Gençlik Var, Ya Politikası?
12 Temmuz 2008, 20:06 | 373 kez okundu
Hemen her fırsatta Türkiye’nin en önemli avantajının gençlik olduğu belirtilir. Gerçekten de genç nüfusun yoğunluğu Türkiye için çok önemli bir avantajdır ve gençlik gelecek için önemli bir değerdir. Fakat Türkiye’de gençlik konusunda kapsamlı, çağcıl ve sürdürülebilir bir politika mevcut değil. Tek bir istisna dışında gençlik konusunda politikalar da gündeme gelmiyor. Bu istisna, Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi’nce hazırlanan ve Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Temsilciliği’nin desteklediği ‘Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları’ adlı çalışma.
Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları, hem önemli bir açığı gideriyor hem de bu konuda öncü bir niteliğe sahip. Nurhan Yentürk, Yörük Kurtaran ve Gülesin Nemutlu’nun derlediği, alanında uzman kişilerin kaleme aldığı 21 makaleden oluşan bu çalışmanın amacı ise ülkede yaşayan gençlerle ilgili gençlik politikaları üretme sürecinin harekete geçirilmesine katkıda bulunmak.
Çalışma, gençlik politikası üretiminde gençliğin gençlik döneminin özerk birey olma sürecini yaşayabilmesini ve gençlerin toplumsal hayatta genç olarak varolabilmelerini hedefleyen bir yaklaşımı savunuyor. Gençleri sadece yetişkinler düşünmeyecek; gençler, ‘kendi ihtiyaçlarını belirleyebilme, ihtiyaçlarıyla ilgili haklarını savunabilme ve kendileri için mevcut hak çemberini geliştirmek üzere örgütlenebilme’ gibi anlayışlarda bulunacak. Yani bu çalışmada esas gençlik politika ve çalışmalarımda, gençlerin özne olması. Çalışmanın tartışmaya açtığı ‘gençlik politikası’nın olması gereken temel prensipleri şunlar: Gençlik politikası oluşturmakta gençliğin katılımının önemi, yani gençlerin politika üretim safhalarında aktif kılınması. Farklı gençlerin farklı ihtiyaçlarını dikkate alacak şekilde ihtiyaç odaklı olması. Gençlerin araçsallaştırılmaması yani politika hedeflerinin gençlere sadece genç oldukları için değer vermesi. Gencin nesne değil özne olması. Gençliğin geçiş dönemi olarak algılanmaması. Değerlendirme yönteminin piyasaya indirgenmemesi. Gençlerin gönüllü katılımının önemsenmesi. Gençlerin güçlendirilmesi. Örgütlenmenin öneminin vurgulanması. Gençliğin ana akıma yerleştirilmesi. Toplumsal cinsiyet vurgusu. Dezavantajlı gençlere özel vurgu gereği. Farklılıkların tehlike değil, çeşitlilik olarak vurgulanması. Bütüncül olması ve her alanda güçlendirme. Çalışmadaki ‘Günümüz Türkiye Gençliği’ isimli makalede Demet Lüküslü, İstanbul’da 18-25 yaş arası 80 gençle yaptığı derinlemesine görüşmelere dayanarak bu kuşağın aslında hiçbir şeyle ilgilenmeyen “vurdumduymaz”, “bencil” bir kuşak olmadığını, aksine gençlerin siyasal alanı, sorunları çözmekte yetersiz, değiştirilmesi zor ve gençliğe has özelliklerle barınılamayacak otoriter yapılar olarak eleştirdiklerini öne sürmektedir. ‘Türkiye’de Genç İşsizliği’ başlıklı makalede Yentürk ve Başlevent ise Türkiye’de genç nüfusun önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu ve bunların sadece istihdam olanağı elde etmekle aşılamayacak sorunlar olduğunu belirtmektedir. Genç işsizliğin azaltılmasının diğer sorunlar çözümünde tek kriter olduğu öne sürülmemekle birlikte, genç işsizliğin boyutunun sosyal sorunların ağırlaşmasında önemli bir faktör olduğu açıklanmaktadır.
Gençlerin katılımıyla oluşturulmuş örgütlenmeler çalışmanın en önemli önerilerinden. Gençlik Konseyleri yapıları kurularak gençlerin kendilerini etkileyen kararlara katılımının sağlanması gerektiği belirtiliyor. Bu bir sağlanan hizmetleri düzenleyen bir üst yasa (Gençlik Yasası) önerisi ile de destekleniyor.
Ayrıca, kitabın hazırlayıcıları çalışmanın, bu ülkede yaşayan gençlerle ilgili gençlik politikaları üretim sürecine katkıda bulunmasının yanı sıra, çoğulcu demokrasinin gelişimi temelinde var olan sivil hareketlere gençlerin katılımı konusunda çalışanlar için de yararlı olabileceğini düşünüyor.
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



