12 Eylül Referandumu Lotarya mı?

18 Ağustos 2010, 00:35 | 494 kez okundu

1980 darbesinin ardından 1982 yılında darbeyi gerçekleştiren askerler tarafından oluşan kurucu meclis ve sivillerden oluşan danışma meclisinin (dolaylı) görüşü alınarak yapılan mevcut 82 Anayasası 2010 yılında iktidar Akp tarafından 27 maddesi değiştirilerek yine bir 12 Eylül günü referanduma sunulacak. Gerek var mıydı gerçekten buna? Bu konuda az-çok siyasetten, anayasadan, hukuktan anlayan “evet” gerek vardı diyecektir. Bu konuda toplumun büyük çoğunluğu hemfikir. Ama nasıl?

Bazı muhalefet partilerine ve anayasa hukukçularına göre iki gecede Akp hukukçuları tarafından hazırlanan (Akp’liler ise uzun bir çalışma sonucu gerçekleştiğini ima ediyorlar) ve kimsenin görüşü alınmadan yapılarak mı, yoksa toplumun her kesiminden insanın katıldığı, her fikirden anayasa hukukçusunun yer aldığı, tüm siyasi partilerin görüş belirttiği, sivil toplum kuruluşların aktif olarak katıldığı ve görüş belirttiği şekilde mi yeni bir anayasa yapılmalıydı? Gönül isterdi ki ikinci ihtimal gerçekleşsin.

Peki toplumun %47 gibi büyük çoğunluğunu arkasına alan ve her istediğimi yaparım zihniyetiyle hareket eden bir hükümet ve bu hükümetin her yaptığı yanlıştır diyerek hareket eden bir muhalefetle bu mümkün mü acaba?

Mevcut anayasal değişikliklere ve 12 Eylül günü referanduma sunulacak olan anayasal değişikliklerin lotarya olup olmadığı durumuna gelelim.

Öncelikle bir anayasaya yeni diyebilmemiz için nelerin olması gerekir?

1-Hangi yeni kurumlar?

2-Hangi yeni kurallar?

3-Hangi yeni hak ve özgürlükler?

Peki referanduma sunulacak değişiklikler de hangi yeni kurumlar var: Ombudsman denilen Kamu denetçisinin gelmesi ki Avrupa’nın birçok ülkesinde var (bknz:İsviçre,İsveç v.b..)

Peki hangi yeni kurallar var: Düşünülen anayasal değişiklikler de yeni kurallar yok. Sadece mevcut anayasadaki bozuklukları düzeltme var (Ki bu bazı partilere ve bazı kesimlere göre yargıyı ele geçirme çabası olarak düşünülüyor)

Peki hangi yeni hak ve özgürlükler var referanduma sunulacak bu değişikliklerde: Değişikliklerde daha çok otorite kavgası, kurumlar arası çatışma ve üstünlük çabası, otoriteyi öne çıkarma düşüncesi yatmakta. (Yök ve CB’nin yetkileri arttırılarak) Ayrıca hak ve özgürlükler referandum konusu olamaz ki bu zaten ayrı bir tartışma konusu…

Açıklamalardan sonra düşünülen değişikliklerde olumlu adım yok mu? ”Evet” dememiz için yeterli mi veya “Hayır” demek için çok mu gerekçemiz var?

Bana göre referanduma sunulacak değişikliklerde AYM’ye bireysel başvurunun gelmesi (ki bu çok olumlu bir adımdır), AYM’nin üye sayısının arttırılması ve yapısında olumlu adımlar atılması, TBMM’nin üye seçebilmesi, HSYK’nın yapısında ve üye sayısında yapılan değişiklikler, geçici 15.maddenin kaldırılması olumlu değişikliklerdir. Bunlar için “EVET”!

Diğer yandan da darbe anayasası çöpe diyerek milleti kandırmaya çalışıp; darbe zihniyetinin getirdiği Yök kurumunun ve 82 ruhunun otoriteyi öne çıkaran CB’ni yetkilerinin arttırılmasının, ayrıca ülkenin en önemli meselelerine (Kürt ve Alevi sorunu) ait değişikliklerin yer almaması,ayrıca konsensus çerçevesinde gerçekleşmeyen değişiklikler… Bunlar için “HAYIR”!

Sonuç olarak; gerçekten mevcut değişiklikler lotarya bir durum mu? 175 milyon tl masraf olacak referandum gereksiz mi? Tabi ki de anayasa toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiyor, toplumun hak ve talepleri konusunda yetersiz, özgürlükler açısından yetersiz, yargı işleyişinde ve kurumlarında aksaklıklar var… Referanduma sunulacak değişiklikler gerçekten bu durumları ortadan kaldıracak mı, halkımız buna ne kadar inanıyor? Referandumdan sonra daha demokratik bir ülke mi olacağız?

13 Eylül sabahı hep birlikte göreceğiz. Şimdiden milletimiz için hayırlı olsun.

Onur İnci
Marmara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Öğrencisi



İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.