Sorunlar Yumağının Tüm İlmekleri

7 Eylül 2008, 16:52 | 264 kez okundu


sorunlar yumağının tüm ilmekleriTürban sorunu, uzun yıllardan beri Türkiye’nin gündemini işgal ediyor. Halihazırda içinde bulunduğumuz süreç de gösteriyor ki, bu sorun bir futbol maçı şeklinde algılandığı sürece türban uzun yıllar boyunca ülke gündeminde üst sıralarda yerini almaya devam edecek. Bu süreç doğru tahlil edilmediği ve siyasal yönünün yanında sosyolojik boyutlarıyla da tartışılmadığı sürece, bizler tıpkı futbol maçı izler gibi, iki farklı kutup arasında süregelen tartışmalarda hangi tarafın oyunu kazanmaya yakın olduğunu tartışıp duracağız.

Halihazırda içinde bulunduğumuz süreç de gösteriyor ki, bu sorun bir futbol maçı şeklinde algılandığı sürece türban uzun yıllar boyunca ülke gündeminde üst sıralarda yerini almaya devam edecek.

Bu süreçte  tartışılan ana konu, kamusal alanda olası bir türban serbestliğinin anayasanın laiklik ilkesine karşı bir tehdit oluşturup oluşturmayacağıydı. Tartışmalarda bir taraf bunun bir özgürlük sorunu olduğunu; diğer taraf ise bunun anayasanın temel maddelerinden laiklik ilkesine karşı açık bir saldırı olduğunu savundu. Ama bu süreçte tartışılan ana konu olan laikliğin sınırlarının ne olduğunun, neden din ekseriyetli tartışmaların laik olan ülkemizde,laik olmayan pek çok ülkeden daha fazla tartışıldığının üzerinde durulmadı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de tıpkı Fransa gibi laik demokratik bir hukuk devletidir. Her iki ülke bu konuda benzer özelliklere sahipken, türbanın ve diğer din ekseriyetli tartışmaların neden bizde bu kadar fazla olduğunun cevabı aslında çok basittir. Çünkü, Türkiye Müslüman bir ülke iken; Fransa Hristiyan bir ülkedir. Türk halkının çok büyük bir bölümü İslam dinine inanır. Ve İslam, tabiyati itibarıyla bir müminin 24 saatine de karışan, her alanda uygulanması gereken hükümleri olan bir din iken, Hristiyanlık dini kendisine mensup olanlara bu alanlarda karışmaz. Bu temel farklılık, aslında yaşadığımız din ekseriyetli sorunların neden bir türlü çözülemediğinin de göstergesidir.

İslam dini tabiyati itibarıyla bir müminin 24 saatine de karışan, her alanda uygulanması gereken hükümleri olan bir din iken, Hristiyanlık dini kendisine mensup olanlara bu alanlarda karışmaz.

Laiklik ilkesi gereğince, dini semboller kamusal alanda kullanılamaz ve din devlet işlerinin herhangi bir alanında söz sahibi olamaz. Buraya kadar her şey doğrudur ve uygalanması gerektiği gibidir. Fakat zaman içinde bu kamusal alanın sınırlarının nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiği tartışmaları, sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Hele zamanla bu sorundan nemalanan(beslenen), bu sorunu kendine oy aracı olarak gören siyasilerin varlığı, sorunlar yumağına her geçen gün bir çözümsüzlük ilmiği daha attı. Ortaya çıkan şey ise, kimsenin çözmek istemediği, ama herkesin nemalanmak istediği kocaman bir sorundu.

Laiklik ve türban sorunu, kimse kabul etmese de bu ülkenin tüm organlarının elbirliğiyle büyüttüğü bir sorundur ve elbirliğiyle de çözülmesi gerekir. Bu süreçte yer alacak herkes, bu sorunu tüm yönleriyle ele almalı ve karşısındakilerin düşüncesini anlamak için empati kurmalıdır. Bu sorun ortadan kalktığında gerçek demokrasi de sağlanmış olacaktır. Çünkü bu sorun üzerinden demagoji yapıp oy toplayan siyasiler, her düştüklerinde tekrar yükselebilmek için bu sorunlar yumağının iplerine tutunamayacaklardır. Bunun için ihtiyaç olan tek şey, biraz hoşgörüdür.

Laiklik ve türban sorunu, kimse kabul etmese de bu ülkenin tüm organlarının elbirliğiyle büyüttüğü bir sorundur ve elbirliğiyle de çözülmesi gerekir.

Hazal Duran
hazalduran[at]yahoo.com.tr

İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın: