10 Bin saat, Mükemmeliğin Sihirli Sayısı

12 Mart 2011, 23:16


Herkesin olmak istediği bir yer vardır. Özellikle de çoğu gencin çok uzaklarda gördüğü, olmak istediği ama bunu imkansız gibi bulduğu yerde parlayan bir yıldız vardır. O yıldız, birey için Kutup Yıldızı kadar tek ve yol göstericidir. Şüphesiz, belirli hedefleri ve hayalleri olan her genç varmak istediği noktayı yani kendi kutup yıldızını hayal eder ancak o yıldıza çok az sayıda genç ulaşabilir.

Hani olur ya. Bir arkadaşınız size olmak istediği yeri anlatır ancak siz bilirsiniz ki onun orada olması oldukça zordur. Ardından seneler geçer,size hayallerinden bahseden kişi, bir gün televizyonda “imkansız” gibi görüneni nasıl azimle başardığını anlatır. Siz de onun çıktığı kanala reyting kazandıranlardan olursunuz yalnızca..

Bu günlerde okumaya başladığım bir kitap var ve bu kitapta olmak istediği yere gelmek için mücadeleler veren insanların çok kısa öyküleri  var. Henüz bitirmediğim ve hatta çok başlarında olduğum bir kitap için yorum yapmak mantıksızca gelsede kitabın bu bölümündeki büyü beni yorumlama isteğimden alıkoyamadı.

”Outliers” yani çizginin dışındakiler adlı kitabın yazarı “Malcolm Gladwell”. Bu kitap çeşitli bölümlerden oluşuyor.Ancak ben henüz “10 bin saat kuralı” bölümündeyim ancak oldukça etkileyici bir kısım olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu bölümde Bill Gates, Bill Joy ve Beatles grubundan bahsediliyor. Dünyanın sayılı zenginlerinden olan Bill Gates kuşkusuz ki bulunduğu konuma uzun çalışmalar sonucunda gelmiştir,evet. Ancak yazar, Malcolm Galdwell, yaptığı ilginç saptamayla, çoğu başarılı insanın, bilmeden uyguladıkları “10 bin saat kuralı”na değinmiş

Doğuştan yetenek diye bir şey var mı? ”

“İnek” öğrencilerle, herkesten daha fazla çalışan, ancak ön safları yarmak için gerekli şeye sahip olmayan örneklerle de karşılaşmadılar. Araştırmaları şunu gösteriyor ki bir öğrenci en iyi müzik okullarından birine girebilecek kadar yetenekliyse onun performansını bir diğerinkinden ayıran ne kadar çok çalıştığı oluyor. Dahası, zirvedeki insanlar sadece daha fazla çalışmakla, hatta herkesten çok daha fazla çalışmakla kalmıyor. Çok çok daha fazla çalışıyor.

Şu tartışılmaz bir gerçektir ki,köşebaşlarını tutan insanların hepsi bizlerden çok daha fazla istekli,çok daha yetenekli ve çok daha çalışkan. Evet, belirli bir saat ve belirli bir düzen içerisinde çalışmak gerekiyor. Hani sporcuların antreman yapması gibi düşünün bunu.. Ancak o süreci verimli kullanmak ve “şans” faktörü de bence oldukça etkilidir. Yani sadece çalışkansınız diye çoğu zaman “Bill Gates” olacağınızı düşünemezsiniz. Kitap zaten şans faktöründen fırsat olarak bahsederek bu tezi doğruluyor.

Doğru zamanda,doğru yerde olmak gerçekten çok önemli.

 Karun Nora MALHASOĞLU



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: