Umuda Yolculuk
29 Temmuz 2010, 10:08 | 516 kez okundu
Hayatta karşı cins ile olan ilişkilerimize baktığımızda, iki tarafın birbirine üstünlük kurma çabasını görürüz. Bu çaba bir tarafın zaferiyle sonuçlanmasıyla sıra zafer sahibinin yenilgiyi kabul etmiş karşı cinse; inancını, yaşam tarzını, hayata bakış açısını ve doğrularını kabullendirme savaşına gelir. Kısacası; kişi, karşısındakini kendisine benzetmeye çalışır, çünkü inandığı değerlere neden inandığını bilmediğinde karşı tarafın kendisinden farklı düşünmesi kişiye korku ile birlikte tedirginlik getirir. Farklı görüşlere saygı duymayan, eleştiriyi hakaret sayan, ben merkezli bir insandan farklı bir şey beklenmese gerek.
Toplumda ise durum bundan farklı değildir. Bizler insanları gruplaştırmayı veya kendimizi bir gruba dâhil etmeyi olmazsa olmaz haline getirdik. Neden korkuyoruz? Sanki birileri bizi sonsuzluğa itecekmiş gibi sürekli bir gruba ait olma çabası ve karşımızdaki insanlara da o gözle bakma alışkanlığı. İnsanların kendi ırkından, dininden, mezhebinden, renginden ve düşüncesinden farklı olan insanlara önyargı ile yaklaşması, o insanları gruplaştırıp, karşısına alıp, onlara düşüncelerini kabul ettirme, yukarıdan onlara bakma isteği…
Sürekli geçmişiyle övünen fakat ileriye dönük hiçbir şey yapmayan, çıkarlar, menfaatler, ben senden üstünüm duyguları yüzünden bir araya gelip konuşamayan, sorunlarını çözemeyen, bunun sonucunda şiddete başvuran insanlar… Sırf inançları ortak olmadığı için karşı tarafın diri diri yakılmasını gülerek izleyen, kendisiyle aynı ırkı paylaşmadığı için onun yok edilmesini veya def edilmesini isteyen, kendi inandığı gibi ve şekilde inanmayan bir insana dinsiz yaftasında bulunan, dini tekeline alan, ahkâm kesen insan olabilir mi? Biz insan olmadan insan gibi yaşamanın derdine düşmüşüz, neden sorunlarımız çözülmüyor, birbirimizi anlamıyoruz diye düşünüp durmuşuz.
Ülkemize baktığımızda, ırksal ve mezhepsel bölünmüşlük, eşitsizlik açık bir şekilde ortadadır, bundan yakınan ve düzelmesini isteyen insanların bugün bir şeylerin düzelmesi çabalarına karşı dinlemeden, sabretmeden muhalif olmaları şaşırtıcıdır. Kürt sorununun çözülmesi, insanlararası eşit hak ve özgürlüklerin sağlanması konusunda ki çabaların, insanların siyasi düşüncelerinin paralelinde olmayan kişiler tarafından yapılması, ülkemizdeki siyaset üstü konuların çözümünü zorlaştırıyor. Ülke bölünecek masalları siyaset için malzeme olmaya devam edecektir, çünkü potansiyeli yaratılmıştır ve vardır. Onlarca yıldır kardeşliği bozamayan terörün bitirilmesi için yapılan çalışmalar mı ülkemizi bölecek? Yoksa hiçbir şey yapmayarak çözümü sadece TSK’ne bırakmak mı ülkemizi bölünmekten alıkoyacak?
Bir insana baktığımızda onun farklılıklarını görmeden, güzelliklerini görmek, sevgi ve saygıyı somutlaştırmak, insanların olumlu ve ortak yönlerini görerek insanlararasında duvar yerine köprü kurmak çok mu zor? Hangimiz dinini, mezhebini, rengini, ırkını kendi seçti? Evet, bir özlem içindeyim; birbirimize bakarken farklılıklarımızı unutup, insanları kendimize benzetme savaşını bırakıp, geleceğe sorun değil sorunsuz bir dünya bırakmanın çabası içerisinde, insanın insanı sömürmediği, bir insanı sevmek için, sevilecek olanda sıfata gerek duyulmadığı, bir yaşamın özlemindeyim…
Çağlar ARU
Selçuk Üniversitesi İktisat Bölümü Öğrencisi
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:
Yazıya yorum yazabilmek için önce giriş yapmalısınız.

Yazan:



