinden başka doğrunun olmadığını söylüyor.şimdi nasıl o ona alternatif olamaz diyorsunuz.
    egemen güç ve ideoloji durmuna gelince
    egemen güç derken çocuksu anlayış olan dünyayı hristiyanlar yahudiler yönetiyor anlayışı değil kölelik döneminde efendi feodal dönemde ağa kapitalist dönemde burjuvadan yana olduğunu söylemiştim ideolojide şu şekilde yaşanılan dönemlere uygun olarak egemenden yana söylemlerinin olması buda ideolojinin dinden daha geniş olduğunu gösterir neden sömürü düzenleri dini her zaman kullanıyor derseniz(yani her dönem var din onlar yok buda onun büyüklüğünü gösterir anlayışına karşılık) çünkü din sömürü için çok iyi bir araçtır bunun için sömürü düzenleri onu elinden bırakmıyor şekillendiriyor.

  12. feylesof | 17 Temmuz 2009, 12:08

    Evrim’e alternatif olarak gördüğünüz adem havva olayı sizin ”doğru kıstasınıza” göre doğru değildir.Doğruluk, subjektif değer-algı süzgecinden geçerek insanın tasavvurunda şekillenir.Kaldı ki aynı doğruları paylaşmamak,yine subjektif doğruları yükseltir. Okullarda okutulan dersin adı din dersi değil ”din kültürü ve ahlak bilgisi”dir.Din’in ahlak vecibesi saydığı bir kaç konudan bahsetmek,bu dersin hocalarınca belki de bir lüks şu anda.Evrim hususunda da bu naif din dersi mottosu bir yana ”asıl dinin” söylediği şey de kurandan muktebes olup delile dayanır.Önceki yorumumda da izah ettiğim gibi,bu deliller iknaidir,itikad ile ilintilidir,ben size bunları deney ve gözleme dayandıramam. Çünkü bir o kadar,tarih biliminin özeliği ile de ilgilidir.Hasıl-ı kelam bu tatlı tartışma ancak iknailik özelliğinin taraflarca kabulunden sonra manidar olacaktır.Aksi takdirde herhangi bir yol alınamayacağı görüşündeyim…

  13. lenin | 17 Temmuz 2009, 20:11

    hoş bir tartışma oldu. her ne kadar birbirimizin sınırlarına ara sıra dokunsakta iyiydi

  14. Hüdai ÇAKMAK | 3 Temmuz 2010, 13:13

    Varoluşa cevap arayan bir teoride bir Türk yazarından.

    Türk yazarlarından Hüdai ÇAKMAK varoluşun neden, niçin, nasıl sorularını cevaplayan bir teori geliştirdi ve sekiz ciltle kitaplaştırdı. Yazarın yayınlanmış ve yayınlananacak yirmi kitabı var. Yazar TERSİNİM ismini verdiği teorisi hakkında şunları söylüyor:
    -Varoluş insanoğlunun var edildiği ilk anlardan beri ilgisini çekmiş, konusunda pek çok teoriler üretilmiştir. Bu teoriler çok ve çeşitli olmasına rağmen varoluş bir yaratıcının eseridir ya da varoluş bir yaratıcı iradenin eseri değildir, rastlantılarla oluşmuştur cevaplarına uygun olmak üzere iki büyük grupta toplanır.
    Bir teori gerçek olduğu kuvvetle inanılan bir varsayım üzerine kurulur, ayrıntılanır ve kanıtlanmaya çalışılır. Ulaşılan bilimsel sonuçlar genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan varsayıma uygun olarak yorumlanır. Temel varsayımın yanlış olabileceği hiç bir zaman düşünülmez. Bu da bilimin olması gereken tarafsızlığına gölge düşürdüğü gibi pek çok hata ve yanlışlara yol açar, teorileri bilim dışına iter.
    Tersinim teorisinin kurgulanma yöntemi bu uygulamanın tamamen tersidir. Önce bilmsel sonuç sonra bu sonuca göre varsayım ilkesine dayanır. Bu nedenle bilimin ortaya koyduğu tüm kanun ve ilkelerle uyumludur, hiç biriyle çelişmez.
    Tersinim teorisi özet olarak şu esasları temel alır.
    1)-Tersinim teorisi maddenin sakımı, entropi, yapmanın zor bozmanın kolay olduğu ilkesi gibi tüm doğal kanun ve ilkeleri temel alır. Karşıtı olan diğer teorilerin bilimsel yöntemlerle doğruluğu onaylanmış esaslarını temel almaktan çekinmez. Bu nedenle tersinim bilim dışına kaymadığı gibi konusundaki tüm teorilerin bilimle doğrulanmış temellerinin birleştiği bir sentez durumundadır.
    2)-Tersinim teorisine göre Varoluş kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık olarak ayrılmaz.
    3)-Varoluşun kompleks bir bütün oluşu bir Yaratıcı iradenin eseri olduğunu gösterir.
    4)-Varoluş canlılığın oluşum ve devamlılığı amaçlıdır. Her şey bu amaca uygun planlanmış ve var edilmiştir.
    5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Tersinim, entropi kanunu gereği canlılık gibi kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir.
    6)-Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar maymunların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır. Fakat maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşmuş olabilir.
    7)-Varoluş sorusuna verilen cevaplar insan hayatlarını yönlendirir. Bu nedenle tersinimin çok geniş ve derin sosyal etkileri vardır.
    Yazar, yukarıda yazılanlarla diğerlerinin bilimsel verilerin sonuçlarıyla ulaşıldığını bir kez daha hatırlatıyor.
    Tersinim teorisinin kurgulayıcısı durumunda olan yazar Hüdai ÇAKMAK bilimsel tarafsızlığı gereği yapıcı olma kaydıyla her türlü öneri ve eleştiriye açık olduğunu, isteyenlerin:
    tersinim-teorisi@hotmail.com hudaicakmak@hotmail.com e.mail adreslerinden yazara ulaşabileceklerini söylüyor.

    Not: Açık adresinize bildirdiğiniz takdirde özet kitabımızı hediye olarak gönderebiliriz.

  15. feylesof | 18 Temmuz 2010, 21:18

    Çalşmanızı tebrik ederim Hüdayi Bey..

  16. lenin | 24 Temmuz 2010, 12:11

    iyi günler sayın yazar;
    şu “tersinim” teorisi karl popper’in yanlışlanabilirlik ilkesinin bir türevine benziyor.benim takıldığım şu bir şey binlerce defa deneniyor ve aynı sonuçlar çıkıyorsa sırf “hoşumuzu” gitmediği için neden onu yanlışlayalım.
    150 yıldır bu teori var ve bugüne kadar binlerce kez denendi.Farklı saldırılar geldi ama bu 150 yıl içinde HİÇ BİR bilimsel makale yazılamadı. Çok çalışıldı ama olmadı.Çünkü doğru inatçıdır. bilim onun haklılığını ortaya koydu.
    evet varoluş kompleks bir bütündür ama canlılık ve cansızlık diye ikiye ayrılır ve bunlar birbiriyle DİYALEKTİK olarak etkileşim içindedir.(komplekslik neden yaratıcı bir iradeyi gösterir. )
    bu varoluş amacı nedir? bunu belirleyen nedir? buna nereden varıyoruz?
    evrimde bir gelişim vardır bu genel anlamıyla bir gelişimdir.yoksa geriye giden türlerde vardır mesela balina karada yaşarken suya geçmiştir daha bir çok örnek verilebilir.ama genel olarak canlılık gelişim gösterir omurgasızlardan omurgalıların ortaya çıkması gibi…
    tamamıyla yanlış bir açıklama daha şu “arı ırk ” bilimde anlattığınız tarzda bir arı ırk yoktur.ama ilgileniyorsanız evrim öncesi dönemde bu görüşlere yer verildi bir kaç yüzyıl sonra(19.yy’da) yanlışlığı ortaya çıktı.bunu bu zamana süsleyip getirmek çok yanlıştır .
    şimdilik bu kadar…
    herşeye rağmen çalışmalarınızda başarılar dilerim

  17. burak | 30 Ekim 2010, 19:37

    evrim yalnış bilinmektedir derken yalnışı yanlış yazmışsınız =)

  18. lenin | 2 Kasım 2010, 19:51

    :)

  19. Mert Kürklü | 27 Ekim 2011, 00:38

    daha uzun bişey yazdım ama o neden çıkmadı?????? nesta_mert@hotmail.com şu adresi lenin bey ekleyebilir misiniz?

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.