Bir Başka 28 Şubat
14 Mart 2011, 22:08
Yıl 1997, günlerden 28 Şubat… Ülkenin başında bir koalisyon hükümeti ve onun da başında Necmettin Erbakan. Günümüzde, kendi yandaşlarını bir bir kaybetmekte olan, sözde uğruna şehit olmayı planladığı ülkesini iç savaşa iten ve Kraliçe II. Elizabeth’i diktatörlükle suçlayabilecek kadar gülünç duruma düşmüş bir garip diktatör olan Kaddafi ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan bir başbakan… Ancak, Sayın Kaddafi’den ülkesi ve rejimi ile ilgili ağır hakaretlere maruz kalmış ve buna karşın gık diyememiş bir başbakan… Çok değil 1 ay kadar önce şeyhleri, tarikat liderlerini başbakanlık konutunda ağırlayan ve o meşhur Kudüs gecesine çanak tutan bir başbakan… Ve… 28 Şubat 2011 tarihini göremeden hayata gözlerini yuman bir siyaset ve devlet adamı. Elbette kendisine Allah’tan rahmet, sevenlerine de başsağlığı diliyorum…
Gelelim bugüne, 28 Şubat 2011… Hani birilerinin kaş yapayım derken göz çıkardığı o kağıttan kaplan meselesine… Bundan 14 sene önce etiyle buduyla var olan o kaplanın bugün nerede olduğunun sorgulandığı bir dönemdeyiz. Kendisi ile hiç durmadan uğraşılmasına, etinin oradan buradan çimdiklenmesine rağmen hiç ses çıkarmayan kaplana şaşırıldığı bir dönem. Öyle bir dönem ki, ormanın en batısında oturan Fantom bile merak eder olmuş kaplanı… Aslında, bizim Fantom içten içe ümitle “acaba kaplan bizden miydi?” derken; kaplan aidiyetini Fantom’un gözüne soka soka belli eder olmuş….. Bugünlerde de ormanın doğusunun kontrolden çıkması da bir ayrı canını sıkmaya başlıyor Fantom’un ya, neyse, o da ayrı bir konu…
Kağıt mıydı, gerçek miydi sorgulanır olsun; aslında Kaplan 14 seneden beri hiç değişmedi. Belki de 14 sene sonra değişmeden kalabilen bir tek o oldu. Düşünün bir, muhalefetin bile altından üstünden girip bir türlü tuş edemediği bir iktidarın olduğu dönemde… Belli başlı kaygıların!!! hiç dinmemesine rağmen, ülkeye elle tutulur bir şeyler kattığı “artık aşikar” olan bir iktidarın olduğu dönemde… Ve… Evet… Çok sancılı… ”Pek çok haksızlıkların yaşandığı” bir geçişe rağmen, ülkenin normalleşme çabasında olduğu bir dönemde… O kudretli ve bir kükremesi ile başbakan değiştirebilen aslanın sessiz kalması tek bir şeyin göstergesi olabilir; aslan da, her ne kadar acı çekse de, her ne kadar yer yer adaletsizliğe maruz kalsa da, ait olduğu ülkenin refahı için susması gerektiğinin farkında… (İnatla!!!) Peki, neden 14 sene önce kükrüyordu da, değişmediyse şimdi niye kükremiyor?
Herkesin kabul etmesi gerekir ki, bütün ”???” ve “!!!” lere rağmen şu anki iktidar ile ülkenin geldiği noktaya vatanını seven ve milletinin mutluluğunu isteyen herkes gibi, aslında Aslan da çok seviniyor… Ve belki de sırf bu yüzden aslında hiç yitirmediği gücü ve ihtişamı ile bekliyor.
Onur YAKIN
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:

Yazan:



