Madımak Katliamı
6 Temmuz 2009, 02:09 | 262 kez okundu
Cumhuriyetn ilanından sonra beklenen sosyal değişim kendini tam anlamıyla gösterememiştir.Ya da şöyle ifade edilmek istenirse toplum içinde varolan grupların zihniyetindeki devrim sağlanamamıştır.Durum böyle olunca ülke içerisindeki kamplaşma yeni oluşumlara giederek yeniden vucut bulmuştur.Siyasal islam ve toplumun muhafazakarlaşması
konuusunda hızlı adımlar atılarak kah askeri darbelerin kah iç çatımaların yaşanması kaçınılmaz olmustur.Bu durum toplumun refahına ,özgürlemesine,sivilleşmesine ket vurmuştur.
Toplum içerisinde cereyan eden olayların başaktörleri olan devlet sistemi ve gerici toplulukar ülke içerisinde hak talebinde bulunan çeşitli toplulukara günyüzü göstermemişlerdir.Bu olaylardan en iç karartıcı ve haince olanı da 2 şubat 1993 te sivas ilinde aralarında çeşitli aydınların ve sanatçıların da bulunduğu topluluğu hedef alan madımak katliamı diye nitelendirilen olay olmustur.Bu katliamda Türkiye halkları çok değerli aydınlarını ,sanatçılarını kaybetmiştir.Olayı gerçekleştiren topluluğun ve buna AA dolaylı veya da dolaysız destek veren devlet yetkiilerinin ruh hallerine anlam vermek gercekten zor olmamaktadır.Şiddet kültürünün beşiğinde eğitilmek istenen insanların böylesi bir olayda aktör olması kaçınılmaz bir durumdur.
Bireyler,gruplar arasında kamplaşmayı yaratan sistem olabilecek olaylardan da yeterince nemalanmaktadır.ezilen ler ve ezilmeyenler bu durumda su yüzüne çıkmakta geç kalmıyor.Toplum içerisinde kötü grup ve iyi grup olarak sıfatlamalar yaratılmaktadır.Bu durumda ezilenler sistem misyonuna,dünya görüşüne hatta inancına aykırı olarak görülen gruplar oluyor.Başlıcaları; Kürtler,Alevi inancına sahip bireyler ve işçiler ezilen grup kategorisine dahil edilmek isteniyor.Sistam böylesi bir manzarayı yapmakta zaman zaman başarısız duruma düşmesine rağmen gögsünü gere gere halkların üstünde hakimiyetini sağlamaya çalısıyor.bu hakimiyete başkaldırmanın mükafa(tı) ise vatan hainliği,bölücü ,kafir gibi sıfatlar olmaktadır.
Sistem çarkı ne kadar düzenli bir şekilde dönmeye çalıssa bile eğisen dünyada çarklar engellerle karsılasmaya mahkum olmaktadır bu durum ezilen gruplar için buruk bir sevinci doğurmaktadır.Nihayetinde sistem zaman içerisinde bocalayarak insan hakları daha önemli hale gemektedir.21.yy böylesi bir zeminin bulunduğu bir zamanı işaret etmektedir.’Kafir’ diye nitelendirilen aydınarın,sanatcıların anısına yönelik adımların hızla atılması için böyle bir zaman meşru bir zemini sağlamaktadır.
Katledilen değerli insanların anılarının yaşatılması uğruna sisteme inat halkalrın mücadeye gayret etmesi ve sürekli olarak başkaldırıda bulunması gerekmektedir.Modern zaman diye nitelendirilen böylesi bir dönemde alevi olmak suç ise aykırılık ise katiamın acısını herşekilde yaşayan yüreğimin haykırıyla berbaber ,bir sunni olarak ben de aykırıyım bende suçluyum.
MUZAFFER TELİMEN
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYOLOJİ 4 SINIF
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:




