Yasak Elma

27 Mayıs 2008, 01:46 | 522 kez okundu


yasak elmaYasak elma… Sevmek delicesine unutamayacağını düşünürek, korkarak biraz da…  Sevmek delicesine aklın hegemonyasından kurtulmaya çalışırcasına… Sevmek dokunamamak yakınlaştıkça; gözden kaybolduğunu görmek, hissetmek belki de… Sevmek anı yaşamak, yakalamak anı gözlerdeki pırıltıyı korkuyu birazda… Sevmek cesur olduğunu savunmak ve işi eyleme dökme kararlılığı… Sevmek teoriyi pratiğe dökmek aşık olmak herşeyi unutup militan olmak… Sevmek terazinin ayarıyla oynamak kefeleri olduğu ağırlıkta değilde istendiği ağırlıkta görmeye çalışmak ve bunu başarmak hileyle, kimi zaman…

Aşık olmak şarkıda bulmak yari, ezgide yaşamak sevdiğini… Aşık olmak asla ulaşamamak ama hep ulaşacağın ümidiyle yaşamak. Bilirsin çünkü işin büyüsü onun ulaşılmaz oluşudur; onun kimseye benzemeyişidir. Bir ilaha tapınmak gibi birşeydir aşık olmak… Taparsın çünkü ulaşılmaz, çünkü o en güzel en ulaşılmazdır! Taparsın çünkü ona ulaşınca o senin olur, sen onun; sen o olursun, o sen. Birbirine karışmaktır aşk kimi zaman, ütopiktir belki, düştür aslında, idealdir bi yerde idealist olursun… Kuldur sevdiğin ateist olursun, tanrıdır aşık olduğun yobaz olursun, sanattır, sanatçıdır sevdiğin entellektüel olursun… Ama ya senden biriyse sevdiğin, senin gibiyse? Sıradansa bayağıysa sevdiğin? Ne olursun? Ne olursun söyle yalvarırım var mı bir cevabı ne olursun? Elini uzattığında erişebiliceğin biriyse sevdiğin, elini uzattığından elini uzatacak biriyse, her yeni güne bugünde uzatmayacam istikrarlı davranacam diye başlayıp yer yeni günün sonunda uğurlarken güneşi, izlerken gidişini uzatsamıydım diyeceğin biriyse… Adını andığında için kıpır kıpır olur ya hani öyle biri, alelade, sıradan ama heyecanlandıran biri… Seversin, hissetirirsin, hisseder ve hissettir engel ararsın bahane ararsın. Çevre, hayat şartları, farklı dünyalar, arkadaş grubun, sevdiğin maddeler, kavramlar aynıdır onunkiyle çoğu zaman ama vardır sebebi… Uzatamazsın elini, uzatmazsın elini…

Büyüdür büyü bozmak kolay iş değildir her zaman… Ya büyü bozulunca herkes gibi olursa kıpır kıpır olmazsa bidaha yüreğin için içine sığarsa, elbiselerin dar gelmezse… Ya bozulunca büyü artık bir sevdiğin olmazsa ideallerin çürürse, yıkılırsa ütopyaların, yitirirse anlamını kavramlar… Korkarsın uzatamazsın elini ya büyü bozulursa dersin, uzatamazsın… Risk, risk, risk kurcalar beynini yer bitirir alsan bir türlüdür almasan bambaşka bi tür olduğunu görürsün… Cesaretmidir kurtulmalı beyin aklın hegemonyasından artık… Ya toplum ya bakış açıları? Canları cehenneme dersin benim hayatım bu evet risk almakda benim hakkım.. Ya sevdiğinin hayatı, o riski alabilecek babayiğit varmıki? Alırsın riski babayiğit olmak gerekmez yasak elmayı yemek gibi bişeydir bu; yemeden duramazsın kendi kendini yiyeceğine elmayı yemeyi yeğlersin… Yersin de! Yediğin elmanın hesabını verme zamanı gelmiştir… Bozuldu büyü çık çıkabilirsen işin içinden filozof, psikolog, büyücü, din adamı, politikacı, sosyolog olman gerek profesyonel düzeyde hem de ve birazda insan…  Kelimelerin anlamını yitirdiği andır. Anı yakaladın! Kavramların kavranamadığı andır yakalamak istediğin an!

Uzattın elini… Tuttu! Nereye yürünecek şimdi… Açıklaması ne bu elin kıpırtı geçti mi? Kalp durdu duracak… Hadi kus kelimeleri manası olan birkaç kelime war durumun izahını üstlenen, birkaç gönüllü kelime… Biliyomusun bu kelimeleri ? BİLİYOSUN! Kus hadi onları nezaketin sırası değil kus artık çözülmeden eller çıkılmadan yola kus o kelimeleri… Büyü bozulmadan kus o kelimeleri! Yutkundun… Yutkundun… Yuttun sonra hepsini. Çıkmadı kelimeler nasıl bi yol burası? Bu yol nereye gider? Kelimeleri yuttun bağıramadın kusamadın o Allah’ın belası birkaç sözcüğü… Teori dökülmedi pratiğe çürüdü idealler, yıkıldı ütopyalar, yitirdi kavramlar anlamlarını… İki biçaresiniz; yol bilmez, iz bilmezsiniz… Tanrı’ya el açmanın sırası mı orasını siz bilirsiniz… Kelimeler öldü ve bu ölümün zaferidir… Zıtların çelişkisinin süregelen savaşı süregitmiştir ve içindeki kelimeler ölüme daha fazla direnememiştir… Kelimeler bitmedi elbette soyun devamı süregelmektedir. Savaş devam etmektedir… Zıtlar çelişmekte, iki biçare dönülmez akşamın ufkunda yürümektedir… İşte birbiriyle birleştirilmeye çalışınılan kıyıma uğrayacağından bihaber bir aşk macerası başlamaktadır…

Sevmek, aşık olmak bir ezgide, bir deyişte, vapurda, otobüs camında, çamurlu yollarda, kıraathanede, hatırlamak hatırından atamamaktır ve çoğu zaman o yasak elmayı her ne pahasına olursa olsun yiyebilmektir… Uzat elini, uzat, gene uzat, 101. kere uzat!  Birgün kusulacak kelimeler bulacak kavramlar anlamlarını… Parıltı yerleşecek göze, kıpırtı başlayacaktır yürekte… Terinde yüzülücektir yarin elinin… Bedenler yek vücut olacaktır en hareretli sevişmelerde ve hiç kimsenin bilmediğini öğreneceksin… İnsanının itirafnamesini o uzun o soğuk o yaz o kış gecelerinde kulağında en güzel tını en güzel beste en güzel müzik en güzel şiir tadında dinleyeceksin… “En güzel şiir henüz yazılmadı.” “En güzel deniz henüz görülmedi.” “Engüzel şiir yazılacak en güzel deniz görülecek…” Vücutlar birleşecek,ruhlar yücelecek, hayat anlam kazanacaktır yarin dudağında ikamet edecektir bu haddeden sonra dudakların.   iki biçare devrim yapacak iki militan kendini adayacak eller uzanacak ve aşk olagelecek…

Volkan Nom
İstanbul Üniversitesi
Eğitim Fakültesi 2.sınıf Öğrencisi
nomwol3@hotmail.com


İlginizi çekebilecek yazılar:

Yorum yazın:

Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.