Ötekileştiren Öteki

8 Kasım 2010, 21:34


Cumhuriyetin ilanıyla başlayan sıra sıra devrimlerden sonra meydana gelen ölçülü aydınlanma.Ortada yeni zümreler; Yeni şehirli sınıfı ve köylü sınıfı. Bir taraftan da  ortaçağ karanlığından kurtulmayı kafaya koymuş batının sanayi hamlesini şaşkın şaşkın izlerken emeğiyle, alın teriyle  koşturan yeni bir Cumhuriyet.

Yaratılan yeni sınıflar, sinema filmlerinin eski Tük versiyonlarında izlediğimiz derinlemesine seslerin ön planda tutulduğu siyah beyaz filmlerin, Kemal Tahir’in, Aziz Nesin’in, Rıfat Ilgaz’ın, Peyami Safa’nın ve nice yazarlarımızın bize anlattığı Anadolu insanı. Turist Ömer’le bütünleşmiş mizahi pragmatizm, Şaban karakteriyle toplumsal aşınmanın sinyallerini ve bir devrin ötekisinin sinyallerini veren trajikomik  ifade tarzı hala ekranlarımızı süslüyor.

Görsel araçların hakimiyetinin, yazılı kültürü tercih etme eğilimini azalttığı bir çağda bizi bize anlatan her görsel objede kendi döneminin ötekisine ait izlere çok rahat rastlamak mümkün. Toplumsal hassasiyetlerimizi çokgenlerle ifade edecek olursak,en azından  Din, Vatan, Millet ve Vicdan’dan oluşan bir dörtgenle karşılaşırız.Toplumun dünden bugüne kırılma noktalarından, en hassas değerlerden oluşan bir toplumsal hassasiyetler dörtgeni. Derinleştirdikçe eklenecek çok fazla kavram bulunabilir ama geneli yansıtması açısından bunlar şimdilik yeterli.

Birinin veya bir topluluğun, bir başkasını yada başkalarını kendinden ayrı tuttuğu  düşünceler, aidiyetler, inançlar nedeniyle farklı görmesi ve farklı tutması hastalığı, kısaca ‘öteki’. Senin benden farklı olduğunu vurgulamanın hem sözlü hem de davranışsal hastalığı. Aynı havayı teneffüs etmek istemememizin gerekçesi. Senin bana benim sana düşman olmamızın ayrı bir gerekçesi.

Aynı havayı, aynı suyu paylaşmamız yetersiz, alın terimizin, göz yaşımızın ve hatta kanımızın aynı topraklara düşmesi de anlamsız, benim var olmam için güçsüz olanı kendisi için değersiz kılmanın ve onun gerçekten benim yanımda yabancı olduğunu kabullenmesinin verdiği pişkin yüz ifadesi, çocukluktan gelen bir alışkanlık. Çocukluktaki evcilik oyunları dışındaki oyuncak arabalı oyunlarda kız çocuklarının öteki ilan edilmesi, bez bebekli oyunlarda ise erkek çocukların öteki ilan edilmesiyle başlayan bir serüven. Hayatımızdaki tüm yabancıların farklı yönleriyle yer alması ve cinsiyetten tutunda, dil, din, ırk, renk gibi temel gerçekliklerin bir ayrışmaya dönüşmesinin yarattığı tehlikenin hala varolabildiğinin farkında mısınız?

Günümüzün tüm yabancılaşmalarında bir başkalık arama dürtüsü yer alıyor. Dışlamanın kriterleri her toplumda her toplulukta farklı yöntemlerle varoluyor. Ama en kötüsü ölümcül ötekileştirmeler, sonu şiddet aracılığıyla ölüme varan dışlamalar. Vahşeti çağrıştıran kimlik ispatları.

Bu ‘öteki’nin bizim topraklarımızda da bir serüveni var. Siyasi tarihimizin sokağa vurumunda da izlerine rastlamıyor değiliz. Yakın tarihimize göz atacak olursak önce  Rumlarla bir ötekileşmemiz oldu hemen ardından Ermenilerle. Buradaki fark belki de bir grubun ötekileştirilmesi değil öteki olmak istemesiydi. Öteki olmak isteyen ve bu yolda Makyavelizmi kendine çanak tutan gruplar. Bu grupların ötekileşme isteklerinin bedeli çok kanlı ve çok acı oldu. Bir asparagas yüzünden 6-7 eylül’de intikam ve hınç kokan olaylar yaşadık. Ardından 60’lar ve 70’lerin fikri ötekilerinden sonra nihayet 2010’lara varmış bulunmaktayız.

Dünün köylüsü, taşralısı bugünün şehir ortamına sıkışmış ve  varoş kültürünün ürünü olan yığınlar, dününden uzak, bugününde gariban yarınında meçhul bir nesil yetişiyor ulu orta ve kimsenin farkında olmak istemediği.  Bu altyapıyla şekillenen şartlanmaların dayattığı peşin yargılar birktikçe birikiyor. Hepsi üst üste bindikçe önüne geçilemez hale gelen  toplumsal travmanın etkilerinin ergeç hissedilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Günümüzün ötekisinin ayrım  noktası, dünün ezilmişi olarak bugünün galibi olmanın sevinci. Aslına bakarsanız ikisi de hatalı. Biri hesaplaşma derdinde diğeri güç. Dünün dünde kaldığını birileri birbirlerine anlatmalı, yarına ait söylenecek  her şey bu ülkede yaşayan herkesin kulaklarında çınlayıp, umudunu arttırmalı.

Ben ötekiyim çünkü türban takıyorum, sen ötekisin çünkü Kemalistsin. Sen ötekisin çünkü muhafazakarsın, ben ötekiyim çünkü modernim. Böylesine ayrımların sonunun varacağı şiddete dayalı kutuplaşma ister istemez birer tehdit olarak kapımızın önünde duruyor. 87 yıllık belirli bir modernleşme çizgisini belirlemiş bir Cumhuriyette hala gelenek ve modernizm arasında sıkışıp kalmış olmak, alacak daha çok yolumuzun olduğunun göstergesi.

Bireyin yaşam biçiminin de ve Cumhuriyetin kazanımlarının da göremezden gelinmeyeceği  günümüzün ihtiyaçlarına ve toplumun beklentilerine karşılık verecek, ötekine ve ötekiciliğin varlığına  fırsat vermeyecek çoğulcu yeni bir Anayasayla yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Toplumdaki hiç bir sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel sınıfı tedirgin etmeyecek, eşitliği esas alacak aşağı mahalleyide, yukarı mahalleyide orta mahallede buluşturacak bir politik adımın önüne başka bir gündem maddesinin geçmesine fırsat vermemek gerekli.

Dün köylüyü, ekonomik olarak alt sınıfları ‘Ötekileştirmiş’ statükocu elitist zümre bugün, siyasetten dün ötekileştirdikleri tarafından ‘Öteki’ durumuna düşmenin acısını yaşıyor. Ötekiler karşısında hep güçlü olacaklarını düşünerek alışkanlık haline getirdikleri ‘böyle gelmiş böyle gider’ci anlayıştan ötürü bugün temsilen bir azınlık gücüne dayanan dünün ‘ötekisi’ bugünün ‘ötekileştireni’ sanki geçmişin intikamını almak üzere dün kendini ötekileştireni bugün öteki yapma peşinde. Kamuoyu, tarihin tekerrürden ibaret olduğu düşüncesine olan itikati bir kenara bırakarak 87 yıllık Cumhuriyet tarihindeki negatif  benzeri vakalara meydan açaçak  yeni bir  tekerrüre düşmeden  öteki’ni siyasi ve toplumsal lüteratürden çıkararak, dayanağı insan ve vicdan olan pratiğe taşınma kolaylığına sahip anayasal bir  hamle yapmak zorunluluğundadır.

Can Ozan Tuncer



İlginizi çekebilecek yazılar:

Bir yorum var

  1. Şahbettin Uluat | 8 Aralık 2010, 11:46

    Kıymetli Dost,

    Önemli konulara değindiğin, değerli yorumlar yapıp çözümler önerdiğin bu güzel yazını okurken kendimi hızla giden bir arabadaki yolcu gibi hissettim.

    Biliyorsun, dolusun ve bildiklerini, düşündüklerini paylaşmak, önerilerinin gerçekleşmesini görmek, çözümlemelerinin anlaşılmasını sağlamak istiyorsun. Hepsi gerçekten güzel.

    “Ben ötekiyim çünkü türban takıyorum, sen ötekisin çünkü Kemalistsin. Sen ötekisin çünkü muhafazakarsın, ben ötekiyim çünkü modernim” derken bizdeki temel ve basit sorunu ne güzel ifade ediyorsun.

    Elbette ne kadar işe yarar bilmiyorum ama bu kıymetli yazılarını yazarken rahat bir ortamda, çayını, kahveni yudumlarken yazsan ya da yazdıktan sonra saydığım koşullarda yeniden elden geçirsen çok mükemmel çalışmalar çıkacak ortaya ve bana göre çok daha fazla kişi yorulmadan, zevkle, öğrenerek, ilham alarak okuyacak.

    Yüreğine, kalemine sağlık.

    Yolun açık olsun.

Yorum yazın: