E=mc küre

9 Mayıs 2008, 17:39 | 267 kez okundu


günlerdir yaşamımızı alt-üst eden genel geçer sorunlardan birazcık da olsa uzaklaşıp,asıl sorunlardan biri olan ve sadece bizi değil,tüm dünyayı tehdit eden ve gerçekten de tehdit olan sorunlardan bahsetmek istiyorum.nacizane bir fikrim olsun istedim çünkü kapımızdaki kuraklık ve değişen iklim koşulları bizi ne kadar ilgilendiriyor,biz ne kadar ilgiliyiz ve ne yapabiliriz konusu bence artık gündemimizi birazcık da olsun rahatsız etmeli.çernobil ve 3 mill adası faciaları henüz kulağımızın duyduğu,gözlerimizin gördüğü gerçeklerden sadece ikisi.hepimiz az ya da çok çernobil faciasının yarattığı sonuçları görmüş ya da duymuşuzdur patlamanın olduğu ukraynanın pripiat şehri 49 000 nüfusa sahipken orada hiç kimse yaşayamıyor ve etkisi 900 yıl sonra anca kaybolur, tabi bunun yanında çevre ülkeler ve türkiye dahil olmak üzere bu facianın etkisinden halen de kurtulamamıştır çevreye verdiği zararların yanında bitki ve hayvan türleri üzerindeki genetik etkisi tartışılamaz boyutta,aynı zamanda 28 mart 1979 da amerikanın 3 mil adası nükleer reaktörlerinde meydana gelen patlama sonucu 600 binden fazla insan etkilenmiş bitkiler ve hayvanlar üzerindeki genetik bozukluklar bütün çevreci grupların ve duyarlı insanların kulaklarında çınlamaktadır.bu faciadan sonra amerikada nükleer santral siparişleri iptal edildi ve halen de yeni bir sipariş yok.işsiz kalan nükleer işletmeler,yeni pazarlar ve yeni kurbanlar peşinde,kirlenmemiş,masum toprakları kendi çıkarları uğruna kirletmek için bu topraklara geliyor,bunlar bir sorun öbür taraftan soframızı,yediklerimizi,içtiklerimizi ilgilendiren başka bir sorun da GDO lar yani genetiği değiştirilmiş organizmalar;“1980’lerin sonunda Japonya’daki Showa Denko firması transgenik bir bakteriye ürettirilen triptofanı ABD’de satışa sunmuştur. Aylar içinde ürünü kullanan kişilerde nörolojik sorunlarla birlikte giden Eozinofili- miyalji sendromu ortaya çıkmıştır. Bu sorunları yaşayan 1500 kişide kalıcı hasar gelişmiş, 37 hasta kaybedilmiştir. Ancak bu durum hekimler tarafından farkedilene kadar aylar geçmiştir” gdolara hayatımızı gittikçe tehdit etmekte ve geleceğimzi üzerinde ciddi tehlikeler ve kaygılar oluşturmaktadır.
gittikçe hızlanan enerji kaynaklarının yokoluşu insanlarda yeni kaynak arayışlarını tetiklemiş ama bu kaynak arayışları doğaya zarar vermeyen hatta doğa kendi kaynaklarını sunmakta ısrar etmesine rağmen biz en zararlı ve tehlikeli olanlarından vaz geçmiyoruz.eğer nükler enerji yerine güneş enerjisini kullanmayı,gdo lar yerine organik tarım faaliyetlerini güçlendirmeyi ve proje teşvikine önayak olmayı başarabilirsek çokuluslu ve tekelleşen şirketlerin çıkarlarına değil insana ve doğaya hizmet etmeyi başarabilirsek kendi geleceğimize bir katkı aynı zamanda doğaya olan mihnet borcumuzun da cevabı olmuş oluruz.birileri bizim yerimize geleceğimiz kurguluyor ve bize birer rol biçiyor bizde hazırlanmış senaryoların figüranları olmaktan vazgeçip hareket edersek çok geç kalmış olmayız en azından vicdanen bir rahatsızlığımız olmaz diyorum.siyasi partilerimizin gündeminde türbandan ve savaş çığırtkanlıklarından daha fazla küresel ısınma ve bununla ilgili projeleri görmek istiyoruz sağlıklı olmayan bir toplum sağlıksız kararlar verip tekrar iradesiz irade avcılarının ağına düşüyorsa gdo lar bizi etkilemiş sonucu çıkar bu da kimin işine yarar malumunuz.artık einstein rahat uyumuyordur çünkü E=mc kare si küresel sorunlara yol açıyor küresel bedeller ödeniyor bizim nükleer enerjiden çok nükleer beyinlere ihtiyacımız var,nükleer enerji santralleri ihaleleri dursun ve silahlanmalara son verilsin istiyoruz umarım çok şey istemiyoruzdur…sevgiler cengiz yılmaz DÜ Biyoloji

İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: