Yeteneksizlik ve Kimlik Üzerine
12 Şubat 2010, 20:26 | 519 kez okundu
Yeteneksizsiniz Türkiye! Pardon yetenek sizsiniz şeklinde ayrı yazmam lazım hakaret olmasın değil mi? Bunun nedenini sorgulamak ne kadar saçma ise o program da o kadar saçma işte o kadar. Kusura bakmayın sevgili seyirciler ama bu kez sizi cezbedemeyeceğim, çok kıymetli izleyiciler size, telefon bağlantıları falan sunamayacağım ve maalesef Hülya Avşar ile Acun Ilıcalı yok bu kez. Çünkü benim programım da gerçek yeteneksizlik var! Öyle kelime oyunu ile yetenekliymiş gibi gösteremeyeceğim sizi. İçine düştüğüm çukurda gerçek (realite) var ve o benim her yerimden tutmuş bırakmıyor. O nedenle siz de beni dinleyecekseniz (tutmaz böyle şeyler) mecbursunuz benim gerçekliğime. Klişedir “Gerçekler acıdır ” lafı ve klişedir “Açlığını bile bile üzerine gitmek”. Niçin kıymetli popolarınızı güzelim koltuklara kilitliyorsunuz o televizyon makinasının başında? Yeteneksizliğimizi, yani acı olanı görmek için değil mi, tebrik ediyorum hepinizi bir kere daha, bu kadarına pes doğrusu, kimliksizliğinizi bu kadar kolay kabul etmenizi geçtim, bunu bir de izleyebiliyorsunuz. Bir kimlik, bir kimlik ve bir kimlik diye başlasaydı keşke Necip Fazıl üstad gençliğe hitabesine. Gençlik, tarif ediyordu o kimliğe sahip olması gereken, ama biz kimliği kaybetmişken gençliği nasıl bulacaktık?
Msn ve Facebook’u alışkanlığı haline getirmiş ve ondan kopamayan, iki kelam okumayan, birbileri ile belaltı şakalaşmaktan keyif alan bir gençlik!
“Yetenek Sizsiniz” adlı program üniversiteleri geziyor, programa renk katmak içindir herhalde. Gençlik üzerine çeşitlemeler mi izlemek istiyorsunuz buyrun buradan yakın işte. Boru ile müzik yapmanın, kıç sallamanın ve abudik gubudik şeylerin yetenek sayıldığı Türkiye’mizden gençlik manzaraları… Adamlar proje üretsinler biz izlemeye devam edelim televizyonlardan. Bunları herkes mi biliyor, biri bunu mu dedi? Bildiğinizi okumayın o zaman kardeşim. Bilmediğinizi çok okuyorsunuz ya zaten bildiklerinizi izlemeye devam edin! Türkiye’de genç potansiyel varmış ve Avrupa bu nedenle ihtiyaç duyacakmış, kimse kusura bakmasın ama böyle gençliği Avrupa ne yapacak? Ha yaşlılarımız çok mu kıymetli diye sorsam orada da tıkanıklık yok değil. Gençliği böyle olan memleketi yaşlılar bu hale sokmuştur demek ne kadar kolaycılık ise gençliğe de tüm sorumluluğu yüklemek o kadar zordur. Bizde sorun bir önceki nesil bir sonraki nesil sorunu değil. Sorun kimlik sorunudur ve ben idrakıdır! Kimiz biz ? Türk milletiyiz, İslam evladıyız, ortaya karışığız falanız filanız… Yok kimlik bu değildir. Kimlik bir binadır ve temelinde kültür vardır. Bizim bina nerede ki temeli bulalım.
İşte kimlik budur aslında, senden alınan senden çalınan ve senden alanların senden daha iyi bildiğidir senin kimliğin. Manas Destanı’nı biz uzunluğu ile biliriz, deriz ki; “Manas Destanı gibi giriş yaptın konuşmaya”. Ergenekon falan filan zaten hukuk meselesi haline gelmiştir. Balkanlar dediğinde neresi canlanıyor kafanda ? Kafkas İslam ordusu diye bir şey bilir misin? Bugün Filistin‘deki adamın arazisinin ona ait olduğunu ispat etmek için girdiği arşiv neresi? Son padişah Vahidettin’in kabristanı nerede? Kuşçubaşı Eşref kimdir? Molla Hüsrev ile Molla Gürani kime ne öğretmiştir? Mevlana Celaleddin Rumi’nin en yakın ahbabı Şems-i Tebrizi nereden gelmiştir? Diyar-ı Rum neresidir? Şah İsmail ile Yavuz neden satranç oynarlar? Osmanlı dediğin atın üstünde kılıç elinde fetih mi yapmış yıllarca, Enderun nerede, Reis-ül Küttab kim? Harem bildiğin karı-kız oynatılan yer mi? Uzar gider bu sorular ve uzayamaz maalesef cevaplar. İşte kimlik budur aslında, senden alınan senden çalınan ve senden alanların senden daha iyi bildiğidir senin kimliğin.
Boru ile müzik yapmanın, kıç sallamanın ve abudik gubudik şeylerin yetenek sayıldığı Türkiye’mizden gençlik manzaraları…
Gerçi senin kimliğini bilmen de işe yaramaz bazen, hemen bir havaya girersin evlad-ı fatihan oluverirsin başımıza. Ülkeler fethettin diye, 600 yıl yaşadın diye kasılırsın romantik milliyetçilik edalarıyla. Şimdi bir soru daha sorarım, neden 1950′den sonra Türkiye’de Entelektüel yaşam düne göre daha geride kalmıştır? Eski Beyoğlunda kravatlı – dopyesli gezen ve hanımefendi – beyefendi diyen insanları neden özler hale gelmiştir bugünkü Beyoğlu sakini? Peki Modern Cumhuriyeti kimler kurmuştur? Sırasıyla gidecek olursak eğer, birincisi tarihini bilmeyen kültürünü idrak edemeyen bir nesildir 1950 sonrası, ikincisi kimliğimizdeki naiflik, kardeşlik, dostluk ve kısacası saygı yitirilmiştir. Beyoğlunda ve üçüncüsü Osmanlı’nın güzel eğitim almış, kendini yetiştirmiş subayları kurmuştur “Modern Cumhuriyet”i. Ben idrakine sahip olan insanlar kurmuştur Cumhuriyet’i, onlar Avrupalı’nın bilmem kimin büyüklüğüne değil kendi kimliklerinin büyüklüğüne inanmıştır. Kendi tarihinden feyzalmıştır bu kıymetli insanlar. Korkak, ürkek, kendini ifade etmekten aciz değildir, açın bakın Lozan Antlaşması’nın zabıtlarına ve görün nasıl konuşmuşlar Avrupa’nın karşısında. Şimdi bizim gençliğimiz yahut ihtiyarlığımız, hepsi bir komplo içindedir. Herkesi bir aman o ne der aman bu ne der korkusu sarmıştır. Çünkü kendini bilmez haldeyiz, çünkü biz kimiz sorusuna verecek bir cevabımız yok artık! Umut nerede? Gençlikte ve gelecek nesillerde. Gençlik nerede yeteneksizsiniz Türkiye’de. Milli Eğitim Bakanı’na açık bir mektup mu yazmak lazım üniversitelerin halini görmesi için? Üniversitelerin çokluğu değil ne ürettiği, nasıl insanlar mezun ettiği önemli diye düşünüyorum.
Şimdi bizim gençliğimiz yahut ihtiyarlığımız, hepsi bir komplo içindedir. Herkesi bir aman o ne der aman bu ne der korkusu sarmıştır.
Üniversite mezunu işsizliğin %28 civarında olduğu ülkemin nitelikli genç iş gücü nedir? Nitelikli gençliği olmayan bir ülkenin geleceğinden ne beklenmektedir? Dış politikada atılım yapıyormuşuz, Ahmet Davutoğlu ölünce heykelini dikecek değil, onun sürekliliğini sağlayacak insanlara ihtiyaç var! Elimizde ne var peki? Msn ve Facebook’u alışkanlığı haline getirmiş ve ondan kopamayan, iki kelam okumayan, birbileri ile belaltı şakalaşmaktan keyif alan, bir gençlik! Ben bu gençliğin içindeyim, hergün soluyorum bu havayı ve iğreniyorum artık. Ben ne yapabilirim diye düşünmekten beynimi kemiriyorum ama herkese göre hayat güzel. Sonuç mu? Öldürdüğüm bir ülke gençliği var karşımda ve umutsuz bir vaka. Ama tıp bile yüzde yüz diyemezken ben de herşey bitti diyemem. Kendimi çok mu iyi biliyor sanıyorum, hayır, ama rekabet edecek bir ortam arıyorum, motivasyon arıyorum. Küçük dünyamdan çıkmak istiyorum ve küçük dünyalarımızı hep birlikte terketmemiz gerektiğine inanıyorum. Büyük olacak ülkemin büyük düşünen gençleri olabilmek. Kendi lisanından başka lisanları da öğrenmiş, dünyayı idrak etmiş ve merkezinde kendini görmüş bir gençlik. Bu da ancak kimliğini idrak eden bir gençlik ile mümkündür. Yetkili olan olmayan herkese duyrulur, kimlik aranıyor!
“Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes,
Ey kahpe rüzgar artık ne yönden esersen es!”(1)
1. Necip Fazıl Kısakürek
Burak Yalım
burakyalim_16[at]hotmail.com

Yazan:




Gercekten güzel bir yazı ve bir o kadar da gercek okulum da bile bilgisayar sınıflarına ilk oturan kişinin işi facebook acmak en güzide üni. Bile anasayfa google değilde facebook olmus durumda. bende dahil gençlerin beyni artık fazlasıyla uyusturuluyor ve buda dusunme ve üretme yeteneğimizi köreltiyor.
açıkçası yetenek sizsiniz’de bi zarar görmedim ben, yetenektir ya da değildir bi yarışma ve eğlence programı. Ha ama şu kısma üzülerek katıldım;
Msn ve Facebook’u alışkanlığı haline getirmiş ve ondan kopamayan, iki kelam okumayan, birbileri ile belaltı şakalaşmaktan keyif alan, bir gençlik!
Aynen öyle. belaltı şakalaşmak ne kelime şaka değil artık günlük konuşmalar bu hale gelmiş durumda ve bunlardan tiksindiğim için her gün kendi kendimi yemekten ben bıktım. Böyle bi ortam böyle insanlar mı üniversite dedim durdum.
Kimlik sorununa çok iyi dikkat çekmişsiniz ama yetenek sizsiniz ile bir alakayı açık söyleyeyim göremedim. Ama dikkat edilesi bir husustur ki, orada Türkiye’nin alanında en iyi hocası gelse o salonu doldurmazlardı bunu da söyleyebilirim kesinlikle.
Neyse çok dağınık bir yorum oldu ama bir kimlik bir kimlik bir kimlik demese de Necip Fazıl biz bugün diyoruz…
Beyoğlu döpyesli gezen ve beyefendi diyen henımefendileri özlemiş! Bu türk solunun umutsuzluğu gençliği öldürmüş olabilir mi= ya da öldü sayıyor… Merak ediyorum tarihi gençlerin iyi bilmemesinin nedeninin artık tarih kitaplarında yazan saçmalıklara inanmamalarından kaynaklı olduğu hiç aklnıza gelmiyor mu? Ve sizlerin bunun karşısında durmak için sadece umutsuz yazılar yazıyor olmanız da düşündürücü değil mi?
sosyal olmak, dunyayı takıp etmek, yenı ınsanlar mekanlar ulkeler kulturler kesfetmek ne kadar guzel ve insani olsa da, facebook-messenger-myspace-hi5-twitter-delicious-ve daha pekcok sosyal paylasım sıtesının aslında bır kendını gosterme platformuna donustugunun gorulmesı zor degıl.
amacında kullanıldıgında hayatı kolaylastıran ve guzellestıren seylerın bır alıskanlık halıne gelmesi ıse oldukca gereksız zaman harcamaya sebep oluyor..facebook da bır dakkalık bır ısımı halletöek ıcın gırdıgımde tam 2 saat kalmıs oldugumu farketmem ve ınsanların hayatıma cok fazla mudahale ettıgını gormem, ınsanların ozel hayatına dıkkat etmemesı yuzunden dolaylı ve dırek olarak etkılenmem sbebıyle facebook hesabımı 2 aydır kullanmıyorum…msn i sadece hızlı mesajlasmalar ıcın, twıtter ı da ısımle alakalı dunyanın pekcok ulkesındekı meslektaslarıma ulasabılmek adına kullanıyorum…facebook da oyun oynayan ve bırbırının yuzunu gormeden sureklı msnden konusan ınsanlara bakın…yuzyuze konusmayı ve normal sosyal hayatta ınsanlarla dıyalog kurmayı unuttular…hersey cok sanal oldu…herkes SANIYOR…ılıskıler arkadaslıklar bıtıyor…bence bıreyler zekalarını kullanmalı yoksa kullanılmayan seyler kaybolmaya makumdur..facebook ve dıger paylasım sıtelerı daha fazla cınsellık ıcerıyor…gorsellık hedef olmus…amacında kullanılmasını tavsıye edıyorum…karsı degılım…ancak cok uygun fıyatlarla ınternet hızmetı satınalınan bu ulkede pclerın neredeyse dagın basında bulundugu bu ulkede ve ekonomık krızın hat safaya ulastıgı bu ulkede ınsanlar asosyal kalmamak ıcın kendılerıne cızılen bu kaderın oyuncuları oldular…TEKNOLOJIYI KULLANIN, ESIRI OLMAYIN…;)
Yazının başında girişini yaptığınız sorunu bence yanlış teşpit etmişsiniz. Gençliğin temel sorunu kimlik ve ben sorunu olmaktan farklıdır. Bence asıl sorun politik bilinçsizlik, sistemin kendini yönlendirdiği noktayı sorgulamadan akışa kapılmaktır. Hangi ülkede kimle tartışırsanız kendi gençliğinden şikayet edecektir. Dolayısıyla gençliğin apolitik, sorgulamadan uzak yapısı milli tarihinden, kültürel bağlarından çok temelde DÜNYAYI YORUMLAYACAK BİLİNCE sahip olmamasındadır. Bilim, felsefe, politik sistemleri tartışan ve uygulayabilen bir gençlik eğer özlemimizse, sorunu evrensel düzeyde evrensel değerlerle tartışmak gerekir.
Uzun süredir kafa yorduğum bir konu üzerine, tatmin edici ve düşündürücü bir yazı yarattığın için teşekkürlerimi sunuyorum.
Acı olan ise, yazını okurken bu kadar büyük bir haz almama rağmen, sonuna geldiğimde zihnimde hiç hoş bir tat bırakmaması. Bunun sebebi de kuşkusuz ki bizzat kendimin ”kimliksizlik” mes’elesiyle boğuşmam. Alaka gösterdiğimiz bir konuda bile, iş biraz tafsilata girince, hemen üstteki kırmızı çarpıyla çözüme ulaşıyor, yeni bir sekmede facebook’umuza giriş yapıp, beynimizi uyuşturuyoruz. Hangimiz ilkokul arkadaşını, kendinden daha çok seviyor? Hangimiz, her geçen gün artan bir hızla kendi kendimizi oyaladığımızın, ertelediğimizin ve blokladığımızın farkında değil?
Merhaba,
Daha öncesinde görmediğim yazınızı, kendi yazdığım yazı yayınlandıktan sonra tesadüfen görüp okudum az önce.Birbirini tanımayan iki insan olarak ne kadar paralelmiş düşüncelerimiz.
Aytek Can
http://www.radikalgenc.com/toplum/teknoloji-olum-demek