HALA ‘BURASI TÜRKİYE’
31 Ekim 2008, 23:38 | 258 kez okundu
Bugün izlediğim iki haber beni çok güldürdü. Aslında ağlanacak halimize güldüren türden iki haber. İzlediğim her haber programından sonra olduğu gibi nasıl bir ülkede yaşadığımızı tekrar sorguladım. Televizyonu açıp haberleri izlemek, elime gazete alıp ne olup bitiyor okumak artık korkutucu bir hal alır oldu.
İlk haber Türkiye’de sırıkla atlamada rekor kırmış olan bir genç kızla ilgiliydi. 20 Yaşında bir üniversite öğrencisi ve 13 kez Türkiye’de sırıkla atlamada başarı kazanmış bir genç kız. Aynı zamanda anneannesi, babası ve 5 kardeşine destek olabilmek için bir terzide çalışıyor. Kısa bir konuşması yayınlandı ve bazı günler cebinde sadece minibüs parasının kaldığını söylüyor. Bunlara rağmen bir şeyler yapabileceğine inandığı yine konuşmalarından anlaşılıyordu. İnsan izlerken içten içe gurur duyuyor. Demek hala bir şeylerin yoluna gireceğine, çabalaması gerektiğine inanan insanlar var bu ülkede. Ama birçoğumuzun umudunun kalmadığına eminim. Her gün duyduğumuz kriz haberleri ve bizi teğet geçecek diyerek avutanlar, çalışanlarına değil de doğalgaza, elektriğe zam yapıp kendi maaşlarını arttırtmaktan utanmayanlar, kendisine oy verenlerin çocuklarının vatan, millet adına! şehit olmasından gurur duyup kendi çocuğunu askere yollamaktan utananlar, dinine düşkün görünüp henüz ergenliğine gelmemiş kızları taciz edip doktor sandığımız insanların verdiği raporlarla ceza almaktan kurtulanlar, bir de yetmiyor gibi evlilik yaşını düşürmeyi planlayan, bu tür sapkınlıklara yardımcı olacak yasa tasarılarını sunanlar, kasklı sapıklar, aslı astarı olmayan, hangi şizofrence beynin ortaya attığı belli olmayan Ergenekon olayı ve sonu gelecek mi belli olmayan mahkemeler, ‘karakolda, cezaevinde işkence yok’ diyerek yıllardır söylenen yalanın son kurbanı olan Engin Çeber haberleri ve üstünü kapatmak için yine nasıl uğraşıldığı… Bunlar son yaşananlardan sadece bazıları. Sadece son birkaç gün için bu kadar olumsuzluğu sayabiliyorum. Bunları duydukça kendimden ve tepkisizliğimden utanmaya başlıyorum aslında.
İkinci haber ise Başbakanımızla ilgiliydi. Bir karşılama sonrası makam aracı tam 4 dakika 2 saniye geç kalınca, korumalarıyla makam aracını bekleyen görüntüleri ekrana geldi. Korumalar gergin tavırlarla Başbakanın etrafında dolanıyor. Ellerinde telsizler, telefonlar büyük ihtimalle aracın şoförünü arıyorlar. Makam aracı geliyor 4 dakika 2 saniye sonra ve bir de fırça yiyor. İnsan cebinde sadece minibüs parasının kaldığı günler olduğunu söyleyen ve tüm çabalarına rağmen destek göremeyen – sanırım yalvarması gerekiyor bir de başarılarının, çabalarının fark edilmesi için- genç kızın suçu ne acaba diye düşünüyor . Diğer yandan da makam arabasını kabul etmeyen Ecevit’i hatırlamadan edemiyorum. Bu iki siyasi liderin farkı ne acaba? Ve bu klişe olmuş Türkiye görüntülerinden sonra aklımdan yine deyimleşmiş şu klişe cümle geçiyor: ‘Burası Türkiye…’
Derya Coşar
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:




