Kozumu paylaşırım ama Pozumu asla!
29 Temmuz 2010, 09:48
Güçsüzler, “defolup gidin hayatımdan” der. Ben ise ”defolup gidiyorum siz rahatınızı bozmayın” demeyi tercih ediyorum. Fena mı ediyorum? Adı küçük harfle yazılan önemsiz biri gibi görün beni. “Birden bire boşalan yolların ortasındayım” diyen şarkıcıyı düşünüyorum. Kafamdan bir klip çekip, birden bire boşalan bir yolda en son geçen arabanın plakasını görmeye çalışıyorum. Hava kapatmış, kara bulutlar geliyor. Benim için geliyor.
Yüzlerce hatta binlerce sayfalık kitaplar, kurgu kopukluğu ve laf geveleme dışında ne işe yarar? Neyi neden uzatıyor yazarlar? O zaman Nietszche haklıdır: “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır. ” Bitmeyen ve sonu gelmeyen romanlar işkenceden farksızdır. Gerçi zaten ben de uzatmalarda sürekli pas yapan futbol takımları gibiyim. Büyük ama acınası, eğri ama doğru, sessiz ama konuşkan, hepimiz gibi.
Gerçekten de yuvarlanarak gidiyoruz. Hayat böyle, evet bunu yapıyoruz belki elimizde değil. Elimizde olan tek şey; bize dayatılan öğretilerden uzaklaşmak ve kendimizi bulmak! Çünkü yuvarlanıyoruz ve insan yuvarlanırken göremez etrafında neler olup bittiğini. Bu yüzden yuvarlanıyoruz ve giderek büyüyen bir kar topu oluyoruz. Koca bir çığa dönüşüyoruz. Çığın nereye düşeceğini ise hiçbirimiz bilmiyoruz. Haybeye yaşıyoruz demektir bu, haybeye ve altta kalanın canı çıksın diye yaşıyoruz. Altta kendimizin de kalabileceğini düşünmüyoruz. Hesaba katmıyoruz, altta kalınca da mızıkçılık ediyoruz. Ne kazanıyoruz? Önce kendimizi iyi hissediyoruz. Sonra düşlerimizdeki gibi değil, dünyamızın zavallı yaşam standartlarından nasibimizi alıyoruz.
Yıllar önce bir kitap okudum, orada geçen bir cümle benim bütün tanımlamalarımı önce egale edip sonra da aşıyordu: İyi olmanın o iğrenç ortalaması!” Cümle sanırım tam olarak böyleydi. İnsanlar da hep iyidir. İyi bir evlat, iyi bir öğrenci, iyi bir kuzen, iyi bir yeğen, iyi bir arkadaş, iyi bir sevgili… Her şeyin iyisinin tam ortasındayız. Ortalamalar bize göre değildi. Bütün aşırılıklarımızın, tuhaflıklarımızın, garipliklerimizin nedeni işte buydu: İyi olmak! Basit bir iyi insan! Cümlelerin sonuna konulması gereken ünlemi alıp cümlenin başına koyan! Kendi koyduğu kurallarla hayatını devam ettireceğini sanan! Bağımsız yaşam stilini acımasız insanların gözünde sevimli göstermeye çalışan… Halbuki bizler, insanlara neyi nasıl gösterirsek gösterelim, herkes kafasındaki görüntüye inanacaktır. Tıpkı gençlere yöneltilen binlerce nasihatın yıllar sonra anımsanması gibi. Çünkü duyduğumuz her şeyi ancak zamanı geldiğinde işitiriz!
Hep aynı noktaya dönüp tıkanıyoruz: “Hayatla kozumu paylaşacağım!” Ona haddini bildireceğim, gibi laflar etmek büyük meraklarımız arasında. Ancak hayat da tıpkı “dalgalı ve akıntılı denizler” gibi. İnsanı yutar. Nerede ve ne zaman, hangi hava şartlarında yüzmen gerektiğini bilirsen, deniz sana dokunmaz ve hayatta da nerede ve ne zaman “mutlu olman” gerektiğini bilirsen, hayat sana bulaşmaz.
Sen hayata karşu duruşunu sergile. Poz’unu ver objektiflere. Koz’unu elbet paylaşırsın.
Tuna Bahar
Pamukkale Üniversitesi Sosyoloji
İlginizi çekebilecek yazılar:
Bir yorum var
Yorum yazın:






Bütün aşırılıklarımızın, tuhaflıklarımızın, garipliklerimizin nedeni işte buydu: İyi olmak! Basit bir iyi insan! Cümlelerin sonuna konulması gereken ünlemi alıp cümlenin başına koyan! Kendi koyduğu kurallarla hayatını devam ettireceğini sanan! Bağımsız yaşam stilini acımasız insanların gözünde sevimli göstermeye çalışan… Halbuki bizler, insanlara neyi nasıl gösterirsek gösterelim, herkes kafasındaki görüntüye inanacaktır. Tıpkı gençlere yöneltilen binlerce nasihatın yıllar sonra anımsanması gibi. Çünkü duyduğumuz her şeyi ancak zamanı geldiğinde işitiriz!
Bunu gercekten sevdim!