Huzursuzluğun Huzurunda

25 Ocak 2010, 17:02


huzursuzluğun huzurunda radikal gençProleteryanın saf duyguları ile oynayan Kapital yazarı Marx, “düşüncelerin doruklarına ancak patikalardan tırmanılır” diyor. Sarp, tehlikeli, zoraki tâli yollardan…

Fikirlerin doruklarına ulaşmak sâde ceht(çaba) ve gayret ile, tekinsiz yolcukları arşınlamakla elde edilebilecek bir keyfiyet değildir.

Bence.

***

Üzerinde yorulmaksızın didinip durduğun, belki de durmak zorunda olduğun, seni zabt u rabt (asâyiş) altına alan o Ludwig Wittgenstein pütürlü zemini hissetmek, neyin üstünde konuşlandığının farkına varmak, ceht ve gayrete öncelenmelidir.

Yine bence.

Sub-jenin üstüne çıkmak ve gözlerini ob-jeden ayırmamak…

Belki de kendini bir üçüncü göz ile temaşa etmek, tepeden, kuşbakışı bir “nazar” ile…

Evet! Arayıp da bulmaya çalıştığımız kelime bu işte!

Nazar…

***

Aramak… Bulamamak… Ama aramaktan hiç vazgeçmemek… Sâde nazar etmek… Hep nazar etmek…

Son tahlilde bulunamayacak, muvaffakiyetin muhal olacağı bir şeyi talep etmek, mantıklı bir eyleyiş midir?

Öncelikle talep etmek huzuru değil, huzursuzluğu davet etmektir.  “Huzur bundadır, şundadır” diyen huzurlulara inat! Hep talep etmek…

Hoş bir tefekkür uğruna bir nispet gözetmemek… Bir defa da olsun “nedensellik” hastalığını terk etmek… Ya da def etmek! Kendinin üstüne çıkıp kendini, hep kendini nazar etmek… Tevazu ile… Sabır ile… Huzur değil de huzursuzluk ile… Karanlıkta… Sessizce…

Karanlıkta. Kimse seni görmesin diye… Sessizce. Huzursuzluğunu bozacak huzurlular var etrafta…

***

Peki neden huzursuzum? Daha öncesinde nedir huzursuzluk?

Ben sordum yine ben cevaplayayım:

Karanlık, pütürlü zeminde kendinin üstüne çıkıp, sessizce ve tevazu ile fikirlerin en faziletlisi yolunda kendini, kendi kendini nazar etmektir.

Neden huzursuzum, şimdi anladın mı?

Gökhan Özcan
İstanbul Ticaret Üniversitesi
Psikoloji Bölümü
gokhan_0288[at]hotmail.com

İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 6 yorum yapılmış

  1. lenin | 4 Şubat 2010, 19:09

    marx hakkında asılsız bir açıklama yapmışsınız
    prolateryanın saf duygularıyla oynadığını söylemişsiniz bunu neye dayanarak söylediniz?
    sömürü tarihi boyunca(köecilikle başlayan) gelen hiç bir devlet adamı bu sorunu çözmemiş(çözmemek için vardır onlar) her zaman emekçi sınıfı ezmiştir.
    bir de mistik insanlar var ne hikmetse mucizeler her şeyi yaparken sömürüden rahatsız olmamışlar (zaten bunun için var oldular) ve bitirememişler
    marxsizm gibi(marx ile başlayan) bir bilim emekçilerin kurtuluş bayrağını dalgalandırırken hangi açıklamayla böyle bir söz söylenmiştir.

  2. feylesof | 7 Şubat 2010, 21:48

    Dikkat ederseniz bu yazı bir fikri ispat için yazılmış bir yazı değildir. Neticesinde bir hükümden ziyade duygusal bir çıkarımın yapıldığı bir denemedir. Marx ile ilgili bir fikri kanıtlama yoluna gitmedim. Eğer kanıtlanmaya çalışılmayan bir ideayı çürütme yoluna gidiyorsanız buna cevaben sükut ederim. Ama haydi Marxı ve Marxismi münakaşa edelim diyorsanız o bahs-i diğer…

  3. feylesof | 7 Şubat 2010, 22:29

    Yazının tamamını okumadığınız ya da okuma gereği duymadığınız çok aşikar. Tikelden (cüzden) tümele(tikele) gitmek sadece bilimsel pozitivizmin bir dayanağıdır, benim ya da sizin dayanağınız değil…

  4. lenin | 8 Şubat 2010, 15:04

    yazıyı elbette okudum, onun üzerine bir şey söylemedim ama yazı idealist/çileci bir çizgide yazılmış konumuz bu değil.
    marx hakkındaki yorumunuz saf duygularla oynamak ne oluyor anlayamadım
    prolateryayı kandırmış gibi ima ediliyor.
    yoksa öyle bir mücadeleye(fikir ispatlama) girilmediğini bende biliyorum ama kelimeler önemlidir.

  5. feylesof | 8 Şubat 2010, 17:13

    İdealist/ çileci tabirinin, benim duygu haritamda çok da kuşatıcı bir terim olmamasını soğuk Marxist terminolojiye bağlayıp önemsemiyorum. Marxist düzlemde konuşmak şu anda yapmak istediğim bir eylem değil. Konuşmak için karşılıklı kon-mak lazım. Bu ”konma” eyleminde sorun yaşayacağımız için konuşmak biraz lüks.

    Ancak ‘’saf duygularla oynamak” tabirini biraz açımlayayayım.
    Bilimsel literatürden kaçınarak Marksizmi proleteryanın absorbe etmesini Marx’ın ateşîn zekasının bir fethi olduğunu düşünüyorum. Tüm gününü aklı ile değil, eliyle kazanan; hayatını ”elle tutulur, somut materyalle” sarfeden proleteryanın idrakini idealizm ile değil de ”materyalizmle” fethetmek elbette mantıklı idi.Proleterya Marx’ın karaladığı müsveddeleri ile yapamazdı ”Saf duygularla oynamak” tabiri belki de biraz buna işarettir…

    ”Kelimeler önemlidir.” Katılıyorum. Fakat ”El-Mustasfa” yazarı İmam-ı Gazali’nin ” Ancak ehli- hamakat lafızdan (kelimelerden) manaya (anlama) gider.” diyor. Manadan ( tümelden diyebiliriz) lafza (buna da tikel diyelim) gitmek zordur zor….

  6. lenin | 8 Şubat 2010, 18:54

    idealist/çileci tabirini öze ulaşma inancınız için kullandım.

    “saf duygularla oynamak” tabirini açıklarken kaba materyalizme kayıyorsunuz.
    elbette yazılarla olacak iş değil Marx’ta bunu söylüyor ve yapıyordu zaten
    burada Lenin’in sözü her şeyi açıklayacaktır.
    “Devrimci teori olmadan,devrimci pratik olmaz”
    ikisi birlikte hareket ederse değişim/dönüşüm olur.
    son olarak kelimeden kastım zaten manaydı.

Yorum yazın: