Metalurji Mühendisleri Odası I. Öğrenci Kurultayı Sonuç Bildirgesi
24 Haziran 2008, 17:36 | 407 kez okundu
Bu “kalıbı” değiştireceğiz…
Geleceğimizi kendi ellerimizle dökeceğiz!!
Dünyanın bir çok ülkesinde açlık isyanlarının gürültüsünün altında, savaş, kan ve vahşetin insanlığı kuşattığı bir ortamda, insanın ve insana dair her şeyin yok sayıldığı, bizden olmayanın ‘öteki’leştirildiği bir yaşam alanında, paranın insan yararına üretmenin önüne geçtiği, bilim ve teknolojinin insanlık yararına kullanılmadığı ve doğanın vahşice katledildiği koşullarda; bizler, yaklaşık 400 metalurji, malzeme ve seramik mühendisi adayı genç bir araya geldik: düşünmek, paylaşmak, çözüm üretmek için…
Böylesi bir dünyada geleceğin mühendislerine düşen görevler ve sorumluluklar gittikçe artmakta. Öncelikle dünyanın şu anki koşullarını değerlendirme ve tespit etme işine soyunduk. İleride zengin olacağını düşleyerek üretime değil, tüketime katkı da bulunmak üzere rekabet ortamlarında yetiştirilen geleceğin mühendislerinin tespitini yapmamız bizim için önemliydi. Sıkışmış, her türlü hak ve özgürlüğü elinden alınmış, sindirilmiş olan bu geniş ‘aday’ kitle, içinde bulunduğu tüketim toplumunun getirdiği; bilimsellikten uzak, içi boş eğitim sistemini ve kötü çalışma koşullarını görmezden gelmesine rağmen, bu koşullar altında hayatını sürdürmekte ve her geçen gün daha da fazla ezilmektedir. Bu yüzden, bu sorunlara karşı sessiz kalmamız gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bu doğrultuda, metalurji, malzeme ve seramik mühendisliği öğrencilerini bir araya getirmek ve bu sorunları hep beraber geniş perspektifte tartışarak; beraber hareket edebileceğimiz bir zemin oluşturabilmek için yola çıktık.
İleride zengin olacağını düşleyerek üretime değil, tüketime katkı da bulunmak üzere rekabet ortamlarında yetiştirilen geleceğin mühendislerinin tespitini yapmamız bizim için önemliydi.
İşte bizler bu koşullar altında, olayı bütün bir sistem sorunu olarak ele alıp ihtiyaç ve gereklilikler doğrultusunda bundan 3 sene önce bu ‘aday’ arkadaşlarımıza ulaşmanın yollarını aramaya başladık. Gördük ki, savaşların acımasızlığını dizginleyecek insanlar üreten, çözüm önerileri sunabilecek olan bu genç beyinlerdir. Bu genç beyinlerin bir araya gelip beraber hareket etmesi gerekir ki, ipleri elimize alalım ve dünyanın bu vahşi gidişatına bir son verelim.
Biz de bu amaca bir katkıda bulunabilmek için, metalurji, malzeme ve seramik mühendisliği öğrencileri olarak 17 – 18 mayıs 2008 tarihlerinde bir aradaydık. Yaklaşık 400 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz ilk kurultayımızda bir çok konu tartışıldı ve çözüm yolları arandı. Sadece öğrencilerin sunum yaptığı ve tartıştığı, fotoğraf sergilerinin, kısa film gösterimlerinin, sinevizyonun, tiyatro sahnelenmesinin ve konserin olduğu büyük ölçüde öğrenci “emeği” ile gerçekleşen bu kurultayda yaşadığımız ortak sorunları ayrıntılı bir şekilde tartıştık.
Bu genç beyinlerin bir araya gelip beraber hareket etmesi gerekir ki, ipleri elimize alalım ve dünyanın bu vahşi gidişatına bir son verelim.
Tartışmalar ve Alınan Kararlar:
Ø Kapitalist sistem içerisinde, üniversiteler bilim ve toplum için bilgi üreten yerler olmaktan çıkıp, özel sermaye gruplarının tekeli altına girmiş ve şirketler için çalışan kurumlara dönüşmüştür. Bu amaçla, ülkemizde YÖK kurumsallaştırılmış olup; kapitalist şirketlerin her türlü ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde üniversiteleri biçimlendirecek ve öğrenciler üzerinde baskı ve yıldırma politikaları uygulayacak bir kurum olarak örgütlenmiştir. Üniversite, toplum ve insanlık yararına bilgi üreten ve eğitim veren özgür bir kurum olmalı, karar alma mekanizmalarında üniversitenin tüm bileşenleri bulunmalı ve bu amaç çerçevesinde örgütlenmelidir. Ülkemizde, bunların karşısında engel olarak duran YÖK kaldırılmalı ve üniversiteler gerçek tanımına uyacak biçimde şekillendirilmelidir.
Kapitalist sistem içerisinde, üniversiteler bilim ve toplum için bilgi üreten yerler olmaktan çıkıp, özel sermaye gruplarının tekeli altına girmiş ve şirketler için çalışan kurumlara dönüşmüştür
Ø Bugün kapitalist dünyada pek çok eğitim modeli uygulanmaktadır ve bunların hepsi egemen sınıfların ihtiyaçlarına uygun nitelikte bireyler yetiştirmek amacındadır. Bugünkü mevcut durumda öğrenciler, okullarda kapitalizmin istekleri doğrultusunda politik ve sosyal olarak yalnızlaştırılmakta, bireyci, rekabetçi ve çıkarcı bir tipoloji oluşturulmaktadır. Böylesi bir ortamda, bilim piyasa tanımlarına göre şekillenirken, bilgi alınıp satılabilen bir metaya dönüştürülmüş durumdadır. Kurultayımız bizlere sorunlarımızın yalnızlaşarak değil birleşerek, ortaklaşarak çözülebileceğini göstermiştir. Biz mühendis adayları olarak, başarımızın diğer arkadaşlarımızın başarısızlığıyla değil, ortak çalışmalarımızın başarısıyla ölçülmesinden yanayız. Bugünkü eğitim modelinin karşısında birlikte çalışmaya ve üretime yönelik, salt bireysel değil toplumsal faydaya hizmet eden, insanlık yararına ve toplum için bilgi üreten, bunu toplum yararına yayma amacı güden bir model oluşturulmalıdır.
Bugünkü mevcut durumda öğrenciler, okullarda kapitalizmin istekleri doğrultusunda politik ve sosyal olarak yalnızlaştırılmakta, bireyci, rekabetçi ve çıkarcı bir tipoloji oluşturulmaktadır.
Ø 1995 yılında yürürlüğe giren GATS(Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) ile birlikte eğitim ve sağlık hizmetleri de birer sektör alanı olarak tanımlanmış ve bu alanların serbest piyasaya açılması için mevcut düzenlemeler genişletilmiştir. Bu hizmetlerin serbest piyasaya açılması halkın tamamının buralardan yararlanması önünde engel oluşturmaktadır. Bu hizmetler serbest piyasanın kar eğilimli yönelimlerinden kurtarılmalı ve halkın tamamının yararlanması sağlanmalıdır. Ayrıca, anlaşmanın sağlık sektöründeki bir uzantısı olan SSGSS yasası geri çekilmelidir.
Ø “Yetkin mühendislik” ve “yetkili mühendislik” türünden eğitim sisteminin mühendis yetiştirmeye elverişli olmadığını itiraf eden ve öğrencileri mezun olduktan sonra da sınavlara girmek zorunda bırakan; rekabetçiliğin meslek alanında da devamına neden olan ve piyasa için ucuz iş gücü oluşturmayı hedefleyen, yasa ve kavramlar ortadan kaldırılmalıdır.
Ø Türkiye’de genel olarak mühendislik ve metalurji, malzeme ve seramik mühendisliği eğitiminin niteliği sorgulanmalı ve eğitimin içeriğine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Havuz dersi ve çan sistemi gibi rekabetçi, yaz okulu gibi paralı uygulamalar kaldırılmalıdır. Metalurji ve malzeme ve seramik mühendisliği eğitiminde uygulamalı laboratuar derslerine önem verilmeli, herhangi bir kısıtlama getirilmeden cihazlar öğrencilerin kullanımına açılmalıdır. Yöneticilik ve girişimcilik ile ilgili dersler yerine metalurji, malzeme ve seramik mühendisliğinin temelini oluşturan temel dersler sıkıştırılmadan verilmelidir. Bu amaçla ABET gibi bütün akreditasyon uygulamaları kaldırılmalı, yerine öğrenciler ve öğretim elemanlarınca tartışılarak hazırlanacak bilimsel ve toplum için olan bir eğitim ve öğretim anlayışı getirilmelidir.
Yöneticilik ve girişimcilik ile ilgili dersler yerine metalurji, malzeme ve seramik mühendisliğinin temelini oluşturan temel dersler sıkıştırılmadan verilmelidir.
Ø Ülkemizdeki her türlü kaynakların özelleştirilmesine karşı çıkılması amacıyla; toplumsal bilince kavuşturulmuş mühendis arkadaşlarımızın da aramıza katılımıyla cephemizi genişletmek ve yağmalanan değerlerimizin sahipsiz olmadığını göstermek birincil görevimizdir. Metalurji, malzeme ve seramik mühendisliği adayları olarak, ülkemizdeki metal sektör durumu ile ilgili geniş kapsamlı araştırmalar yapmalı; arkasındaki güçlere karşı ortak cephe oluşturmalıyız.
Ø İnsan hayatının hiçe sayılması ve çevrenin tahrip edilmesi suretiyle yapılan her türlü üretimin kesinlikle karşısında durulmalıdır. Özellikle bizler metalurji, malzeme ve seramik mühendisliği öğrencileri olarak, ülkemizde mesleğimizle ilgili alanlarda gerçekleştirilen üretimler hakkında teknik olarak bilgi sahibi olmalı, her türlü çevre felaketinin karşısında durmalıyız. Ülkemizde 15 yıllık bir geçmişi olan siyanür ile altın üretiminin başta Eşme ve Bergama olmak üzere bütün uygulamalarına karşı çıkılmalı ve gereken yasal ve eylemsel mücadeleler gerçekleştirilmelidir.
İnsan hayatının hiçe sayılması ve çevrenin tahrip edilmesi suretiyle yapılan her türlü üretimin kesinlikle karşısında durulmalıdır.
Ø Kapitalizmde iş güvenliği önlemleri şirket defterlerinde gider olarak görünürken, daha fazla kar için İSİG önlemlerinde kısıtlamalar yapılmaktadır. Bu da hem mühendislerin hem de işçilerin hayatlarını tehlikeye atmaktadır. Bunun yanında iş yerinde gerçekleşen her türlü kazadan mühendisler birebir sorumlu tutulmakta ve işverenin suçu mühendislerin üzerine yıkılmaktadır. Bu noktada geleceğin mühendisleri olan bizler işçilerin mücadelesi içinde yer alarak İSİG konusunda önlemlerin artırılmasını sağlamak için çabalamalıyız. Bu bağlamda İSİG önlemleri olarak: koruyucu sağlık hizmetleri ulaşılabilir hale getirilmeli, asgari ücret yükseltilmeli ve çalışma koşulları iyileştirilmeli, kayıt dışı ve sigortasız çalışma engellenmeli ve yasalardaki yaptırımlar ağırlaştırılarak uygulanmalıdır. Bu hakların elde edilebilmesi için geleceğin mühendisleri olarak mesleki örgütlülüğümüzün ve ortak mücadelenin önemini vurguluyoruz.
Kapitalizmde iş güvenliği önlemleri şirket defterlerinde gider olarak görünürken, daha fazla kar için İSİG önlemlerinde kısıtlamalar yapılmaktadır.
Ø TMMOB öğrenci örgütlülüğünün oluşturabilmesi, TMMOB öğrenci kurultayının gerçekleştirilebilmesi için ve yukarıda sıralan pek çok soruna karşı diğer mühendislik disiplinlerinin öğrencileri ile birlikte olabilmek amacıyla; TMMOB’ye bağlı diğer oda öğrenci komisyonları ile ortak hareket etme kararı alınmıştır.
Sonuç olarak;
* YÖK
* Paralı ve ezberci eğitim
* Yetkin ve Yetkili Mühendislik
* Özelleştirmeler
* Çevre felaketleri
* Siyanür ile altın üretimi
* İş cinayetleri
Yukarıda sıralanan olgulara karşı birlikte mücadelenin önemi vurgulanmış ve bu yönde adımlar atılması ile ilgili kararlar alınmıştır. Öğrenci Kurultayımız geleceğe dair umut ve beklentilerimizi artırmış, örgütlü mücadelenin gerekli ve elzem olduğunun altını bir kez daha çizmiştir. Metalurji Mühendisleri Odası Öğrenci Komisyonu, 1.Öğrenci Kurultayı’ ndan çıkan enerjiyi ve umudu, sonrasına taşımakta kararlıdır. 17-18 Mayıs 2008 tarihleri Öğrenci Komisyonu örgütlenmesinde ileriye dönük bir sıçrama olmuştur. Daha güçlü ve örgütlü bir öğrenci komisyonu oluşturabilmek ve II. Öğrenci kurultayının daha geniş bir katılımla gerçekleştirebilmesi dileğiyle… Unutmayalım: Sorunlarımız ortak, çözümleri de…
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.


Yazan:



