Artık Üniversiteler Yeni Liseler

8 Ekim 2010, 22:49


O kadar ki çocuğum olsa, ya da herhangi bir lise gencine lafım geçse, üniversiteye göndermeyeceğim. Üniversiteden mezun olmuş ama hala lise kafasında olan bir sürü insan var. Neden 4 senelik eziyet? Üzerine maddi yükümlülük ve zaman kaybı?

Üniversiteler yeni liseler oldu. Artık lise gençleri liseden üniversiteye yaptıkları ‘zorunlu’ geçişle eğitim sürelerini artı dört sene daha uzatıyorlar. Eğitim zorunluluğu 11 seneye çıkmış da farkında değiller. Bu durumu sorgulamaları mümkün bile değil çünkü günümüzde üniversiteye gitmeyen gence yarım ağız çatık kaşla bakılmaktan öteye geçilmiyor. Üniversiteyi kazanamayan çocukların aileleri başlarına taş düşmüş muamelesi gösteriyor. Çocuklarını bir üniversiteye (üniversite olsun da ne olursa olsun) kayıt ettirmek için türlü yollara başvuruyorlar.

Üniversiteye gitmek bir gereklilik değil günümüzde. Apaçık bir trend. Trende uymayanlar kendilerini yeterince modernleşmiş saymıyorlar.

Üniversite, eğitim dönemini ve bununla birlikte olgunlaşma dönemini uzatıyor.  Bu durumdan yararlanan tüketim piyasası bir zamanlar 13-18 yaş aralığında olan genç kitlesini genişletmeye başlıyor: yaş aralığı küçüklerde 6 yaşa (evet o kadar küçük çocuklarda bile alma gücü var şaşırmamak lazım) büyüklerde 30 yaşa (hiç büyümek istemeyen, kendini hep genç sanan grup) dayanıyor. Böyle olunca da hedef satış kitlesi giderek artıyor. Artık piyasadaki neredeyse her şey, satışlardan tutun reklamlara, ki hatta kültürün kendisine kadar, sadece gençlere hitap etmeye başladı. Üniversiteler de bu tür bir kitleyi yetiştirdiği için tüketimin odak noktası oldu: yeni teknolojik ürün, kıyafet, müzik, ne aranırsa ilk gidilecek yer üniversitelerdir. Velhasıl eğitimden çok pazar yeri haline geldiler; bir açıdan öğrencileri öğrensinler diye değil satın alsınlar diye büyütmeye başladılar.

Eğitimimizi ve bununla birlikte olgunlaşmamızı 4 sene erteliyoruz. Sonra 20li yaşlarda mezun oluyoruz. Haliyle iş arıyoruz. Ve bulamıyoruz. Çünkü her yer üniversite mezunu dolu!  Bir kişi alınacak işe 100 mezun başvuruyor. Hal böyle olunca bu mezun bolluğunun ortasında iş verenin de beklentileri artmak zorunda kalıyor. İngilizce biliyorsan ikinci bir dil daha bilmen isteniyor, sertifikan varsa uzmanlaşman, her konuda deneyim sahibi olman vesaire… Bu da şu demek: üniversite eğitimine mezun olduktan sonra tecrübe edinmek ve uzmanlaşmak için birkaç sene daha eklememiz gerekiyor. Yani olgunlaşma yaşı bir türlü gelemiyor. Kimse ailesini terk edemiyor, ya da terk edecek finansal ve psikolojik olgunluğa erişemiyor.

Sonra bide yeni mezun olmuşları tecrübe kazanırsın mantığıyla sömüren şirketler var… Staj ya da tecrübe diye insanları mezun olduklarına pişman edecek kadar çalıştırıp sonra üstüne üstlük para bile vermeyi reddeden iş yerleri bile var.

Böyle çok mantıksız bir şeyler dönüyor eğitim konusunda ama hayırlısı, başka diyecek bir şey bulamıyorum.

Gözde Kılıç
Yazar



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 3 yorum yapılmış

  1. murtaza | 8 Ekim 2010, 23:45

    üniversitede olgunlaşamama fikrine katılmak gerçekten zor. hele ki günümüzde öğrencilerin yarı zamanlı işlerden tutun da değişik projelerle ünilerde kendilerini geliştirme imkanı bulmaya çalıştığı bir dönemde..

  2. derya | 10 Ekim 2010, 18:27

    yazının bir kısmı çok haklı bir kısmı eksik bana görede. üniversiteyi okumanın amacı önemli. sadece meslek için okunan birşey olmamalı. okuyan kişinin çok olması değil, bunu sadece meslek olarak görmesi ve iş beğenmemesi sorun. herkes üniversite mezunu olabilir ama mesela bir yönetici olamaz. bence istihdam sorunu herkesin kendini yönetici gibi görmesinden de kaynaklı bir parça ve ara eleman eskikliğinden kaynaklı. üniversite mezunu olup da hala liseli gibi kalanlarsa zaten ne yaparsan yap gelişemeyeceklerdir çünkü kişisel gelişim sadece üniversiteyle olacak birşey değil. tüketim konusunda ise üniversite okuyan yada okumayan herkesin hatası var. çünkü tüketim çılgınlığı ve kollektif bilinçaltının yanına farkındalıktan uzak bir toplum eklenince sonuç elbette ki sömürü oluyor.

  3. kimyagerhakan | 29 Ekim 2010, 20:14

    babamların zamanında bir ortama üniversiteli geldiğinde ayağa kalkıp saygı duyulur, ağzından çıkan kelimeler özlem ve imrenmeyle dinlenirmiş. sayıları az ama düşünceleri ülke gerçeklerine fazlaymış.

    şimdi ise üniversiteli sayısı fazla nitelikse yerle bir. bu sistemin istediği bir operasyonun neticesi. içi boşaltılmış üniveristeler.

    ama şunu da atlamamk gerek ki; üniversiteye gidipte düzelmesi ihtimali olan% çok az insan kitleleri dahi hiç gitmeyen % sıfır dan iyidir

Yorum yazın: