Endüstriyelleşmenin Eğitim Üzerine Etkileri
23 Mayıs 2010, 12:53 | 558 kez okundu
İlim ilim mi bilmektir yoksa ilim kendin mi bilmektir?

Modern Zamanlar
Dünyanın teknoloji çağından bilgi çağına geçtiği ve endüstriyelleşmenin doruk noktasına ulaştığı çağımızda makineleşme altın çağını yaşamakta ve bunun sonucunda da nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç günden güne artmaktadır.
Örneğin, bundan yüz yıl önce tarımda ihtiyaç duyulan at arabaları ve pullukları yapan bir demircinin bilmesi gereken tek şey demiri dövmek ve şekillendirmekti.
Bugün, endüstriyelleşmenin artmasıyla insan ihtiyaçları da farklılaşmış ve bunun sonucunda da at arabası ve pulluğun yerini traktörler almıştır. Demirci gitmiş, vasıflı işçi diye adlandırdığımız, traktör gibi modern araçların üretilmesi için gerekli olan iş gücünü oluşturacak toplum yapısı evrimleşmiştir. Bu yeni toplum yapısı ile birlikte de eğitimin önemi göz ardı edilemeyecek seviyelere ulaşmıştır.
Üretim araçlarını elinde bulunduran burjuva sınıfı ise endüstriyel dünyanın ihtiyaç duyduğu bu yeni ve çok daha vasıflı insan gücünü elde etmek için eğitime tarihinde hiç olmadığı kadar destek vermekte. Mesela Koç Holding’in “meslek lisesi memleket meselesi” sloganlı reklam kampanyası bunun çok açık bir örneğidir.
Burjuvazi eğitimi ne kadar desteklese de eğitimin getirdiği düşünme ve sorgulama gibi vasıfların işçi ve emekçi sınıfı tarafından kazanılmasından rahatsızlık duymaktadır.
Bunu en aza indirgemek için de felsefe, düşünce tarihi, mantık, sanat tarihi, sosyoloji ve psikoloji gibi düşünmeyi ve sorgulamayı körükleyen eğitim dallarına verilen önem ve destek burjuva sınıfı tarafından bilinçli bir şekilde engellenmektedir.
Feodal çağda eğitimi kendisi için alan ve aydın sınıfı temsil eden burjuvazinin teknik branşlar yerine sanat, edebiyat, felsefe ve matematikle uğraşması bu sava örnek olarak gösterilebilir.
Yukarda bahsettiğim eğitim dalları yerine, daha çok endüstriyel dünyaya hizmet eden ekonomi, mühendislik, ve teknik eğitim gibi eğitim dalları teşvik edilmekte ve desteklenmektedir. Rektörlerin “kontenjan artışı eğitim kalitesi açısından zararlı olur” şeklindeki uyarısına rağmen ÖSYM ‘nin 2008 ÖSYS kılavuzunda mühendislik fakültesi kontenjanlarını yüzde 30.7 oranında artırması bunun en çarpıcı örneklerinden bir tanesidir.
Özet olarak eğitim, burjuvazi tarafından etkili bir şekilde desteklenmekte ve onun çıkarları doğrultusunda planlı olarak şekillendirilmektedir.
Ne yazık ki çağımızda ilim sadece ilim bilmektir. O zaman ya nice okumaktır! Okumak ama kendin bilerek, düşünerek ve sorgulayarak okumak…
Alp Eren Erol

Yazan:




Yazı iyi güzel de, endüstriyel dünyaya hizmet eden ekonomi alanı değil bilakis işletme alanıdır. Bence bu iddia yazıya gölge düşürmüş.
Ekonomi:
“Bir ülkede, bölgede ya da bir bütün olarak dünyada mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım, değişim, yeniden üretim ve tüketiminin gerçekleştirildiği sistem.”
Sanayileşme (Endüstriyelleşme):
“Üretimde makinelerin yaygınlaşmasını, işin ussallaştırılıp bölünmesi ile birlikte kütle üretimine geçilmesini ve işçi sınıfının oluşması ile sınıf ilişkilerinin belirginleşip yoğunlaşmasını anlatan bir karmaşık toplumsal süreç.”
Ekonominin tanımında bahsedilen “mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım, değişim, yeniden üretim ve tüketimi” eylemleri sanayileşmenin tanımından da anlaşıldığı üzere açık bir şekilde sanayileşmeye hizmet eder.
Tanımlar için kaynak: TDK Büyük Türkçe Sözlük
Ekonomi insanın toplumsal sürecinin başladığı andan beri varolduğundan bu önermeniz yanlış. Bence biraz politik iktisat okumalısın. Sizin bahsettiğiniz sadece kapitalizmdir, sanayiye ve endüstrileşmeye hizmet eden. Wallerstein, Braudel, Polanyi okumaları bu tezi çürütmeye yetecek birkaç örnektir. Bu bağlamda baktığımızda insanın doğasında var olan ekonomik süreçleri ihmal ederiz ki, insanlık tarihi böyle söylemiyor.