GÖNÜL HOŞLUK İSTER, ŞEKER BAHANE
27 Eylül 2008, 16:15 | 265 kez okundu
GÖNÜL HOŞLUK İSTER, ŞEKER BAHANE
Bu sene de ramazan ayı bitti. Ramazan ayının bir özelliği de, her yıl, bir önceki yıldan 10 gün kadar geri düşmesidir. Yani seneye 10 gün kadar daha erken oruçlu olunacak. Tabi tutacak olanlar için geçerli bu durum.Seneye-den itibaren, yazın oruçlu olunacak, bu böyle biline! Herkes önlemini ala! Günler daha uzun, güneş daha kavuracağı için güneşin altında iş görenler, mesela; çiftçi, çoban, güneşin altında çalışan, bina yapan, duvar ören emekçi insanlardan oruç tutanlar, önlemini ala! Yoksa vay hallerine!Ramazan ayını, yaşam anlayışı haline getirenler için sorun yok. Ama bu ayı zorunlu bilip kendini sıkanlar için yılın her mevsiminde, aç karınla, akşam gelmez.Çok değerli bir hocam; “İbadetini Allah için yapanlar vardır, onlara tasavvufta rind denir. Bir de sadece cennete gitmek için ibadet edip hayır işleyenler vardır ki onlara da zahid (odun Müslüman) denir.” derdi. Daha ne desin?Velhasıl; bütün ramazan hengâmesi, ihtiyaç sahiplerine yapılan sesli ya da sessiz yardımlar (reklam) gelecek seneye ertelendi. İşin hazin tarafı, fakir adam 11 ay boyunca Müslüman kardeşlerini yanında göremeyecek. Zengin de ramazanda bin küsur kat daha fazla sevap almak için fakir kardeşlerinden 11 ay bihaber yaşayacak. Varın kendi zahidinizi, kendi rindinizi siz seçin… ***İsteyen şeker bayramı desin, isteyen ramazan bayramı desin… İsteyen, kendi anlayışına göre, istediği ismi koysun bu bayrama. Bu durumda; ismin, etiketin hiçbir anlama sahip olmadığı anlaşılıyor, değil mi? Evet, tam da öyle.Bayram dediğin, cümbür cemaat kutlandığı zaman bir anlama sahip oluyor. Yapma, yapmacık, zorlama bayramların ne tadı olur, ne tuzu…Ramazan bayramı veya kurban bayramı; 23 Nisan gibi, 19 Mayıs gibi aristokrat kesimin bir araya gelerek kutladığı bir bayram değildir. Bu bayramlarda zorlama tebrikler, ısmarlama kutlamalar bulamazsınız. Yani ister dini olsun, ister olmasın halkın benimsemesi önemlidir. Ismarlama bayramlarda olduğu gibi özel mekân, ulu şahsiyet kavramı yoktur ve her kesime aynı mesafede durulur. Misafirlere ikram edilen şeker, kolonya, tatlıların kalitesinde veya çocuklara verilen bahşişlerde bir farklılık olabilir. Ancak bu, ayrıntı bile değildir. Zira bu bayramların içi boş değildir.Her ne kadar bazı büyüklerimiz; “Nerede o eski bayramlar!” dese de. Aslında yitirilen bir değer yok. Sadece hayatımıza giren teknoloji, anlamı biraz farklı kılıyor.Çocuklar, eskiden de bayrama kaç gün kaldığını parmakla hesap ederlerdi, şimdi de öyle yapıyorlar. Mesela, parmaklarını göstererek; “Bu kadar kaldı.” diyorlar hala. Hatta “İki tane uyuyup uyanırsam bayram olur.” diyorlar. Yoksa demiyorlar mı? Diyorlar diyorlar… O halde biz ne diyelim?Bayramınız mübarek ola. Murat Köprü (YYÜ/ TDE öğretmenliği, 5. sınıf)
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:




