Gıda Güvenliği

12 Temmuz 2008, 20:08 | 325 kez okundu

Gıda sektörü en ciddi ve denetimi üst derecede önemli olan bir alandır. Türkiye’de gıda sektörü önceden beri denetimden yoksundur. Bu, artan teknolojik gelişmelerin etkileriyle daha belirgin oldu. Kaçak üretimin çoğalması, artan maliyetlerin açığını kapatmak için malzemelerde oynamalar, maliyeti ucuz sağlıksız ve hormonlu üretimler gibi nedenlerle yeyip-içtiklerimiz artık hiç de içimize sinmiyor.

 

Dr. Şebnem Karauçak yönetiminde Eurohorizons Danışmanlık ekibi tarafından OSİAF’a hazırlanan “100 Konuda Avrupa Birliği’nin Hayatımıza Etkileri” adlı çalışmada gıda güvenliğindeki durumumuz ve nasıl olması gerektiği detaylıca inceleniyor. 100 madde çerçevesinde müktesebatın getirip-götürecekleri değerlendirilen çalışmanın Gıda Güvenliği bölümünde ‘Süt diye ne içiyoruz? Tükettiğimiz gıdaların yapımında kullanılan malzemelerin durumu ne? Gıdalar hangi koşullarda üretiliyor? Aldığımız kıymanın içinde kim bilir neler var?’ gibi soruların cevapları da var.

Çalışmadaki bazı standartlar şöyle:

 Seceresini bilmediğimiz sığır etini yemeyeceğiz

AB düzenlemelerine göre, ticaretin tüm aşamalarında sığır etinin ve sığır eti bazlı et ürünlerinin özelliklerinin ve üretim koşullarının ürünün etiketinde yer alması gerekiyor. Etin ait olduğu hayvanın bilgileri, kimlik numarası, doğum yeri, yerleştirilme yeri, kesim yeri, kesimhanenin izin numarası ve farklı bir yerde işlem gördüyse parçalara ayrıldığı yerin etikete yazılma zorunluluğu getiriliyor. Bu bilgilerin yer almadığı etiketli ya da etiketsiz ürünler piyasaya sürülemiyor.

 Artık, “İçtiğimiz süt sağlıklı mı?” diye endişelenmeyeceğiz

AB kurallarına göre çiğ sütün bir mililitresinde kabul edilebilir bakteri miktarı 100,000. Türkiye’de bu miktarın milyonlarca ölçüldüğü biliniyor. AB üyeliği ile birlikte öncelikle sokakta süt satımı ortadan kalkacak. Bununla birlikte, kullandıkları çiğ sütte standartları aşan miktarda bakteri bulunan firmalar ürünlerini piyasaya süremeyecekler. Süt ve süt üreticileri, ya AB standartlarına uyum sağlayacaklar ya da kapanacaklar. Uyum için belirli bir süre geçiş dönemi alınsa bile şartlara uymayan firmalar bu süre içinde sadece yerel piyasaya satış yapabilecek. Ayrıca, ürünün standartlara uygun olmadığı paket üzerinde belirtilecek. Tüketici böylelikle sağlıklı olan ve olmayan ürünleri kolaylıkla ayırt edebilecek.

 Tehlikeli maddelerin gıdayla teması engelleniyor

AB ülkelerinde gıda ürünleri ile temas eden malzemeler belirli kurallara tabi tutuluyor. Bu kurallar, ambalajlar, plastik veya cam şişeler, çatal-bıçak ve kaşıklar, evlerde kullanılan çay-kahve makineleri ve bunun gibi daha birçok malzemeyi ilgilendiriyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde kullanımı gittikçe artan, ürünün bozulmasını engelleyen ve bozulduğu takdirde renk değiştiren ‘aktif’ ve ‘akıllı’ ambalajlar da ilgili düzenleme kapsamına giriyor. Ancak, ‘aldehit’ ve ‘amin’ gibi ürünün bozulduğunu gizlemek amacıyla kullanabilen malzemelere izin yok. Düzenlemeye göre, gıda maddeleri ile temas etmek üzere geliştirildiği açıkça belli olmayan her boş paketin üzerinde “gıda kullanımı için”, yazması veya bunun uygun bir simgeyle (bardak veya çatal) belirtilmesi gerekiyor. AB mevzuatı, bu genel düzenleme dışında, gıda ürünleri ile temas eden plastik veya seramik gibi belirli malzemelere yönelik özel düzenlemeler de içeriyor. Örneğin, 2005 yılında kabul edilen bir düzenleme uyarınca, gıda ürünleri ile temas eden seramik malzemelerin belirli şartlara uymasının ötesinde, bu uyumu kanıtlayan analizler yapılması ve yazılı açıklamada bulunulması gerekiyor.

 Tarladan sofraya gıda güvenliği anlayışı

Gıda işleyen tüm tesisler, teknik ve hijyen koşullarını AB hijyen standartlarına uyumlaştırmak üzere modernize etmek zorunda. Gıdaların sadece nihai ürün aşamasında değil, üretimden tüketiciye sunulmasına kadar tüm safhalarda izlenmesi söz konusu. Gıda maddeleri üreten, ithal eden, dağıtımını yapan ve satan işyerlerine getirilen yükümlülük ve yatırımlar sayesinde tüketicinin “tarladan sofraya kadar gıda güvenliği”nden emin olması sağlanıyor. Gıda işletmecilerinin, üretim, işleme ve dağıtımın tüm aşamalarında gıda mevzuatının gerekliliklerini yerine getirip getirmediğini izlemek ve doğrulamak ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın sorumluluğunda. Bu amaçla Bakanlığın, halkın gıda güvenliği konusunda bilgilendirilmesi, gıda güvenliğinin gözetimi ve diğer izleme faaliyetlerini kapsayan resmi bir kontrol sistemi oluşturması gerekiyor.

 Gerekli şartlara uyulursa kokoreç tarih olmayacak

AB’de, sakatat ürünleri belirli koşullar altında piyasaya sürülebiliyor. Öncelikle bu ürünlerin elde edildiği hayvanların mezbahalarda kesilmiş olmaları ve ölüm öncesi/ölüm sonrası kontrollerden geçerek insan tüketimi için uygunluklarının onaylanmış olması gerekiyor. Ayrıca, bu ürünlerin tuzlanmış, ısıtılmış veya kurutulmuş olmaları ve bu işlemlerden sonra bozulmamaları için etkin önlemler alınmış olması gerekiyor. Ortam sıcaklığında muhafaza edilmeyen mide, mesane ve bağırsakların sevkiyata kadar dondurulması, özellikle tuzlanmayan veya kurutulmayan ürünlerin en fazla 3 derecede muhafaza edilmesi gerekiyor.

 Aldığımız kıymanın içinde kim bilir neler var, kaygısına son

Kıyma ve et karışımlarının muhtevası ve hazırlanma koşulları sıkı kurallara bağlanır. Buna göre, kıymanın hazırlanmasında çiğ kırmızı et kullanılması, besin değeri taşımayan sinir, deri parçaları, tendonlar, kalp kasları, kemik sıyrıntıları, baş etleri vb. bölümlerin etten ayrılması ve kıymanın içine katılmaması gerekiyor. Dana kıymada azami yağ oranının %20, yağsız kıymadaki azami yağ oranının %7 olması gerekiyor. Kıymanın, kesimden en geç bir saat sonra soğutma işlemine tabi tutulması zorunluluğu getiriliyor. Kesim, kıyma işlemi ve ambalajlama yerlerinin ayrı olması, bu işlemlerin yapıldığı tüm alanlarda ısı kontrolü ve ideal ısının muhafaza edilebilmesi için frigofrik ekipman bulundurulması gerekiyor.

Sağlık ve hijyen koşullarına azami dikkat gösterilmesi, personelin ağızlık takması, dezenfekte edilebilir eldiven kullanması şart koşuluyor. Kıymayı hazırlayan tesisin veteriner onay numarası ve tarihinin, ürünün etiketinde yer alması gerekiyor. Doğrudan tüketiciye satış yapan kasaplar ise AB ile uyumlaştırılmış ulusal sağlık ve hijyen kontrollerine tabi tutuluyor.

(www.osiaf.org.tr)



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.